Tarım Bakanlığı ve TİGEM, halk sağlığını hiçe saydı

0
561

Sayıştay, 2018’de ithaline izin verilmeyen hayvanların Türkiye’ye getirildiği ortaya çıkardı.  İthal edilen hayvanlar karantinaya alınmadan işletmelere kaydedildi, binlerce hayvan telef oldu. İnsanların sağlığının yanı sıra Türkiye ekonomisi milyonlarca lira zarar etti. CHP milletvekili Ömer Fethi Gürer,  hayvan ölümlerine ve TİGEM’in işlevini yerine getiremediğine dikkat çekti.

 

Tarım ve Orman Bakanlığı ile Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün (TİGEM) sorumsuzluğu halk sağlığını tehdit eden noktaya ulaştı. 2018’de ithaline izin verilmeyen hayvanların Türkiye’ye getirildiği ortaya çıktı. Karantina şartına uyulmadı. Binlerce hayvan telef oldu. Türkiye ekonomisi milyonlarca lira zarar etti. CHP milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Sayıştay raporlarında 2018 yılında hayvan ölümleri de dikkat çekicidir. 8 milyon 660 bin 789 TL’si hayvan ölümlerinden, 39 milyon 73 bin 881 TL’si mecburi hayvan kesimlerinden doğan zararların varlığı açıklanmaya muhtaçtır” dedi.

Sayıştay’ın Tarım ve Orman Bakanlığı ve Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) denetimlerinde dikkat çekici tespitler yer aldı. 2018 yılı içerisinde ülkeye girişine izin verilen büyükbaş ve küçükbaş hayvanlara ait kayıtların incelemelerinde, “ithaline izin verilen hayvanlar listesinde sayılmayan” Sarole, Brangus, Aubrac ırkı toplam 117 hayvanın ithal edildiği ortaya çıktı. Raporda, “Romanya’dan Türkiye’ye giriş yapan 13 bin 420 büyükbaş hayvandan bin 637 adedinin karantinada bekleme süresi içinde ölmüş olması da bu hayvanlarla ilgili yeterli araştırmaların ülkeye girmeden önce yapılmadığı kanaatini oluşturmaktadır” tespitine yer verildi.

‘İNSAN VE HAYVAN SAĞLIĞINI TEHDİT’
Sayıştay tespitine karşın Bakanlık yanıtında “5 Mayıs 2018 tarihinde yasaklı ülke listesinde olduğu bildirilen Romanya’dan, bu tarih sonrasında kontrol belgesi düzenlenmediği” ifadeleri yer aldı. Tespitlere itiraz etmeyen Bakanlık, sıkıntının TİGEM tarafından ithal edilen hayvanlarda olduğunu belirtti. Bakanlık yanıtına karşı Sayıştay, “Hayvan hastalıkları hem insan hem hayvan sağlığını tehdit ettiği gibi, hastalıklarla mücadele edilmesi ekonomiye de ağır bir yük getirmektedir. Hastalıklarla mücadele için yapılan giderler bir yana, 2018 yılında sığır tüberkülozu, sığır brusellozu, koyun ve keçi brusellozu gibi hastalıklar nedeniyle kamu kaynaklarından 115 milyon 538 bin 299,59 TL hayvan sahiplerine tazminat olarak ödenmiştir. Bu nedenle hayvanların ülkeye girişlerinin Bakanlık tarafından sıkı bir şekilde takip edilmesi, ithali yasaklanan hayvanların yurda sokulmaması için yetkili gümrük idareleri ile koordinasyonun artırılması için gerekli tedbirlerin alınması, hasta hayvanların daha ülkeye girmeden bulunduğu ülkede mümkün olduğunca tespitleri yapılarak yurda girişine izin verilmesi gerektiği” uyarısında bulundu.

SAĞLIK YÖNÜNDEN ARANAN ŞARTLAR YOK
Sayıştay’ın raporunda, TİGEM tarafından satın alınan hayvanlardan bir kısmının damızlık özelliği olmayan hayvanlar olduğu, bir kısmının şartnamede sayılan hayvan ırklarından olmadığı, bir kısmının ise sağlık yönünden aranılan şartları taşımadığı da tespit edildi.

KARANTİNA KOŞULU UYGULANMADI
Raporda öne çıkan bir diğer tespit de ithal hayvanlara yönelik mevzuatta yer alan 21 gün sürelik karantina şartının uygulanmaması oldu. Sayıştay’ın 2018 yılında ithalatı yapılan damızlık hayvanlara ilişkin veriler üzerinde yaptığı incelemede; hayvanların karantina işletmesine varış tarihleri ile sisteme kayıt tarihleri karşılaştırılarak karantina süreleri belirlendi. Sayıştay, ithal edilen 832 bin büyük ve küçük baş hayvanın 21 günlük karantina şartına uyulmadan sisteme kaydedildiği sonucuna ulaştı.

BİNLERCE HAYVAN TELEF OLDU
Öte yandan, Türkiye’nin değişik bölgelerindeki 36 işletmesinden 18’ini 30 yıllığına kiraya veren TİGEM, geriye kalan 17 tarım işletmesindeki çalışmalarına hala devam ediyor. TİGEM işletmelerindeki hayvan ölümleri de dikkat çekiyor. Dönem başı mevcudunun yüzde 2,8’i oranında 844 baş sığır, yüzde 2,8’i oranında 5 bin 95 baş koyun, yüzde 5,3’ü oranında 156 baş keçi, yüzde 3,6’sı oranında 37 baş at, yüzde 17,6’sı oranında 178 baş ceylan öldüğü belirlendi.

Yine 2018 yılında; dönem başı mevcudunun yüzde 8,7’si oranında 2 bin 675 baş sığır, yüzde 10,6’sı oranında 19 bin 72 baş koyun, yüzde 15,0’i oranında 442 baş keçi, yüzde 1,8’i oranında 18 baş ceylan mecburi kesime tabi tutuldu. 2018 yılında ölüm ve mecburi kesime tabi tutulma sonucu, Anadolu İşletmesi ve Gökhöyük İşletmesi’nde kayıp yüzde 14,5, Çukurova İşletmesi’nde kayıp yüzde 15 oranında gerçekleşti. Koyun kayıp oranı, Karacabey İşletmesi’nde yüzde 20,9 ve Malya İşletmesi’nde yüzde 22,9’a ulaştı. Keçi kaybı ise Anadolu İşletmesi’nde yüzde 11,7 ve Ceylanpınar İşletmesi’nde yüzde 25,8 olarak gerçekleşti. Ceylan kayıpları da Ceylanpınar İşletmesi’nde meydana geldi.

‘MİLYONLARCA LİRALIK ZARARI AÇIKLAYIN’
CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın halkı tehdit eden uygulamalarına tepki gösterdi. Gürer, “TİGEM ülkemiz tarımı için önemli ve stratejik bir kurumdur, ancak ülkemiz için kurumdan beklenen işlev giderek daralmaktadır. Sudan’da tarım için görevlendirilen TİGEM, ülkemizde asli işlerinde başarısız bir dönem yaşıyor. Bitkisel üretim yanında Sayıştay raporlarında 2018 yılında hayvan ölümleri de dikkat çekicidir. 8 milyon 660 bin 789 TL’si hayvan ölümlerinden, 39 milyon 73 bin 881 TL’si mecburi hayvan kesimlerinden doğan zararların varlığı açıklanmaya muhtaçtır” dedi.

‘ÖLÜM GEREKÇELERİNİN ARAŞTIRILSIN’
Ölümler ve mecburi kesimlerin bir nedeni olduğunu, hayvanlara gereken bakım, kontrol, tedavi sağlanamaması ile ölüm gerekçelerinin araştırılması gerektiğini vurgulayan Gürer, “TİGEM teknik yönergesine göre ölüm ve mecburi kesim toplamının buzağı ve danalarda yüzde 6’yı, düve, genç boğa ve ergin sığırlarda ise yüzde 5’i, kuzu ve oğlakta yüzde 5’i, toklu, çebiç, yetişkin koyun ve keçilerde yüzde 2’yi geçmemesi öngörülmektedir. 2018 yılında meydana gelen büyükbaş kayıpları yaklaşık iki katına, koyun kayıpları yaklaşık dört katına ve keçi kayıpları da yaklaşık altı katına çıkmıştır. Mecburi kesim genelde hastalık hali durumlarında oluşur ki, devlete ait bir kuruluşta hayvan sağlığı yönünden eksikliklerin varlığı da anlaşılabilir bir durum değildir. Hayvan ölümleri ve mecburi kesimler mutlaka gerekçeleri ile ele alınıp, konu hakkında çözüm üretilmesi sağlanmalıdır” değerlendirmesini yaptı.