Selin Sayek Böke: İnsanlar evde kalsın ama ihtiyaçları karşılansın

0
511

CHP İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke, “evde kalın” çağrısına uymaları için insanların ihtiyaçlarının karşılanması gerektiğini söyledi. Sosyal izolasyonun tam olarak sağlanamamasına yönelik ekonomik kaygılara değinen Böke, ‘Ekonomi ölmesin ama önceliğimiz insanların ölmemesidir. Devlet bunun için gerekli önlemleri almalı” dedi.

Korona virüs salgını Türkiye’deki yapısal sorunları da giderek su yüzüne çıkarıyor. Virüs salgınını kontrol etmeye çalışan siyasi iktidar, sürekli olarak “evde kalın” çağrısı yapıyor, ancak insanların evlerinde kalabilmesi için gerekli önlemleri alamıyor. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke, insanların evlerinde kalabilmesi için sosyal devlet mekanizmalarının tümüyle işletilmesi gerektiğini söyledi.

Halagazeteciyiz’in sorularını yanıtlayan Selin Sayek Böke’ye göre, insanların evde kaygısız bir biçimde kalabilmelerinin yolu vatandaşlık ödeneğinden geçiyor. Böke, “Yaşıyor olduğumuz krizin merkezinde bir halk sağlığı sorunu var. Ortaya konulacak olan politikaların her şeyden önce sağlığı öncelemesi gerekiyor. İnsanları hayattan kopardığınızda ortaya çıkacak olan güvencesizlik ve kaygı hissinin bu sağlıksızlığa katkı yapacağını düşünecek bir politikaya ihtiyaç var” görüşünde.

‘KRİZ KORONADAN ÖNCE DE VARDI’

Türkiye Korona virüs salgınına yakalandığında zaten derin bir ekonomik kriz içindeydi. CHP’li Böke, virüs salgınından önce Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik krizi şöyle tarif etti:

“Bugünkü kriz pandemi ile başlamadı. Türkiye pandemiden önce de ağır bir ekonomik kriz ve toplumsal bunalımın içindeydi. Türkiye’de ağır bir işsizlik var. Covid 19’dan önce Türkiye’de neredeyse resmi olarak 4 buçuk milyon ama gerçekte toplam 7 milyon insan işsizdi.  İkinci ağır yaşadığımız gerçeklik ise müthiş bir borçluluktu. Kamunun borcu yok gibi görünüyor ama hane halkları, tüm insanlar kredi kartı ya da çeşitli krediler üzerinden aşırı bir kredi borcunu omuzlarında taşıyordu.  Türkiye, bize benzeyen ülkeler arasında en riskli üç ülke arasında yer alıyordu.

Korona virüs salgını bir ekonomik sosyal maliyeti de beraberinde getirdiği büyük bir buhranın öncüsü olmadan önce Türkiye’de 7 milyon insan işsizdi, tüketicilerin 624 milyar liralık borcu vardı, KOBİ’ler de borç içindeydi. Maliye politikası iktidarın rantçı ve yandaşları beslemek üzere har vurup harman savurduğu bir düzende tüketilmişti, yabancı kaynaklar Türkiye’yi riskli gördüğü için yüksek faiz uyguluyordu.

Bu, Korona virüs gelmeden önceydi. Biz ekonomik sosyal olarak öyle bir durumdayız ki zaten ekonomik ve toplumsal bir buhran vardı.”

‘KORONA VİRÜS BİR HALK SAĞLIĞI TEHDİDİDİR’

Türkiye böyle ağır ekonomik kriz altındayken Korona virüs krizi daha da derinleştirecek gibi görünüyor. Şimdiden çok sayıda küçük işletme kapandı, işsizlik artmaya başladı. Peki bunun önüne nasıl geçilmeye çalışılıyor? Böke, şunları söyledi:

“Korona virüs bir halk sağlığı tehdidi. Sağlıkçılar diyor ki; bir biçimde çok hızla artması engellenmeli. Bunun için de kontrol altına alınması gerekiyor. Bunun için de sosyal mesafe arttırılmalı, mümkünse kişisel izolasyona girilmesi gerekiyor.  Bunun bir yolu var. Ne kadar çok test yapılırsa, kimler sosyal mesafe koyabilir tespit edilebilir. Böylece sosyal mesafe yükümlülüğü azaltılabilir. Böylece kim izole edilecek, kim sosyal mesafeyi azaltabilir. Bunun sağlıkçılar tarafından tespit edilmesi çok önemli. Türkiye bunu yapmıyor. Sağlık sorununun aşılması için şeffaf bir yönetim gerekiyor. Süreçler katılımcı olmalı, sivil toplum, siyaset bu sürecin içinde olmalı. Bu da yapılmıyor.

Bunların olmaması da sosyal ekonomik maliyetleri arttırıyor. Sağlıkçıların bize söylediği sosyal mesafeyi arttırın dediği önerme, esasında ekonominin durması anlamına geliyor. Çünkü ekonomi dediğimiz bir alış veriştir. Sosyal mesafe ile insanları alış verişten alıkoyduğunuz zaman ekonomide büyük bir çöküş olur.”

‘EKONOMİK DURGUNLUK MU, YAŞAM MI?’

Sağlıkçıların ‘evde kalın’ çağrısının tam anlamıyla ve daha sıkı tedbirlerle uygulanmamasının önünde de ekonomik çöküş kaygısı mı var? Böke, devletin ekonomik çöküş ile yaşam hakkı arasında bir tercih yapamayacağını, yaşam hakkını koruyarak ekonomik çöküşün de önüne geçebileceğini söyledi.

Böke şunları ifade etti:

“Dört temel sorun var, birincisi işsizlik. Durgunluk işsizlik yaratacak. Ama işsizliğe dair endişeyi gidermenin yolu insanları öldürmek değil. Bu gerçek karşımızdayken evde kalınması gerektiği açık. Sosyal temasın azalması lazım. Bunun doğuracağı ekonomik durgunluk kabul edilmeli. Ekonomide ortaya çıkacak olan işsizlik maliyetini yüklenmemek demek yaşam maliyetini yüklenmek demek.

Esasında ekonominin yok oluşundan bahsetmiyoruz. Özel alışverişler ortadan kalkınca devletin yerine geçireceği bir ekonomiden bahsediyoruz. Birinci öncelik insanları yaşatmak. Bunun için de sosyal teması azaltmak gerekiyor. Buradaki tercihi insanlar ölür, o zaman işsizlik olmaz diyemeyiz.

İşsizliğin önüne, işten çıkarmayı yasaklayarak geçebilirsiniz. Devletin temel görevi insanların kaygısız bir şekilde evde kalmalarını sağlamaktır. Cumhurbaşkanı, ‘vatandaştan destek istiyoruz’ dedi. Oysa destek isteyen vatandaşın kendisidir.

Ekonomi ölmesin ama önceliğimiz insanların ölmemesidir.”

‘İŞÇİ ÇIKARMAYI YASAKLAYIN; EMEKÇİYİ KORUYUN’

Böke’ye göre devletin alması gereken önlemlerin başında işçi çıkarılmasının yasaklanması var. ‘Sosyal temas azaltılsın’ denildiği bir halk sağlığı sorununda devletin devreye gireceğini söyleyen Böke, önce halkını ardından da ekonominin içinde üreticiyi, tüketiciyi, emekçiyi koruyan bir plan çıkarılması gerektiğini ifade etti. Peki bu nasıl olacak? CHP Milletvekili Böke’nin önerileri şöyle:

“- Toplumu evde kalmak zorunda diye görüyorsak, evde kalan toplumun işsiz kalmasını engellemeliyiz.

– İşsiz kalanların işsizlik sigortasından yararlanmasını sağlamalıyız.

-Devlete ihtiyacı olanların ihtiyacını gidermeliyiz.

-Kredi kartı gibi borçları olanların borç yükünü azaltmalıyız. Fatura yükümlülüklerini azaltmalıyız.”

‘DERDİMİZ OHAL DEĞİL’

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın “Herkes kendi OHAL’ini sağlasın” sözlerine tepki gösteren Böke, “Sıkıyönetim ve OHAL kavramına geldiğiniz zaman güvenceyle ‘evde kal’ kavramından uzaklaşmaya başlıyorsunuz. Derdiğimiz bir OHAL değildir. İhtiyaç duyulan şey insanların evde kalmasıdır. OHAL’in Türkiye’de bir yönetim anlayışı olduğu, Türkiye’yi geriye düşürmüş olan bir anlayış olduğunu çok net yaşadık. İhtiyaç bir OHAL değil, ihtiyaç insanların güvencede hissedeceği tüm sosyal devlet mekanizmalarının işlediği bir kararın verilmesidir. Bu kararı vermeyenler her ölümün müsebibbi olacaklardır. Sokağa çıkılmaması gerektiği açık ama ihtiyaç duyulan OHAl değildir” dedi.