Hasankeyf’in yasını kuşlar tutuyor!

0
11591

Haberleri izliyorum ve paylaşılan fotoğraflarda Hasankeyf’in büyük kısmının sular altında kaldığını öğreniyorum. En son bir ay önce gittiğim ilçede tanıklık ettiğim birçok tarihi eserin ve evlerin yok olduğunu görüyorum. İstemsiz bir şekilde uçak bileti ararken buluyorum kendimi. Hasankeyf beni çağırıyor. Belki de son defa tanıklık etmemi istiyor. Gece bir buçuğa doğru kendimi Diyarbakır’da buluyorum. Ve bana eşlik eden fotoğrafçı arkadaşlarımla birkaç saat Diyarbakır’da zaman geçirdikten sonra gece saat 04.00 sularında yola çıkıyoruz. İki saat süren yolcuğun ardından gün doğumunda Hasankeyf’e varıyoruz. Bir önceki sefer gittiğimde karşımda duran köprünün ayaklarının tamamen sular altında kaldığını görüyorum. İçinde gezdiğim mağaraların büyük kısmı yok olmuş bile… Bir ay, koskoca bir tarihi yok etmeye yetmiş… Sular yükseliyor, Hasankeyf o sularda yok oluyor. Bir süre olduğum yerde çevreyi izledikten sonra istemsiz bir şekilde köprünün olduğu yere doğru ilerliyorum. Belki de son defa üzerinden geçeceğim köprüye doğru.

Köprüden geçip yarısının sular altında kaldığı evlere yönümü çeviriyorum. Evlerin içinde bulunan eşyalar sular üzerinde yüzerken, pek çok anıyı da kendisiyle sürüklüyordu. Bir kentin hüznüne ortak oluyor, sessizlik içindeki sesi kulaklarımda duyuyordum. Gün doğumunun sessizliğini, Hasankeyf üzerinde uçan kuzgunların sesi bozuyor. Biraz ilerledikten sonra serbest gazetecilik yapan bir kadın ile tanışıyorum. Güvenlik görevlilerinin köprüyü geçmemize izin vermediğini söylüyor. Durmuyorum ve evlere doğru ilerliyorum. Suların ortasında kalmış antik yapıların olduğu kısma doğru ilerliyorum. Ve kaygan toprağın üzerinde bakışlarımı sadece tepesi görünen antik yapıya çeviriyorum. Yüzlerce kuzgunun üzerinde tünediğini görüyorum. Sessizce makinemi çıkarıyorum. İşte tam o anda müthiş bir güzelliğe tanıklık ediyorum. Ve deklanşörüm o anın büyüsünü donduruyor. Aynı anda çığlık çığlığa uçan kuzgunların sesi bölüyor sessizliği… Her daim Hasankeyf’in üzerinde uçan kuşlar adeta veda şarkısı söylüyor. Bu güzellik karşısında nasıl bu kadar acımasız davranıldığına bir kez daha şaşırıyorum. 12 bin yıllık bir tarih yok oluyor ve yasını tutmak kuşlara kalıyor. Tüylerim ürperiyor… Bir dönem bitiyor, tüm insanlığın mirası yok oluyor ve biz izliyoruz… Bir tarih yok oluyor ve biz sadece izliyoruz…

Atmosferin büyüsüne kapıldığım bu anlarda bir ses, “Hanımefendi buraya geçmek yasak!” diyor. Arkamda silahları ile iki güvenlik görevlisinin olduğunu görüyorum. ‘Son bir defa daha bakmak istiyorum’ diyorum. Belki de bir daha izleyemeyeceğim bu görüntüye… İzin verilmiyor “Talimat varmış”… Sonra sessizce geldiğim noktaya yürüyorum. Yok olan bir tarihi ardımda sulara gömülürken bırakıp gidiyorum…