Sağlık örgütlerinden ‘Büyük Beyaz Miting’e Çağrı

0
331

Sağlık alanında yaşanan şiddete karşı ortak mücadele kararı alan sağlık meslek örgütleri 15 Mart 2020 tarihinde düzenlenecek Büyük Beyaz Miting’e çağrı yaptı. “Bizler yaşamak, yaşatmak istiyoruz” diyerek mitinge çağrı yapan sağlık meslek örgütleri başkan ve temsilcileri, sağlık alanında yaşanan aksaklıkların kendi üzerlerine yıkılamayacağının altını çizdiler.

TTB’de düzenlenen mitinge çağrı açıklamasına, Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, Türk Dişhekimleri (TDB) Birliği Başkanı Prof. Dr. Atilla Stephan Ataç, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eş Başkanı Gönül Erden ve Genel Sekreteri Dr. Pınar İçel, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği (SHUD) Başkanı Fikri Akbin, Türk Psikologlar Derneği (TPD) Yönetim Kurulu Üyesi Ercan Başal, Ankara Veteriner Hekimleri Odası (AVHO) Başkanı Hüseyin Tanrıverdi ve Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği (Tüm-Rad Der) Ankara İl Başkanı Ali İpekli katıldılar.

Ortak açıklamayı okuyan TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, dünyanın hiçbir ülkesinde sağlık çalışanlarının emeğinin bu kadar değersizleştirilip, böylesi fiili ve sözlü şiddete maruz bırakılmadıklarını söyledi. Adıyaman, hiçbir ülkede sağlık çalışanlarının öncelikli talebinin sağlıkta şiddetin engellenmesi olmadığının da altını çizdi.

‘SAĞLIKTA AKSAKLIKLARIN SORUMLUSU BİZ DEĞİLİZ’
Sağlık hizmetlerindeki aksaklıkların sağlık çalışanlarının üzerine yıkılamayacağını belirten Adıyaman, sağlıktaki ölümcül şiddeti tam olarak ortadan kaldıracak yasal düzenlemeler yapılıncaya ve sağlık çalışanlarının önerdiği önlemler alınıncaya kadar sağlık meslek örgütleri olarak mücadeleyi hep birlikte yükseltmeye kararlı olduklarını söyledi.

Bu amaçla Türkiye’nin 81 ilinden, sağlık meslek örgütlerine üye olan olmayan tüm sağlık çalışanlarının, genci yaşlısı, atama bekleyeni emeklisi, her branştan tıp, hemşirelik, diş hekimliği, eczacılık, veteriner hekimlik, psikoloji, sosyal hizmetler ve sağlık bilimleri öğrencisi binlerce kişiyle birlikte; 15 Mart’ta Büyük Beyaz Miting’de Ankara’da olacaklarını bildiren Adıyaman, “Biz sağlık çalışanları, emeğimize ve mesleğimize sahip çıkacağımız mücadelemizle sağlıktaki şiddet iklimini sonlandırarak; görevimiz olan sağlık hizmetini şiddetsiz ve barışçıl bir ortamda, aldığımız bilimsel eğitimin gereklerini yerine getirerek ve halkımızın ihtiyaç duyacağı nitelik ve gereklilikte sunmayı başaracağız. Aldığımız eğitimin, bize yüklenen toplumsal ve kamusal sorumluluğunu yerine getirecek, emeğimizin karşılığını alacağız!” dedi.

SAĞLIKÇILAR NE İSTİYOR?
15 Mart’ta Ankara’da yapacakları Büyük Beyaz Miting ile seslerini duyurmaya çalışacak olan sağlık meslek örgütleri, bütün olarak sağlıkçılar şunları söylüyor:

“Bin 500 hastane, 27 bin eczane, 7 bin 500 ASM’de ve 150’yi aşan ağız diş sağlığı merkezi ile binlerce muayenehanede 350 milyonu bulan muayeneyi, 5 milyon ameliyatı – girişimi yapan,  2 milyar kutu ilacı hastalara ulaştıran, milyonlarca hastanın bakımını, enjeksiyonunu, pansumanını gerçekleştiren bu ülkenin sağlık çalışanları olarak; güvenceli bir çalışma ortamında,  yüksek enflasyon ve pahalılığa ezdirilmeyen ücretlerle, emeğimizin karşılığını alarak çalışmak istiyoruz!

Aciller başta olmak üzere sağlık hizmet sunumunun her yer ve aşamasında yaygınlaşan şiddetin güven ve meşruluğunu; ülkemizde yaygınlaşan kutuplaştırıcı-çatışmacı dilden, sağlık sisteminde mobinge varan yönetici-idareci tutumundan, taşeronlaştırma başta olmak üzere güvencesiz çalıştırma modellerinin yaygınlığından aldığını çok iyi biliyoruz.

‘YA BU ŞİDDET YA SAĞLIK SİSTEMİ DURACAK!’
Başta, her gün ortalama 40 sağlık çalışanının yaşadığı fiziksel, psikolojik ve sözel şiddetin sona ermesini, TBMM’de bekleyen “sağlıkta şiddeti önleme yasa tasarısının” yasalaşmasını, yeni ölümler yaşanmadan önerdiğimiz acil tedbirlerin alınmasını sağlamak için;

Her geçen gün değersizleştirilen ve piyasanın sıradan bir unsuru, maliyet kalemi haline getirilmeye çalışılan emeğimizin karşılığını alabilmek için,

Hekim, diş hekimi, eczacı, veteriner, psikolog, biyolog, hemşire, laborant, sosyal hizmet uzmanı, diyetisyen, sağlık memuru, ebe, acil tıp teknisyeni, anestezi teknisyeni, radyoloji teknisyeni, çevre sağlığı teknisyeni, onkoloji teknisyeni, optisyen, fizyoterapist, aile sağlığı çalışanı, tıbbi sekreter ve sağlık hizmet sunumunda yer alıp burada adını anamadığımız bütün mesai arkadaşlarımızla ve sağlık hakkına sahip çıkıp sağlıktaki şiddetin kendisine ve hastasına da zarar verdiğini düşünen yurttaşlarımızla birlikte

15 Mart Pazar Günü Ankara’da Büyük Beyaz Miting’de Buluşuyoruz.

FİİLİ VE SÖZLÜ ŞİDDET
Dünyanın hiçbir ülkesinde sağlık çalışanlarının öncelikli talebi şiddetin engellenmesi olmadı. Sağlık çalışanlarının emeği bu kadar değersizleştirilip böylesi fiili ve sözlü şiddete maruz bırakılmadı.  Dünyanın hiçbir ülkesinde sağlık hizmetini sunan yüzbinlerce insan geçinme telaşının yanı sıra her an şiddete maruz kalabilirim tedirginliği ile işine gitmedi. İş güvenceleri taşeronlaştırma, sözleşmeli, staj vb. adlar altında yok edilmeye çalışılırken,  ücretleri  güvencesiz performans ve hakediş sistemlerine terk edilmedi. Çalışma hakları “güvenlik soruşturmaları” gerekçesi ile ellerinden alınmadı. Mesleki yıpranmadan doğan hakları bu kadar görmezden gelinmedi. Ülkemizin hiçbir döneminde sağlıkta iş barışı  bu derece bozulmadı.

Ülkemizin hiçbir döneminde yaşanan bunca şiddete ve mağduriyete rağmen sonuç alıcı, caydırıcı adımlar atmayan kendi sağlık çalışanlarına ve çalışanların emeğine bu düzeyde sahip çıkmayan bir sağlık otoritesine rastlanmadı.

‘KARANLIK VE ÖLÜMCÜL TABLO’
Ülkemizin sağlık hizmetini sırtlanmış sağlık meslek mensupları olarak, sürekli şiddete uğrama tedirginliği ile çalışmak istemiyoruz. Hiç kimsenin, hiçbir gerekçeyle sağlık çalışanlarına saldırmaya, öldürmeye, taciz etmeye hakkı bulunmuyor. Sağlık çalışanlarının sağlık piyasasının şiddete maruz bırakılabilecek dişlileri olarak gören, emeğini, mesleki kimliğini değersizleştiren bu anlayışı esastan reddediyoruz.

Hasta ve yakınlarının taleplerinin karşılanmadığı, beklentileri dışında bir tablo ortaya çıktığı, idari ya da sisteme dair bir tıkanıklıkla karşılaştıkları ya da tıbbın gerektirdiği herşey yapıldığı halde beklenebilecek olumsuz bir tıbbi durumun ortaya çıktığı ilk anda sağlık hizmetini sunanlara karşı öldürmelere varan şiddet girişimlerine başvurması  olağan bir sürecin sonucu değildir. Bu tutum, bu saldırganlık, bu vahim tablo sürdürülebilir hiç değildir. Sağlık ortamındaki şiddet münferit olaylar, hoş görülebilir insani tepkiler olmaktan çoktan çıktı. Buradaki karanlık ve ölümcül tablo yetkililer tarafından görülmekte ama bir türlü harekete geçilmemektedir. Sağlık hizmetini sunarken, başka hayatları kurtarmaya çalışırken kendi canımızdan olmak istemiyoruz.

‘SAĞLIKTA ŞİDDET YAPISALDIR’
Sağlık hizmetlerindeki aksamalar asla sağlık çalışanlarının üstüne yıkılamaz. Sağlıkta şiddet yapısaldır. Ülkedeki genel politik ve toplumsal atmosferden, yoksulluk, işsizlik gibi ekonomik olgulardan bağımsız değildir. Bu sorunlar derinleştikçe, sağlık alanında da sorunların çığ gibi büyüyeceğini ve sağlıkta şiddetin artacağını herkesin görmesi gerekir. Bu sorunların sağlık çalışanları olarak üzerimize bir yandan hak kaybı ve yoksullaşma, diğer yandan da maruz kalınan şiddette artış olarak dönmesini kabullenmiyoruz.

‘MÜCADELEDE KARARLIYIZ’
Emeğimizi değersizleştiren, ücretlerimizi ezdiren, çalışma koşullarımızı her geçen gün zorlaştıran yönetim anlayışı değişinceye; sağlıktaki bu ölümcül şiddeti tam olarak ortadan kaldıracak yasal düzenlemeler yapılıncaya; önerdiğimiz tedbirler alınıncaya; hasta- sağlık çalışanı  ilişkisini insani boyuta taşıyacak toplumsal – kültürel iklim oluşuncaya ve buna uygun sağlık politikaları tesis edilinceye kadar bu konuda mücadeleyi hep birlikte yükseltmekte kararlıyız

Biz sağlık çalışanları, emeğimize ve mesleğimize sahip çıkacağımız mücadelemizle sağlıktaki şiddet iklimini sonlandırarak; görevimiz olan sağlık hizmetini şiddetsiz ve barışçıl bir ortamda, aldığımız bilimsel eğitimin gereklerini yerine getirerek ve halkımızın ihtiyaç duyacağı nitelik ve gereklilikte sunmayı başaracağız. Aldığımız eğitimin, bize yüklenen toplumsal ve kamusal sorumluluğu yerine getirecek, emeğimizin karşılığını alacağız! Bizler yaşamak, yaşatmak istiyoruz.”