Silahlı Bekçiye Muhalefetten Ağır Tepki

0
202

Bekçilere silah kullanma yetkisi veren düzenlemeye muhalefetten ağır tepki geldi. CHP, bekçiler için “devletin ahlak bekçisi olabilirler” uyarısı yaptı; HDP ise “Halkı bekçilerden kim koruyacak?” diye sordu.

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi İçişleri Komisyonu’nda kabul edilen kanun teklifinin Genel Kurulda da yasalaşması halinde bekçiler artık silah kullanabilecek. Türkiye’de 2020 bütçe rakamlarına göre 242 bin 488 polis görev yapıyor. Jandarma Genel Komutanlığı’nda görev yapan uzman çavuş sayısı ise 189 bin 915. 2018 rakamlarına göre 11 bin 398 bekçi de hali hazırda görevli.

Bekçilere silah kullanma yetkisi verilince, Türkiye’de asker, polis ve bekçilerin dahil olduğu silahlı kamu personelinin sayısı 443 bin 801’e yükseldi. Rakam Türkiye nüfusuna bölündüğünde, her 180 kişiye bir silahlı güvenlik personeli düşmüş oluyor.

‘BU KADAR GÜVENLİK PERSONELİNE İHTİYAÇ NEDEN?’
Türkiye neden bu denli yüksek bir silahlı güvenlik personeline ihtiyaç duyuyor? Bu güvenlik personeli nasıl bir ihtiyaca çözüm buluyor?

Mesela, güvenlik personeli sayısı arttıkça, Türkiye’de suç oranları azalıyor mu? Bunu kanıtlayabilecek bir istatistik elimizde yok. Ancak lokal suç türlerinde sivil toplum örgütlerinin verdiği rakamlar bize, bazı suçlarda önlemenin değil çoğalmanın olduğunu gösteriyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, kadın cinayetlerinin giderek artan oranda yükseldiğini gözler önüne seriyor. 2018’de 440 kadın öldürülmüşken; 2019’da bu sayı 474’e yükselmiş.

Güvenlik personeli sayısı yükseldikçe, kadın cinayetlerindeki suç oranının bağımsız bir şekilde yükselmesi dikkat çekici değil mi?

Başka bir dikkat çekici olgu ise sayıyla bağımlı olarak, Türkiye’de güvenlik personelinin karıştığı suç oranlarının artması. Bugün silahlanma yetkisi getirilen bekçilerin, karıştığı olayların kronolojisi bunu ortaya koyuyor. Bekçi sayısı 2017 yılında 4 bin 653’ken, 2018 yılında 11 bin 398’e yükseltildi. 2018 yılından sonra bekçilerin karıştığı olayların bir kısmı şöyle:

BEKÇİLERİN KARIŞTIĞI OLAYLARDAN ÖRNEKLER
“- 28 Mart 2018: Mardin’in Derik ilçesinde Şerif T. isimli mahalle bekçisi, 19 yaşındaki Berfin G. isimli kadını kaçırdı. 18 Ekim 2018’de de bekçi tarafından İstanbul’da bir kadın kaçırıldı.

-Ataşehir İçerenköy mahallesinde 52 yaşındaki servis şoförü Eray Kemerci yüksek sesle müzik dinlediği gerekçesiyle bekçiler tarafından darp edildi.

-9 Ocak 2019: Trans kadın, bekçiler ve polisler tarafından darp edildi.

-Haziran 2019: İstanbul Esenyurt’ta mahalleliler, bekçiler tarafından sözlü ve fiziksel şiddete maruz kaldı.

-14 Temmuz 2019: İzmir Karşıyaka’da 20 yaşındaki genç üç bekçi tarafından darp edilip, ters kelepçe takılarak gözaltına alındı.

-11 Eylül 2019: Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde bekçiler 54 yaşındaki bir yurttaşa silah çekerek sokak ortasında işkence yaptı.”

Liste uzayıp gidiyor. Listede yer alanların ikisinin kadın, birinin ise trans olması dikkat çekiyor. Bekçilerin karıştığı suç türlerinin dikkat çekici boyutlarda dezavantajlı gruplara yöneldiğine vurgu yapan HDP de “Peki Kürtleri, kadınları, mültecileri bekçilerden kim koruyacak?” sorusunu yöneltiyor.

HDP; ‘İÇ İSTİHBARAT ORDUSU’
HDP, teklifin kabul edildiği İçişleri Komisyonu’na sunduğu muhalefet şerhinde, Türkiye’de artan güvenlik personelinin durumuna şüpheyle yaklaşıyor. Bu personeli, “İç istibdat ordusu” olarak tanımlayan HDP’ye göre bekçiler, Abdülhamit’in istibdat rejimini anımsatıyor. Milletvekilleri de buradan yola çıkarak, “Gerek Abdülhamit’in istibdat rejiminin bir parçası gerekse de İttihatçı yönetimin denetim mekanizmasının bir dişlisi olarak işlev gördüler ama asla toplum yararına bir pozisyonları olmadı” değerlendirmesini yapıyorlar.

CHP; ‘HUKUK İÇİNDE TUTMAK MÜMKÜN DEĞİL’
Benzer bir eleştiri de CHP’den geliyor. İçişleri Komisyonu’nun CHP’li milletvekilleri de yazdıkları muhalefet şerhinde, kanun teklifindeki ifadelerin muğlak olduğuna dikkat çekiyor ve bu nedenle, bekçilerin kanuna değil yürütmeye bağlı kalacaklarını söylüyorlar. Şerhte, “Böyle bir silahlı kolluğun uygulamalarını hukuk içinde tutmak mümkün olmaz. Silahlı bekçilerin kendilerini kanuna değil işverenleri olarak görecekleri siyasi iradeye tabi hissetme riski var” deniyor.

CHP İstanbul Milletvekili Prof. İbrahim Kaboğlu başkanlığındaki milletvekilleri tarafından kaleme alınan muhalefet şerhinde, bekçiler için “Devletin ahlak polisliğini yapma riskleri var” değerlendirmesi yapılıyor. Zira teklifteki düzenlemeler bu ve benzer keyfi durumlar yaratma açısından uygun. Milletvekilleri, “Teklifteki düzenlemeler keyfî durumlar yaratmaya elverişlidir. Bekçilere tanınan belirsiz yetkilerle devletin ahlak polisliği yapması,  gece saatlerinde dışarıda olan bireylerin hayat tarzına müdahale etmesi riskleri bulunmaktadır” diyorlar.

Bekçilere silah kullanma yetkisi veren teklif, önümüzdeki günlerde TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek. Teklif yasalaşırsa, bekçiler artık muhalefetin dikkat çektiği bu riskler ve tehlikeler altında silah taşıyor olacaklar.