TTB, ‘Türkiye’nin Sağlığı’nın röntgenini çekti

0
353

TTB tarafından çekilen “Türkiye’nin Sağlığı -2019” röntgeninde iflah olmaz hasstalıklar çıktı;  2018 yılında 11 bin 629 bebekten 5 bin 373’ü, 14 bin 240 beş yaş altı çocuktan 7 bin 989’u  yaşamını yitirdi. 6 Milyon vatandaş 1 Ocak 2020 itibariyle prim borçları nedeniyle GSS kapsamından çıkartılma riskiyle karşı karşıya. 2019 yılı verilerine göre 10 şehir hastanesi Sağlık Bakanlığı bütçesinin yüzde 12’sini kullandı. Planlanan şehir hastaneleri bittiğinde, Sağlık Bakanlığı bütçesinin yüzde 64’ü şehir hastanelerine ayrılmış olacak. Sadece bu üç veride bile Türkiye’nin sağlığının ne kadar bozuk olduğu ortaya çıkıyor.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi tarafından ortaya konan  “Türkiye’nin Sağlığı-2019” verileri, sağlıktaki vahim tabloyu ortaya koyuyor.

TTB Merkez Konseyi Başkanı Sinan Adıyaman tarafından açıklanan tablo,  adeta ‘Türkiye’nin sağlığı’nın hastalıklı röntgeni gibi. Sağlık Bakanlığı (SB), Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) ve Tıp Eğitimi Programlarını Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (TEPDAD) tarafından 2 Ocak 2020 tarihine kadar yayımlanmış en son veriler kullanılarak yapılan değerlendirme, sağlıkta karanlık tabloyu açıkça ortaya koyuyor.

İşte ‘Türkiye’nin Sağlığı” röntgeninin satırbaşları;

TÜRKİYE’DE TOPLUMSAL SAĞLIK DÜZEYİ VE SAĞLIKTA EŞİTSİZLİKLER:

2018 yılında 11 bin 629 bebek, 14 bin 240 beş yaş altında çocuk yaşamını kaybetti. Yani her bin canlı doğuma karşılık 9.3 bebek birinci doğum gününü göremeden, 11.4 beş yaş altı çocuk da beş yaşından önce öldü.

Bebek ölüm hızı (BÖH) en düşük (iyi) olduğu ilde binde 5.0, en yüksek (kötü) olduğu ilde ise binde 15.3 olarak gerçekleşti. İller arasındaki sosyoekonomik eşitsizlikler giderilebilseydi, 2018 yılında yaşamını kaybeden 11 bin 629 bebekten 5 bin 373’ü, 14 bin 240 beş yaş altı çocuktan 7 bin 989’unun ölümünü engellemek mümkün olabilecekti.

TÜRKİYE’DE TIP FAKÜLTELERİ, TIP EĞİTİMİ VE HEKİM GÖÇÜ:

2019 yılında 117 devlet ve vakıf üniversitesine öğrenci kaydı yapıldı. Bu tıp fakültelerinden sadece 38’inin mezuniyet öncesi eğitim programı akredite. Tıp eğitiminin değerlendirilmesi alanında, bağımsız kimliği ve yetkinliğiyle yurt içi ve dışında kabul gören, TEPDAD tarafından akredite edilmiş mezuniyet öncesi eğitim programlarının sadece yüzde 32.5’i akredite. Yani, 69 tıp fakültesinin mezuniyet öncesi eğitim programlarının asgari standartları taşıyıp taşımadıkları bilinmiyor.

YÖK, 2019-2020 eğitim-öğretim döneminde 5’i yurt dışında olmak üzere, 122 tıp fakültesi için 15 bin 500 öğrenci kadrosu ilân etti, sınavı kazanan öğrenciler Eylül 2019’de birinci sınıf öğrencisi olarak tıp eğitimine ilk adımını attı. YÖK’ün verilerine göre, her bir tıp fakültesi için ortalama 123 öğrenci kontenjanı açıldı.

Bununla birlikte, 2019 yılında 1047 hekim, başka bir ifadeyle, yaklaşık 9 tıp fakültesinin birinci sınıf öğrencisi sayısı kadar hekim, başka bir ülkede çalışabilmek için Türkiye’den göç etti.

SAĞLIK GÜVENCESİ KAPSAMI VE SAĞLIK SİGORTASI PRİMİ:

Sağlık hizmetlerinin finansmanında AKP’den önce hâkim olan model genel bütçe ve kamu sağlık sigortası modeliyken, 2008 yılından itibaren, genel sağlık sigortası (GSS) adı altında “Neoliberal Kamu Sağlık Sigortacılığı” modeline geçildi. Bu tarihten itibaren her vatandaş vergiler dışında, “sağlık sigortası primi” ödemek zorunda kaldı.

2018 yılında 82 milyon 3 bin 882 olarak hesaplanan Türkiye nüfusunun sadece 70 milyon 196 bin 504’ü GSS kapsamında olabildi. Yani nüfusun yüzde 14.4’ü (11 milyon 807 bin 378 kişi) GSS kapsamı dışında kaldı.

2019 yılında 83 milyon 209 bin 339 olacağı tahmin edilen Türkiye nüfusundan, Eylül 2019 verilerine göre, 70 milyon 49 bin 236 kişi GSS kapsamında olabildi. 13 milyon 160 bin 103 kişi yani yüzde 15.8’i GSS kapsamı dışında kaldı.  GSS kapsamı dışında olanlar bir önceki yıla göre yüzde 10 arttı. Resmi olmamakla birlikte, 6 milyon kişi 1 Ocak 2020 itibariyle sağlık sigortası prim borçları nedeniyle GSS kapsamından çıkartılma riskiyle karşı karşıya.

 

SAĞLIK SİGORTASI PRİMLERİ ÖZEL HASTANELERE:

SGK, 2018 yılında, her bir başvuru başına 2. Basamak Devlet Hastanesine ortalama 52,26 TL, 2. Basamak Özel Hastaneye ise ortalama 115,18 TL ödedi. Aradaki fark yüzde iki yüzün üzerinde, 2.20 kat.

SGK, 2019 Ağustos ayı itibariyle de her bir başvuru başına 2. Basamak Devlet Hastanesine ortalama 52,59 TL, 2. Basamak Özel Hastaneye ise ortalama 113,64 TL ödedi. Aradaki fark yine yüzde iki yüzün üzerinde, 2.16 kat.

Ayrıca, SGK, bir sağlık finans kurumu olmasına karşın, 2018 yılında sağlık yatırımları için yaptığı harcamayı bir önceki yıla göre yüzde 612 (6.12 kat) artırarak 249 milyon TL’den 1 milyar 523 milyon TL’ye yükseltti. Yani SGK, yurttaşlardan genel olarak sağlık hizmetleri ve ilaç giderleri için topladığı prim gelirlerini hizmet satın alma dışındaki alanlara harcadı. Bu da yurttaşa sağlık sigorta primine zam olarak yansıdı.

SAĞLIK HİZMETLERİNİN FİNANSMANI:

Sağlık harcamalarının GSYİH’deki payı son üç yıldır düzenli olarak azaltıldı. 2015 yılında yüzde 5.4 olan bu pay, 2018 yılında yüzde 18 azaltılarak, 4.4’e düşürüldü. Bu payın TL olarak karşılığı yalnızca 165 milyar 234 milyon oldu.

2018 yılındaki 165 milyar 234 milyon TL toplam sağlık harcamasının 114 milyar 838 milyon TL’si (yüzde 69.5’i) kişiler tarafından gerçekleştirildi. Merkezi ve yerel devlet tarafından ise 50 milyar 396 milyon TL (yüzde 30.5) harcandı. Yani, 2018 yılında kişi başına düşen ortalama sağlık harcaması 2 bin 30 TL ve  bunun bin 411 TL’si kişiler tarafından yapılırken, devlet, kişi başına sadece ortalama 619 TL sağlık harcaması yaptı.

Vatandaş, GSS için prim ödemesi, reçete katılım payı, muayene katılım payı, ilaç katılım payı, ilaç fiyat farkı vb. 10’dan fazla kalemde sağlık harcaması yaptı. GSS kapsamında olmayanların zorunlu olmak üzere yaptığı tedavi, ilaç ve ortez, protez giderleri de eklendiğinde, devletin sağlıktan elini çektiği ortaya çıkıyor.

BULAŞICI HASTALIKLAR:

Her ne kadar Sağlık Bakanlığ, Türkiye’de bulaşıcı hastalık konusunda herhangi bir sorun bulunmadığını öne sürse de hekimlerin ve sağlık emekçilerinin gözlemleri bu verilerle uyumlu değilç

Örneğin, yüz bebek ve çocuktan 96-98’inin tüm aşılarının yapıldığı belirtilmesine karşın, DSÖ’nün kızamık hastalığı ile ilgili Türkiye verileri bunu doğrulamıyor. DSÖ verilerine göre, Türkiye’de 2017 yılı itibariyle toplam kızamık vaka sayısı 69 iken, 2018’de 510’a, 2019’un ilk 9 ayında da önceki yılın aynı dönemine göre, 5.2 kat artarak, 2 bin 666 vakaya ulaştı.

Grip aşısı yapılması gereken yaklaşık 8 milyon kişiyi bulan risk altındaki gruplarla, sağlık emekçilerine Sağlık Bakanlığı tarafından zamanında ve yeterince aşı temin edilmediği için önemli bir bölümünün aşısı halen yapılamadı

SAĞLIKTA ŞİDDET:

TBMM Dilekçe Komisyonu’na Sağlık Bakanlığı tarafından 9 Eylül 2019’da gönderilen “Şiddet Vakaları Raporu” verilerine göre:

2018 yılında 12 bin 179 sözel, 661 fiziksel, 3 bin 1 fiziksel ve sözel olmak üzere toplam 15 bin 841 şiddet vakası yaşandı, yalnızca 11 bin 204’ü yargıya taşındı.

1 Ocak-31 Temmuz 2019 tarihleri arasında da 8 bin 498 sözel, 211 fiziksel, 2 bin 22 fiziksel ve sözel olmak üzere toplam 10 bin 731 sağlık emekçisine yönelik şiddet vakası gerçekleşti. Bunlardan sadece 6 bin 726’sı yargıya taşındı.

ŞEHİR HASTANELERİ:

2019 yılı sonu itibarıyla 10 ilde Şehir Hastaneleri yapımı tamamlanıp, hizmet üretmeye başladı. Sahipleri özel şirketler olan bu hasteneleri için

hem bina kirası hem de hizmet bedeli ödeniyor. Şehir hastaneleri kamunun arsalarına bedelsiz olarak yaptırıldığı gibi, sahiplerine yüzde 70 doluluk garantisi verilerek işlettiriliyor.

Şehir merkezleri şehir merkezlerine çok uzak alanlara kuruldu. Ankara Şehir Hastanesine ortalama ulaşım süresi 60 dakika, ulaşım için taksiye ödenecek ücret 110 lira. Görece şehir merkezine en yakın hastanelerden olan Eskişehir’de hastaneye ulaşım yaklaşık 30 dakika, taksi ile ulaşım ücreti 60 lira. Bu süre ve ücretler sağlık hizmetine olan ulaşımın ne kadar zorlaştığını gösteriyor. Oysa her iki şehirde de kapatılan hastanelere ve sağlık hizmetine ulaşmak çok daha kolaydı.

Şehir hastanelerinde çalışan hekimlerin ve sağlık çalışanlarının emek sömürüsü de geçmiş dönemlerin çok üzerinde. Çok ağır işler çok daha az sayıda sağlık çalışanına yaptırılıyor. Şirket adına çalıştırılan sağlık çalışanları deneyimsiz gruplardan seçiliyor ve iş akitleri kısa sürede sonlandırılıyor. İ

2019 yılı rakamlarına göre 10 şehir hastanesi Sağlık Bakanlığı bütçesinin yüzde 12’sini kullandı. Planlanan şehir hastaneleri tamamlandığında Sağlık Bakanlığı bütçesinin yüzde 64’ü şehir hastanelerine ayrılmış olacak. Bu da halkın sırtına yüklenen ağırlığı ve bu kaynakların da  hastane patronlarına aktarıldığını gösteriyor.