Saadet Sayın, Europa Nostra Ödüllü projesini anlattı

0
776

Mimarlar Odası Ankara Şubesi,  Avrupa’nın koruma alanındaki en prestijli ödülü kabul edilen Avrupa Kültürel Miras Ödülleri/Europa Nostra Ödülleri’ni alan Saadet Sayın’ın SAY-KA mimarlığın Boun Gözlükale Kazıları Araştırma Merkezi’nin tanıtımına sahne oldu.

 

Mimarlar Odası Ankara Şubesi, ulusal ve uluslararası alanda yarışmalarda ya da çeşitli ödül programlarında başarı elde eden ve ödül kazanan mimarlık ve restorasyon projelerini meslektaşları ile buluşturmaya devam ediyor. Bu kapsamda Avrupa’nın koruma alanındaki en prestijli ödülü kabul edilen Avrupa Kültürel Miras Ödülleri/Europa Nostra Ödülleri’nin 2019 yılı sahipleri arasında yer alan BOUN Gözlükale Kazıları Araştırma Merkezi sunumu gerçekleştirdi.

‘KÜLTÜR BAKANLIĞI DA DESTEK VERMELİ’
Sunumun açılışında konuşan Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, Ödüllü Projeler sunumunun ikincisinin konuğunun  Saadet Sayın olduğunu ifade etti. Sayın’ın SAY-KA mimarlığın Boun Gözlükale Kazıları Araştırma Merkezi ile Europa Nostra Ödülü’ne dikkat çeken Candan, meslek disiplinlerinde, meslek alanlarında ulusal ve uluslararası yarışmalarda, prestijli koruma alanındaki yarışmalarda ödül alan meslektaşlarının varlığına vurgu yaptı. Alınan bütün bu ödülleri sonrasında bir sergi haline getirip kamuoyuna tanımayı da düşündüklerini belirten Candan, “Bu alınan ödüller ülkemizi, ülkemizin mimarlığını temsil eden restorasyon ve koruma alanında yapılan çalışmaları uluslararası ortamlarda temsil ediyor. Sadece bizim değil Kültür Bakanlığı’nın da destek vermesi gerekiyor. Çünkü alınan bu ödüller Türkiye mimarlık ortamını ve Türkiye’yi temsil ediyor” diye konuştu.

AVRUPA’NIN EN PRESTİJLİ ÖDÜLÜ:EUROPA NOSTRA ÖDÜLÜ
Daha sonra Restorasyon Uzmanı Yüksek Mimar Saadet Sayın, Europa Nostra Ödülü alan Boğaziçi Üniversitesi Tarsus-Gözlükule Kazıları Araştırma Merkezi ve alanda gerçekleştirdikleri çalışmalara ilişkin sunum yaptı.

Sayın, Avrupa’nın koruma alanındaki en prestijli ödülü olan Europa Nostra Ödülü’nü Türkiye’ye kazandırdıkları için çok mutlu olduklarını söyledi. Sayın, “Tarsus zengin arkeolojik değerleri olan önemli kentlerimizdendir.  Kültür Bakanlığı 1995 yılından itibaren kentin  önemli iki SİT alanında koruma ve uygulama çalışmaları başlattı” dedi.

Sayın, Kültür Bakanlığı’nın Gözlükale Arkeolojik alanında ve bölgede yaptığı çalışmaları ve Tarsus’ta 19. yüzyıldan kalma terk edilmiş bir çırçır fabrikasında gerçekleştirilen restorasyon çalışmalarını anlattı.

Çırçır fabrikasının Boğaziçi Üniversitesi Tarsus-Gözlükule Kazıları Araştırma Merkezi’ne dönüşüm sürecine de dikkat çeken Sayın, fabrikanın restorasyon çalışmaları sonrası, arkeolojik araştırmalar ve halkın katılımı için yeniden tasarlanmış çağdaş bir merkeze dönüştüğünü söyledi.

Sayın, “Gözlükule höyüğünden çıkarılan eserlere yönelik konservasyon ve restorasyon çalışmalarının yürütüleceği modern bir laboratuvar ve eser arşiv depolarının kazandırıldığı merkezde; kazı evi, kütüphane, çalışma odası, açık mutfak ve yemek alanı, ulusal ve uluslararası konferansların düzenlenebileceği konferans salonu ve sergi salonu yer almaktadır” dedi.

‘JÜRİ YAPININ YENİ ORİJİNAL İŞLEVİNE HAYRAN KALDI’
Sayın jüri değerlendirme rapordan, “Proje kompleksin mimari mekânsal ve estetik değerlerini ortaya çıkartırken yapının endüstiriyel miras eseri olarak sahip olduğu tarihsel karakterini de koruyor. Merkezi araştırmacıların ve yerel toplumun ihtiyaçlarını karşılayarak kentin çağdaş yaşamına yeniden entegre edildi” ifadelerine yer verdi. Jürinin, “yapının en az tarihi kadar orijinal olan yeni işlevine” hayran kaldığını da belirten Sayın, raporda yer alan şu ifadelere de yer verdi: “Araştırmalar, basit ve işlevsel mimariye sahip yapı kompleksinin Avrupa tarihinde önemli bir yere sahip olduğunu göstermiştir. Ek olarak, dönüştürülmüş sanayi miras alanının kentsel alana işlevsel entegrasyonu bulunduğu çevrenin dönüşümüne katkıda bulunmaktadır. Kompleksin enerji ihtiyaçları için geliştirilen yenilikçi teknolojiler, kültürel miras alanlarının sürdürülebilir dönüşümü için bir model oluşturmuş, kazı ekibi tarafından eserleri temizlemek için kullanılabilecek yağmur suyunu depolamak için yeni bir sistem geliştirilmiştir. Bunun yanında elektrik ve sıcak su, çatıdaki güneş ve fotovoltaik paneller tarafından sağlanmakta, bu uygulamalar sayesinde araştırma merkezinin tüm enerji ve sıcak su gereksinimleri güneş enerjisi tarafından karşılanmakta ve böylece kompleksin karbon ayak izini büyük ölçüde azaltmaktadır.”