Hasankeyf’te sular altında kalan hayvanların çaresizliği

0
651

İstanbul ve Batman’dan sivil toplum kuruluşlarının, Ilısu Baraj suları altında kalacak olan tarihi Hasankeyf’te inceleme yapacağı haberini alıyorum. Ve onlarla birlikte Batman merkezde buluşuyorum. Planlarını sorduğumda ise önce suların yükseldiği köylere gidileceğini, daha sonra da açıklama yapacaklarını öğreniyorum.  Hep birlikte bir saat sürecek olan yolculuğumuz başlıyor. Hasankeyf yolunda polisler tarafından durduruluyoruz ve kimlik kontrolünden geçiyoruz. Bir süre bekletildikten sonra tekrar yola devam ediyoruz.  Bir saat süren yolculuğun ardından ilk olarak Urganlı (Zahora) köyüne varıyoruz.

Evlerin neredeyse büyük çoğunluğu sular altında kalmış. Tehlikeli olmasına rağmen sulara ramak kala hala insanlar evlerde yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Korkmuyor musunuz? Sorusu üzerine “Gidecek yerlerinin olmadığını” söylüyorlar. Suların yakınında süren bir yaşam ve tehlikeye aldırmayan insanların çaresizliği…

Naif Yıldız isimli bir köylünün sesine kulak veriyoruz, “Su günde bir metre yükseliyor ve gidecek yerim yok. Konut alamayanlar gidip mecbur çadırlarda yaşayacak. Artık yemekleri mi var, suyu mu var kimse sormayacak. Yetkililer ile konuştuk ama hiç kimse ilgilenmiyor” diyor.  Yavaşça kalabalığın arasından ayrılıp sular altında kalan evlere doğru yönümü çeviriyorum.  Tam o esnada bir köylü yanıma yaklaşarak “Gazeteci misiniz?” diye soruyor. Evet, cevabını verdikten sonra kolumdan tutarak beni evlerin olduğu kısıma doğru sürüklüyor. Heyecanlanıyorum ve beni neyin beklediğini merak ediyorum. O esnada bir yandan söyleniyor,  “Ülkede gerçekleri yazan basın kalmamış. Siz yazacak mısınız? Kime güveneceğiz biz” diyerek sitem ediyor.

‘HAYVANLARIMIZ DA ÖLÜYOR’

Kısa süren yürüyüşün ardından bir ahırın önünde hayvanlarının ölümle karşı karşıya kaldığını öğreniyorum.  Kümesin büyük kısmının sular altında kaldığına ve köşede sıkışan tavukların çaresizliğine tanık oluyorum. İnsanların değerinin olmadığı bir ülkede hayvanlarının değerinin olmadığını söyleyen köylü, “Bunlar da can değil mi? Hasankeyf’te sadece anılarımız, çocukluğumuz, evlerimiz yok olmuyor. Aynı zamanda hayvanlarımız da ölüyor. Bu olaya sessiz kalmayın” diyerek yetkililerin seslerini duymasını istiyor.

Oradan ayrıldıktan sonra bir evin damına çıkıyorum ve aşağı baktığımda bir tavuğun suların yükseldiği başka bir evin köşesine sıkıştığını görüyorum. Duvarın kenarında kurtarılmayı bekleyen çaresizliği görünce bir kez daha insanlığımdan utanıyorum. Hasankeyf’te sadece bir tarih yok olmuyor; Hasankeyf’te canlılar da yok oluyor. 32 yıldır gündemde olan ve kurtarılmayı bekleyen Hasankeyf yavaşça sulara gömülüyor… Her köşede bir canlı boğuluyor, her köşede bir anı yok oluyor… Her köşeye insanlığın utancı siniyor…

Ve Hasankeyf yok oluyor…