Cinsiyet körü, eşitlikçi olmayan sağlık ve bilim politikalarına son!

0
277

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu, kadınları değersizleştiren, ayrımcılığa ve şiddete maruz bırakan, yaşam, sağlık, eğitim, çalışma, toplumsal yaşama katılımını önleyen politikalara son verilmesi çağrısında bulundu.

TTB Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolunca, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenen toplantıya, TTB Merkez Konseyi üyesi,  Dr. Selma Güngör, Ankara Tabip Odası (ATO) Yönetim Kurulu üyesi Dr. Gülgün Kıran, ATO Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Komisyonu üyesi Dr. Güleser Karakoç ve Mardin Tabip Odası Eş Başkanı Dr. Derya Etem katıldı.

Ortak açıklamayı yapan Selma Güngör, “Sağlık Bakanlığı verilerinin cinsiyet körü” olduğnu dile getirdi. Güngör, sağlıkta eşitliğin temel göstergelerinden biri olan sağlık hizmetlerine erişim konusundaki verilerin, cinsiyet ve yaşlara göre ayrıştırılmadığına dikkat çekti. Güngör, “Cinsiyet körü bu veriler sağlık hizmeti kullanımında cinsiyet eşitliğinin neresinde olduğumuzu, ayrımcılık varsa hangi düzeylerde yaşandığını ortaya çıkarmaktan uzaktır” diye konuştu.

‘ÜREME SAĞLIĞI HİZMETLERİNE ÜCRETSİZ ULAŞIM SAĞLANMALI’

Sağlık Bakanlığı’nın kadınlara yönelik teme sorumluluk alanlarından birinin cinsel sağlık ve üreme sağlığı konusu olduğunu belirten Güngör, buna karşın Sağlık Bakanlığı’nın aile planlaması hizmetlerine yeterli kaynak ayırmadığını ve bazı malzemelerin ulaşılamaz durumda olduğunu kaydetti. Güngör, Sağlık Bakanlığı’nın birinci basamak sağlık hizmetleri başta olmak üzere cinsel sağlık ve üreme sağlığına yönelik danışmanlık ve hizmet sağlayacak kurumların kapsamının da yıllar içerisinde daralttığına dikkat çekti. Güngör, “Kadınların kaç çocuk sahibi olacakları konusu kadınlara bırakılmalı ve siyasi hedef olmaktan çıkarılmalıdır” dedi.

‘ÜÇ SIFIR HEDEFİ’

2019 yılı Kasım ayında Nairobi’de yapılan ICPD+25 Dünya Zirvesinde, dünya ülkeleri için 2030’a kadar ulaşılması gereken“Dönüştürücü Üç Sıfır” hedefinin, “Önlenebilir nedenlere bağlı anne ölümlerinin sıfıra indirilmesi, aile planlamasında karşılanamayan gereksinimin sıfıra indirilmesi ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin (çocuk yaşta evlilikler ve zarar veren geleneksel uygulamalar dahil) sıfıra indirilmesi” olarak belirlendiğine dikkat çeken Güngör, Sağlık Bakanlığı’nın bu hedefleri gerçekleştirecek politikaları bir an önce geliştirip, yürürlüğe koymasını istedi.

Kadınların karşılaştığı bu sorunların yanı sıra bölgemizden eksik olmayan savaş ve göç gerçeğinin de kadınların yaşamını her yönden kuşattığını, kadınların hem göçmen hem kadın olarak çifte yük taşımalarına yol açtığını kaydeden Güngör, “zorla yerinden edilmeyi içeren bu güç koşullarda onları daha savunmasız konuma getirmektedir.  Kapitalizmin kriziyle eklemlenen savaş ve göç olgusu toplumsal cinsiyet rolleri, eğitim, bilgiye erişim, sağlık düzeyi, aile sorumlulukları ve şiddet/ayrımcılık deneyimleri gibi kadınların yaşamının pek çok boyutunu olumsuz etkilemektedir” dedi.

‘KADIN DAYANIŞMASI YAŞATIR’

Kadınları değersizleştiren, ayrımcılığa ve şiddete maruz bırakan, yaşam, sağlık, eğitim, çalışma, toplumsal yaşama katılım başta olmak üzere temel insan haklarını hiçe sayan bu iklimde, kadın hekimler olarak, “Kadın dayanışmasının her alanda yaşattığını ve mücadeleyi güçlendirdiğini bildiklerini” kaydeden Güngör, “Eşitlik, özgürlük, barış ve adalet taleplerimizi her yıl olduğu gibi bu yıl da yineliyoruz.

Cinsiyet Körü, Eşitlikçi Olmayan Sağlık ve Bilim Politikalarına Son!

Yaşasın 8 Mart Yaşasın Mücadelemiz!” dedi.