İstanbul Sözleşmesinin değiştirilmek istenmesine kadınlardan tepki: Değiştirmeyin, uygulayın

0
612

Önce MEB ve YÖK müfredatından ardından da Kalkınma Planı’ndan çıkarılan “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” şimdi de İstanbul Sözleşmesi’nden çıkarılmak isteniyor.  Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) Başkanı Canan Güllü, “Sözleşmeyi değiştirmeyin, uygulayın” çağrısı yapıyor.

Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Yasaklanması’na Dair Uluslararası Sözleşme, 2011 yılında İstanbul’da imzalandığı için adını İstanbul Sözleşmesi olarak almıştı. 10 yıla yakın süredir, Türkiye’de kadın örgütlerinin ısrarla uygulama çağrısında bulunduğu Sözleşmenin, değiştirilmesi gündemde.

İstanbul Sözleşmesi, geçen hafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, AKP milletvekilleriyle yaptığı kahvaltıda gündeme geldi. Edinilen bilgiye göre, bazı milletvekilleri, gençlerin evlenmek istemedikleri konusundaki şikayetlerini gündeme getirince, Erdoğan da “İstanbul Sözleşmesini yeniden gözden geçireceğiz” dedi. Erdoğan’ın bu açıklamalarının ardından AKP’li bazı kadın milletvekilleri, “İstanbul Sözleşmesi’ni değiştirmeyin” uyarısında bulunsa da AKP grubunda Sözleşmeye yönelik bir çalışma başlatıldığı bilgisi geldi.

AKP Grubunda yürütülen çalışmanın özellikle sözleşmenin “toplumsal cinsiyet eşitliğini” düzenleyen 3. maddesi ile “taraflar arasında şiddete ilişkin arabuluculuk ve uzlaştırma süreçlerinin yasaklanmasını” düzenleyen 48. Maddesinin mercek altına alınacağı belirtiliyor.

TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ

İstanbul Sözleşmesinin neredeyse temelini oluşturan “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” konusunda nasıl bir çalışma yapılacağı merak ediliyor. Daha önce hem Yüksek Öğretim Kurumu hem de Milli Eğitim Bakanlığı toplumsal cinsiyet eşitliği eğitiminden vazgeçtiğini açıklamıştı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde onaylanan Kalkınma Planı’nda da Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ifadesinin kaldırılması dikkat çekmişti.

EŞİTLİK İFADESİ NEDEN RAHATSIZLIK YARATIYOR

“Toplumsal cinsiyet eşitliği” ifadesinin bu kez de İstanbul Sözleşmesinden çıkarılması için çalışmalar yapılıyor.  Sözleşmenin 3. ve 4. Maddeleri toplumsal cinsiyet eşitliğini düzenliyor, değişikliğin de bu maddeler üzerinde yapılacağı konuşuluyor. Nedeni ise “Bu maddenin eşcinsel birliktelikleri yasal teminat altına aldığı ve bu durumun toplum yapısını bozduğu” algısı.

EŞİTLİK İFADESİ YANLIŞ ANLAŞILIYOR

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF ) Başkanı Canan Güllü, toplumsal cinsiyet eşitliği ifadesinin yanlış anlaşıldığını belirtiyor.

Güllü, “Toplumsal cinsiyet eşitliği kavramını eşcinsellikle karıştırarak, bu yönelimi İstanbul Söçleşmesinin arttırdığını söylüyorlar. Yönelim, insanın kendisinde olan bir şeydir. Öyle uluslararası hukuki sözleşmelerle olabilecek bir şey değildir. Bu maddelere takılan kişilere hatırlatalım;  Uluslararası Sözleşme şunu söylüyor, ‘benim ülkemde her kim olursa olsun hiçbir ayrım yapmaksızın şiddete uğrayanın yanında olacağım.’ Bunun neresi eşcinsellik, neresi aileyi dağıtma?” diyor.

‘TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ’Nİ ANLATMAMIZ GEREKİYOR

Güllü, “İstanbul Sözleşmesi dini inaçları nedeniyle şiddet gören kadınları da koruyor, mülteci kadınları da koruyor. Devlet, ‘dinine, inancına bakmaksızın şiddet görenleri koruyorum’ diyor. Bunun neresine karşı çıkarsınız. Algı sorunu var, toplumsal cinsiyet eşitliğinin ne anlama geldiğini anlatmamız gerekiyor. Kadın ölümlerini konuşalım, küçük çocuklara tecavüz ediliyor, neden istismar vakaları sürüyor, aile içinde ensesti neden önleyemiyoruz, bunları konuşalım” diyor.

Canan Güllü, İstanbul Sözleşmesinin değiştirilmesi yerine uygulanması gerektiğini söylüyor:
“Çok uzun zamandır İstanbul Sözleşmesi gündemimizde. Sözleşme 2011 yılında imzalandı, daha sonra Ailenin Korunması Yasası oluştu. Bu süreçte İstanbul Sözleşmesi tam olarak uygulanamadı. Toplumsal cinsiyet eşitliği kavramı YÖK ve MEB’den kaldırıldı, medyanın alması gereken tavır uygulanamadı, mültecilik hakkı ve tazminat hakkına yönelik çalışmalar yapılmadı. Ancak en önemlisi, mahkemelerdi. Mahkemelerde bu sözleşme uygulama alanı bulamadı.

Tüm bunlarla birlikte kadın cinayetleri sayısında artış oldu. Neden oldu? İstanbul Sözleşmesi de bu artışa temel olarak gösteriliyor. Bir taraftan uygulanmadığını deklere ettiğimiz Sözleşme, nasıl oluyor da uygulanmadan bu kadar etkili olabiliyor?

Kadınlar bu sürede evlerin içindeki hakaretlere, şiddete, istismara, tacize karşı olarak ne olursa olsun diye kendilerini dışarı attılar ve başları dik olarak yola çıkmaya başladılar. Yanlarında sivil toplum örgütleri ve az da olsa Kadın Bakanlığı’nın şiddet izleme merkezleri ile sığınma evleri vardı. Bence bu mücadele birilerini rahatsız etti.

Hükümetle bir dönem yol arkadaşlığı yapan tarikatlar, cemaatler bu durumdan rahatsız oldular. Bu yüzden de İstanbul Sözleşmesi’ni hedefe koydular. İstanbul Sözleşmesi’ni savunanları da hedefe koydular. Ama biz sadece bu ülkedeki kadınların yaşam hakkını savunduk.”

‘HİÇBİR ÜLKE SÖZLEŞMEDEN GERİ ADIM ATMAZ’

İktidarın İstanbul Sözleşmesi ile hala gurur duyduğunu, içeride milletvekillerinin bazılarının da desteklediğini hatırlatan Güllü, “İstanbul Sözleşmesi’nin değişeceğini düşünmediğini” söylüyor. Bunu da “hiçbir ülkenin uluslararası Sözleşme’den geri adım atmayacağına” bağlıyor.

Güllü şunları söylüyor:
“Bu gündem maddesi, Türkiye Cumhuriyeti’nde 10 yaşında erken yaş evliliklerine tecavüz affı getirmeyi düşünen zihniyetin arka plan işidir. 81 milyon kişinin yaşadığı ülkede boşanma oranı yüzde 2. Evlenememe oranına krizle birlikte bakalım. Kimse 6 milyon insanın neden evlenemediğini, üniversiteli genç işsizleri düşünüyor mu? Bunu düşünmek istemeyen ve siyasi iktidarla pazarlık yapmaya çalışan kişilerin işi bu.”

Nafakaya da değinen Güllü, “Bunun üzerinden nafakaya sınır getirmek, kadınlar üzerine bir hapishane örmek isteniyor. Burası Türkiye Cumhuriyeti, burası harem yeri değil. Türkiye Cumhuriyeti’ne emek vermiş kadınlar, onların safsatalarıyla bir yere gelecek değil. İktidarın İstanbul Sözleşmesi’ne şerh getireceğini zannetmiyorum” diyor.

‘DİKKATLER BAŞKA YERE ÇEKİLİYOR’

Canan Güllü, İstanbul Sözleşmesi ile dikkatlerin başka yerlere çekilmeye çalışıldığını, ancak asıl istenenin kadınların nafaka hakkı ve erken yaşta tecavüze evlilik affı getirmeye yönelik düzenlemeler olduğunu söylüyor.

‘SÖZLEŞMEYİ UYGULAMAYANA CEZA İSTİYORUZ’

İstanbul Sözleşmesi bir çok yerde uygulama alanı bulamıyor. Bunların en başında da Mahkemeler geliyor. İstanbul Sözleşmesi’ne göre, kadın örgütleri, kadın davalarına müdahil olabiliyorlar. Ancak örgütlerin, müdahillikleri Mahkeme heyetleri tarafından reddediliyor. En son kızının gözleri önünde kocası tarafından öldürülen Emine Bulut davasında kadın örgütlerinin müdahillik talepleri reddedilmişti.

Canan Güllü, “Bir karar aldık. Bundan sonra İstanbul Sözleşmesini hukukta uygulamayanlar için şikayette bulunacağız” diyor.