Mahkeme başkanından gazeteciye: Savunmanı sonlandırırım

0
309

Gazeteci Hayri Demir hakkında, Suriye’de yaptığı gazetecilik faaliyetleri nedeniyle “örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla açılan davanın 3’üncü duruşması, Ankara 15’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya, gazeteci Demir ve avukatı Nuray Özdoğan’ın yanı sıra Uluslarası Af Örgütü, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği temsilcileri katıldı.

Duruşma önceki celsede alınan ara kararlara dair dosyaya ulaşan belgelerin okunmasıyla başladı. İddianameye konu teşkil eden SD kartın Demir’in ikamet ettiği evden çalındığına ve buna ilişkin savcılıkça yürütülen soruşturmanın akıbetine dair Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca verilen yanıtta farklı bir soruşturma dosyasının sunulduğu anlaşıldı.

Demir, dava dosyasına ulaşan evraklarla ilgili olarak, “Bu dosyalar henüz UYAP’a yüklenmediği için evraklardan haberdar olmadım. Buna dair beyanlarda bulunmayacağım. Ancak geçen celsede görüntülerin birer kopyasının tarafıma verilmesi kararıyla görüntüleri inceledim. Buna dair beyanlarda bulunacağım” dedi.

KENDİSİNİN OLMAYAN GÖRÜNTÜ DÖKÜMLERİ DOSYAYA KONULDU
Demir, dosyaya dayanak oluşan görüntü dökümlerinde kendisine ait olmayan kısımların kendisine aitmiş gibi deşifre edildiğini örnekleriyle anlattı. Kendi beyanları olmadığı halde dosyaya konulan bu görüntü deşifrelerini kabul etmeyen Demir, dosyada elliye yakın görüntü deşifresinin tamamının gazetecilik faaliyeti kapsamında, çatışma bölgesinde çekilen anonslar olduğunu ve haber unsurlarından oluştuğunu kaydetti. Söz konusu görüntülerde herhangi bir suç unsuru olmadığını ifade eden Demir, görüntülere ait anlatımların mesleki faaliyetinin bir parçası olduğunu dile getirdi.

Dosyada Suriye Demokratik Güçleri’nin eski sözcüsü Talal Silo ile yaptığı bir röportajın da suç unsuru olarak gösterildiğini anımsatan Demir, “Söz konusu şahıs şu an Türkiye’de yaşıyor” diyerek, bu duruma dair beyanlarını sürdürmek istedi. Ancak mahkeme başkanı, Demir’in sözünü keserek, “Bunun dosya ile ne alakası var. Dosyadaki suçlamalara dair beyanlarda bulun” şeklinde sert bir ifade kullandı. Demir ise bu durumun dosyayla bağı olduğuna vurgu yaparak, “Bu şahsın Türkiye’de yaşadığı ortaya çıkınca Aralık 2017’de Reuters ve Anadolu Ajansı da kendisiyle röportaj yaptı. Hatta bu röportaj sırasında güvenlik yetkilileri de bulunuyordu. Ancak bu röportajlara dair tek bir soruşturma yok, üstelik röportaj yapılırken güvenlik yetkilileri de aynı ortamda bulunuyor ama nedense aynı şahsın açıklama yaptığı görüntüler benim hakkımda delil olarak dosyada karşıma çıkıyor.

DAVUTOĞLU’NUN ‘KIRMIZI ÇİZGİ’SİNE ATIF
Ayrıca bu röportaj yaptığım, çatışma bölgesindeki gelişmelere dair bilgisine başvurduğum bir kaynak. Bu kaynak Arapça konuşuyor ancak tutanağa ‘Kürtçe çözümlenemedi’ şeklinde geçilmiş. Bu bile aslında dosyanın nasıl bir saikle hazırlandığını gösteriyor” diye devam etti.

Demir, Aralık 2015’te bölgede bulunduğu sırada çektiği fotoğraf ve haberlerin, Hürriyet, Star, Evrensel, T24 ve Yeni Şafak gazetelerinde çıkan haberlerini mahkemeye sundu. Ancak mahkeme başkanı, haber örneklerinin olduğu dosyayı “üst yazı ile sunun” diyerek geri çevirdi.

Beyanlarına devam eden Demir, “Deşifrelerde özellikle nedense ‘Türkiye’nin kırmızı çizgi ilan ettiği’ kısmı dikkat çekilecek şekilde boldlanmış. Bu dosyanın oluşturulmasının tek nedeni de bana göre bu ifadedir. Bir intikam hırsıyla bu dosya hazırlanmıştır. Sunmak istediğim haberlerde de görülüyor, bu ifadeyi o günlerde tüm medya organları kullanıyordu. Çünkü dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu söz konusu bölge için ‘Türkiye’nin kırmızı çizgisidir’ demişti. O yüzden de kamuoyunun dikkatleri oradaydı” ifadesini kullandığı sırada mahkeme başkanı bir kez daha Demir’in sözünü kesti. Demir’i “siyasi savunma yapma, burası yeri değil. İddianamedeki suçlamalara yanıt ver. Burada siyasi savunma yapacaksan savunmanı sonlandırıp susma hakkını kullanmış sayacağım” diye sert şekilde uyardı.

Bu sırada itirazda bulunmak isteyen avukat Nuray Özdoğan’ın da beyanda bulunması engellendi.

Mahkeme başkanının bu tavrını kabul etmeyen Demir ise “Bu siyasi savunma değil, bana istinat edilen suçlamalara dair beyanda bulunuyorum ki, bu doğal hakkım. Ben beyanda bulunurken o dönemin konjonktürünü de anlatmak zorundayım. Bir bütün olarak ele alamadığım takdirde eksik kalacaktır” savunmasını yaptı.

HABER BAŞLIKLARI SUÇ UNSURU OLDU
Demir, açık kaynak araştırma tutanağında kişisel internet sitesinde yer alan yazılara dair de beyanda bulundu. Bazı röportajların başlığının alınıp suçlama olarak yöneltildiğini kaydeden Demir, “Bunlar benim görüşüm olarak verilmiş. Kolluk burada art niyetli hareket etmiştir. Çünkü başlığın alındığı yazının tamamı dosyaya konulmuş olsaydı bunların bir röportaj olduğu açık bir şekilde görülecekti. Örneğin ‘AKP’nin Kürtlere açtığı savaş darbe olarak geri döndü’ başlıklı haber de dosyaya suç unsuru olarak konulmuş. Oysa bu yazı dönemin HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile yaptığım bir röportaj ve Demirtaş’ın dile getirdiği beyanlardan bir başlık seçmişim. Bunlara benzer mahiyetteki yazılar da delil olarak gösterilmiş. Oysa ben bu yazılar nedeniyle 2016 yılında da hakkımda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu tarafından yürütülen soruşturmayla yargılandım. Hakkımda iddianame hazırlandı. Ancak basın kanunu göz önünde bulundurularak duruşma görülmeden davaya dair düşme kararı verildi. Bu dosyanın da mahkemenizce istenilmesini talep ediyorum” dedi.

Avukat Nuray Özdoğan, Demir’in sözünün kesilmesi nedeniyle mahkemeyi eleştirdi. Özdoğan, dosyaya yeni gelen evrakları incelemek ve beyanda bulunmak için süre talep etti.

Ara kararı açıklayan mahkeme heyeti Demir’in evinde yaşanan hırsızlık olayına ilişkin soruşturma dosyasının savcılıktan, daha önce hakkında benzer paylaşımlar nedeniyle açılan İstanbul ve Diyarbakır’daki dava dosyalarının mahkemelerden istenmesine karar verdi. Duruşma arasında gelen belgeleri inceleyip beyanda bulunması için Demir’e süre veren mahkeme, bir sonraki duruşmayı 28 Nisan’a erteledi.