‘#EvdeKalTürkiye’ de Nasıl? #EmekçilerRiskAltında!

0
101

Koronavirüs salgının giderek artması, yeni ölümlerin gelmesiyle birlikte Türkiye’de de büyük bir kaygı ve “#EvdeKalTürkiye” çağrıları artmaya başladı. “Mesafeni koru” çağrıları da yükselirken, gözler fabrikalarda, atölyelerde, hastanelerde çalışmak zorunda bırakılan emekçilerde. Yan yana, birbirine değerek çalışmak zorunda kalan işçiler mesafeyi nasıl koruyacak?

Koronavirüs salgınıyla birlikte Türkiye’de birçok alanda hayat durdu, insanlar çağrılara uyarak evlerine kapandı. Her kesimden, #EvdeKalTürkiye çağrıları yükselirken, gözler de fabrikalarda, inşaatlarda, atölyelerde, hastanelerde çalışmak zorunda bırakılan emekçilerde.

#EmekçilerRiskAltında hashtagleri ile atılan twitlerde emekçilerin risk altında çalışmak zorunda kaldıkları, önlemlerin alınması gerektiği belirtiliyor.

SAĞLIK EMEKÇİLERİ RİSK ALTINDA

Türk Tabipleri Birliği (TTB)  ve tabip odaları yaptıkları açıklama ve çağrılarla, virüsle en büyük mücadeleyi yürüten sağlık emekçilerinin aldıkları risklere dikkat çekiyor. Sağlık Bakanlığı’ndan sağlıkçılar için koruyucu malzeme eksikliğinin acilen giderilmesini isteyen TTB,  sağlık sisteminin hızla artan hasta sayılarına yanıt verecek biçimde organize edilmesini, salgının yönetilmesi için hastanelerde, ilçe, il ve ulusal düzeyde ‘KORONA koordinasyonu’ sağlamaya yönelik bir işleyiş planının biran önce hazırlanarak yürürlüğe konmasını da talep ediyor.  Çalışma ve yaşam koşullarının düzeltilmesini, sağlık personel açığının derhal giderilmesini, koruyucu malzeme temin edilmesini, yaygın test yapılmasını, sınırlı, rotasyonlu çalışma saatlerinin düzenlenmesini, iş yerlerine güvenli ulaşım servis ve imkanlarının, yemek, barınma imkanlarının sağlanmasını isteyen sağlıkçılar, “borç ve kiralarının da ertelenmesi” talebini dile getiriliyor. Sağlık emekçileri için sadece alkışın yetmeyeceği, sağlıkçıların sağlığı için yeterli önlemin alınması da önemli konuların arasında. Unutulmaması gereken de sağlıkçıların sağlığının toplumun sağlığı için önemli olduğu gerçeği.

‘KADIN İŞÇİLER İÇİN ÖZEL ÖNLEMLER ŞART’

DİSK’e bağlı Gıda İş Sendikası da kadın işçiler için özel önlemlerin şart olduğu görüşünde.

İstanbul’da çoğunluğu kadın 150 işçinin çalıştığı kahve üretimi yapan bir fabrikadan kadın işçilerin sesine kulak veren Gıda İş, mağazaların kapatılmasına rağmen fabrikanın üretimini artırarak çalışmaya devam ettiğine, işçilerin ücretli izin talebine dikkat çekiyor.

Sendika, yine İstanbul’da et üretimi yapan bir fabrikada çalışma saatlerinin kısaltılmasını bırakalım, ek mesailer ile saat 22.00’ye kadar mesai uygulandığı örneğini veriyor ve “Aşırı çalışmanın getirdiği yorgunluk ve dinlenememe işçilerde coronavirüs salgınına davetiye çıkartıldığını” vurguluyor.

Börek, tavuk ve beyaz et üretimi yapan fabrikalara da atıf yapan sendika, işçilerin ücretsiz izne çıkarıldığı örneklerini de vererek, oysa yapılması gerekenin ve talebin ücretli izin olduğunu aktarıyor.

Sendika tarafından, “Kadın işçiler; işyerlerinde yoğun çalışmanın ardından evde de ağırlaşan iş yükünün ceremesini çekiyorlar! Kadınlar bir yandan evdeki hijyeni sağlamaya çalışırken, aynı zamanda evdekilerin bakım işini de yüklenmek zorunda kalıyorlar. Hem işyerinde hem de evdeki aşırı yorulma kadınlarda fiziksel rahatsızlıkları artırırken, direnci düşürür, bağışıklığı azaltırken ruhsal olarak da depresyona kapı aralıyor. Cinsiyetçi işbölümünün yarattığı eşitsizliğinin en görünür olduğu ülkemizde artan iş yükü, kadınlara dönük herhangi bir özel eylem planının olmaması, kapalı kapılar ardında yaşanan şiddeti katmerlendirecektir” uyarısı yapılıyor.

Sendika şunu talep ediyor: “Koronavirüs tedbirleri adı altında işten çıkarmalar, ücretsiz izinler, zorunlu yıllık izin kullandırtma gibi girişimlere izin verilmemeli, işten çıkarılmalar yasaklanmalı, ücretsiz izin yerine ücretli izin uygulamasına geçilmeli. Özellikle cinsiyetçi işbölümü nedeniyle kadınların artan yükleri düşünülerek kadın işçilere dönük özel önlemler alınmalı, kadınların ev içinde yaşadığı şiddet ve baskı karşısında devletin tüm kurumları kadınların yalnız olmadığını ve şiddet karşısında haklarını kullanmaları noktasında tüm gücüyle kadınların yanında olduğunu ifade eden bir acil önlem planı açıklamalı.”

DİSK, KESK, TMMOB VE TTB’DEN ORTAK SES

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB tarafından yapılan ortak açıklamada da risk altındaki emekçilerin çalışma koşullarına ve önlemlere dikkat çekildi.

“Yaşananlar açıkça göstermektedir ki, bu kriz aslında, sağlık alanının ticarileştirilerek halkın nitelikli, eşit, ulaşılabilir, ücretsiz sağlık hizmeti almasını engelleyen neoliberal anlayışın bir sonucudur. Bu krizden ancak toplumsal dayanışmayı yükselterek en az hasarla çıkabiliriz” denilen açıklamada, toplumun tüm kesimleri için şu taleplerin yerine getirilmesi isteniyor:

ACİL TALEPLER

-Bilime, eğitime ve sağlığa daha fazla değer verilmelidir. Bugünlerde kısıtlı imkânlarla, canla başla çalışan sağlık çalışanlarına özellikle çok teşekkür ediyoruz ve onların daha güvende görev yapabilmeleri, morallerinin yüksek tutulması için her türlü imkânın öncelikle seferber edilmesini talep ediyoruz.

– Önümüzde kötü örnek oluşturan ülkelerde yaşananlar da dikkate alınarak olası en kötü senaryoya göre eylem planları hazırlanmalı, kriz anında kentin tüm imkânları (mekân, araç, ekipman vb.) kullanılabilmelidir.

– Mümkün olan işlerde ve işyerlerinde uzaktan çalışmaya geçilmeli, zorunlu mal ve hizmetlerin üretilmediği ve virüsten korunma koşullarının sağlanamadığı tüm iş  yerlerinde çalışanlar derhal ücretli izne çıkarılmalıdır.

– Zorunlu mal ve hizmetlerin üretildiği veya gerekli önlemlerin alınabildiği faaliyetini sürdüren iş yerlerinde çalışan ebeveynlerden birine ve risk grubunda olanlar ile 60 yaş üstü çalışanlara acil ücretli izin verilmeli; çalışmak durumunda olanların sağlık koşulları için önlemler artırılarak azami düzeye yükseltilmelidir.

– En düşük emekli aylığı asgari ücret düzeyine çekilmelidir. Koronavirüsle mücadele döneminde 1000 TL destek eklenerek risk grubundaki bu kesimler korunmalıdır.

– Kamu ve özel sektörde bireysel ve toplu işten çıkarmalar yasaklanmalıdır.

– Fahiş fiyatlarla fırsatçılık yapanlara göz yumulmamalı, denetimler artırılmalı, fırsatçılık yapanlara yaptırımlar uygulanmalıdır.

– Alt gelir gruplarının temel gıda ve hijyen maddelerine erişimi için kamu kaynaklarına başvurulmalıdır. Virüsten koruyucu ürün ve malzemeler (maske, kolonya, sıvı sabun vb.) başta dar gelirliler olmak üzere halka ücretsiz dağıtılmalıdır.

– Yoğun kalabalıkların bir arada bulunduğu mülteci geri gönderme merkezlerinde gerekli tedbirler maksimum düzeyde alınmalı, bu merkezlerde olmayan mülteciler için de alt gelir gruplarıyla benzer şekilde hijyen ve temel gıda malzemesi temini kamu kaynaklarıyla sağlanmalıdır.

– Ekonomideki olumsuz gelişmelere paralel olarak işsizlikte yaşanabilecek artışlara karşı işsizlik sigortası ödeneğinden yararlanma koşulları kolaylaştırılmalıdır. İşsizlik sigortası ödeneği alabilmek için son üç yılda 600 gün çalışma koşulu virüsle mücadele döneminde 90 güne indirilmelidir. Salgın sürecinde işsizlik maaşı kesilecek olan çalışmayan yurttaşlara bu maaş verilmeye devam edilmelidir.

– Tüketici, konut ve taşıt kredileri ile kredi kartı borçları ve elektrik, su, doğalgaz ve iletişim faturaları salgın riski boyunca ertelenmelidir.

– Bu süreçte vatandaşların sağlığa erişimi ücretsiz olmalıdır.

– Sağlık kurumlarındaki eksikliklerin giderilmesi sağlanmalı ve Covid-19 şüphesi olan her olguya test yapılabilecek duruma getirilmelidir.

– Salgın sürecinde, özel sağlık kuruluşları kamu kontrolüne geçirilmelidir.

– Yerellerde, il/ilçe bazında belediyelerin ve muhtarlıkların önderliğinde DKÖ, meslek odası ve sendika temsilcilerinin de içinde yer aldığı kriz masaları kurulmalıdır.

– Sağlık emekçileri için alkışlar yetmez, koruma önlemleri artırılmalı ve ek tazminat verilmelidir.

HASTA MAHKUMLAR VE ÇOCUKLAR TAHLİYE EDİLMELİ

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB açıklamasında, cezaevlerine de vurgu yapılarak, hasta mahkumlar ile çocukların tahliye edilmesi isteniyor. Açıklamada cezaevlerine ilişkin şu vurgu ve talepler öne çıkıyor:
“Adalet Bakanlığı açıklamalarına göre Ocak 2020 itibariyle 355 hapishanede 11 bin civarında kadının içinde olduğu 294 bin tutuklu/hükümlü bulunmaktadır. Cezaevlerinde 3 bin 100 çocuk hükümlü ve tutuklu bulunurken, 780 çocuk ise anneleri ile birlikte cezaevlerinde kalmaktadır. Korona virüsü salgını nedeniyle birçok ülkede cezaevlerinde ayrımsız tahliyeler başlatılırken ülkemizde iktidarın siyasi tutuklu ve hükümlüler dışındakileri kapsayacak bir çalışmayı hızlandırdığını açıklaması kabul edilemez. Biliyoruz ki, son yıllarda çok sayıda muhalif gazeteci, akademisyen, aydın, milletvekili, belediye başkanı, avukat, öğrenci, sendika yöneticisi/üyesi ‘terör soruşturması’ adı altında tutuklanmıştır. Dolayısıyla cezaevlerinde öncelikle tutukluların hızla tahliyesi sağlanmalı; yaşam hakkı ve ifade özgürlüğü esas alınarak siyasi tutuklular, gazeteciler, yaşlılar, hasta mahkûmlar, çocuklar tahliye edilmeli, infazlar ertelenmelidir.”