Uğur Mumcu anmasında basın kartı iptalleri konuşuldu

0
363

UMAG tarafından organize edilen ve bir haftayı kapsayan 27. Adalet ve Demokrasi Haftası’nda, çeşitli kitle ve meslek örgütleri, dernekler, partiler Uğur Mumcu anma etkinlikleri düzenliyorlar. Bu etkinliklerden birisini de Kızılırmak Yerel Dernekler Federasyonu gerçekleştirdi.

Yılmaz Güney Sahnesi’nde önceki gün gerçekleşen ve “Gazetecilik Nereden, Nereye?” başlıklı panelde konuşmacılar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından o gün iptal edilen basın kartlarını da gündemlerine aldılar.

‘İSTEDİLER Kİ GAZETECİLER SUSSUZ’
Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Kızılırmak Federasyonu Genel Başkanı Murat Akyüz, 27 yıl önce evinin önünde, aracına konan bomba ile öldürülen Uğur Mumcu ile gerçeklerin, halkın haber alma hakkının hedefe konulduğunu söyledi. Ocak ayında öldürülen gazeteciler arasında Metin Göktepe, Hrant Dink’in de bulunduğunu belirten Akyüz, Türkiye’de 66 gazetecinin katledildiğini belirterek, “İstediler ki, gazeteciler sussun, gerçekleri araştırmasın, yazmasın, halk gerçekleri öğrenemesin. Ama ölüm pahasına gazeteciler yazdılar, yazmaya devam ediyorlar” diye konuştu.

Araştırmacı gazeteciliğin simge ismi Uğur Mumcu’nun, kimsenin yazmaya dahi cesaret edemediği konuların üzerine gittiğini, arı kovanına çomak soktuğunu belirten Akyüz, Uğur Mumcu’nun 4 Şubat 1981’de Cumhuriyet Gazetesinde yazdığı şu yazıya atıf yaptı: “İsterler ki susalım; isterler ki yazdıklarımızın hiçbiri, hele bu dönemde yazılmasın. Bunun içindir ki, bizleri susturmak için türlü yollara başvururlar. Bizleri susturmak için başvurdukları ve ellerine yüzlerine bulaştırdıkları sinsi girişimleri ile ilgili ipuçları ellerimizdedir! Bunu da bilir, bunların açığa çıkmaması için köşelerinde kıvranıp dururlar.

Evet, yazacağız, susmayacağız. Bütün yolsuzlukları, kaçakçılıkları, pislikleri, cinayetleri tek tek sergileyeceğiz.”

‘GAZETECİLERİ UNUTMADIK’
Akyüz şunları söyledi; “Bugün medyanın yüzde 90’ından fazlası iktidar tarafından yandaşlara peşkeş çekilmiş, muhalefetin sesi susturulmak istenmektedir. Birgün, Evrensel, Cumhuriyet ve Sözcü ise baskılarla, açılan davalarla, verilen hapis cezaları ve Basın İlan Kurumu’nun ekonomik ambargosu ile susturulmak istenmektedir. Öyle ki Evrensel Gazetesi, okurlarının iki-üç Evrensel alarak desteklerinden dolayı gazete cezalandırılmaktadır.

Kızılırmak Federasyonu olarak Metin Göktepe’yi de Uğur Mumcu’yu da Hrant Dink’i de öldürülen diğer gazetecileri de unutmadık.”

KHK’LI AKADEMİSYEN SÜRECİ ANLATTI
Etkinliğin panel bölümünün konukları ise KHK’lı akademisyen Doç. Dr. Gülseren Adaklı ile Gazeteci Faruk Bildirici idi.

Paneli yöneten Kızılırmak Federasyonu Genel Sekreteri, Gazeteci Sultan Özer, kendisinin de aralarında olduğu Evrensel Gazetesi, Birgün ve Cumhuriyet gazetelerinden gazetecilerin kartlarının iptal edildiğini söyledi. Bu iptallerin yasalara, anayasaya aykırı olduğunu belirten Özer, gazeteciler üzerindeki baskılara da vurgu yaptı.

Panelistlerden ilk sözü alan Doç. Dr. Gülseren Adaklı, A. Ü. İletişim Fakültesi’nden KHK ile görevden alınmasını, öncesinde A.Ü. rektörününün yolsuzluklarını teşhir ettiği için zaten hedefe konulduğunu, ancak buna rağmen bu kadarını da beklemediğini söyledi.

Barış bildirisini imzaladıkları için hedefe konulan akademisyenlere vurgu yaparak, bildirinin hazırlanmasında katkısı olmadığı için önce imzalamadığını, ancak imzacılara yönelik linç girişimlerine tepki olarak ikinci imzacı grupta yer aldığını anlatan Adaklı, ihraç listelerinin doğrudan rektörler, yerel yönetimler tarafından hazırlandığını ifade etti.

Adaklı, “Kendim diye söylemiyorum iyi hocalardık. Eğitimin niteliğini, ne kadar erozyona uğradığını, tüm meslek alanlarında nasıl bir erozyon yaşandığını biliyorsunuz. Bizleri üniversitelerden uzaklaştırdılar. Bu, taşları bağlayıp köpekleri salmaktır” diye konuştu.
Gazetecilik yaptığı döneme, 1980’lerden sonra başlayan medya sahipliğindeki dönüşüme ilişkin de konuşan Adaklı, 12 Eylül ile ilk adımları atılan medyadaki sahiplik yapısına ilişkin doktora tezi yazdığını da hatırlattı.

GAZETECİNİN KAMUYU BİLGİLENDİRME GÖREVİ
Gazetecinin gördüğü şeyi aktaran kişi olduğunu belirterek, gazetecinin kamuyu, halkı bilgilendirmek görevine de atıf yapan Adaklı, ancak, sahiplik yapısı değişen, bankası, holdingi, şirketleri olan medya patronları ile “halkın haber alma” hakkının yerine getirilemediğini de söyledi.

‘BİR YIL İÇİNDE İKİ YERDEN ATILDIM’
Gazeteci Faruk Bildirici de 40 yıllık gazeteci olduğunu, son bir yıl içerisinde Hürriyet’ten ve RTÜK üyeliğinden kovulduğunu anlattı.

İktidarların gazetecilerin haber yapmalarına, soru sormalarına bile müdahale ettiğini, gazetecilerin soru soramaz duruma getirildiğini aktaran Bildirici, gazetecilerin nasıl haber yapacağına da kimlerin gazetecilik yapacağına da iktidarın karar vermeye çalıştığını söyledi.

İptal edilen basın kartlarına değinen ve devletin değil, basın kartını gazeteci örgütlerinin vermesi gerektiğini yıllardır konuştuklarını belirten Bildirici, artık bu noktadan sonra sarı basın kartının, basın örgütleri tarafından verilmesi sürecinin başlatılması gerektiğini söyledi.

Etkinliğe türküleriyle Malik İnci ve Kızılırmak Korosu, “Mum Alevi” adlı oyunuyla Tiyatro3 de katıldı.