‘Hastanelerimiz kapatılmasın, kapananlar derhal açılsın’

0
1492

Ankara’da Şehir Hastaneleri gerekçesiyle kent merkezindeki 6 eski ve köklü hastane kapatıldı, diğer illerde de kolay ulaşılan hastaneler kapatıldı. Korona virüs salgını, kapatılan hastaneler ve şehir hastaneleri gerçeğini yeniden gün yüzüne çıkardı. TTB önceki başkanlarından, Hastanemi Kapatma Platformu üyesi Bayazıt İlhan kapatılan hastanelerin gecikilmeden açılmasını istedi.

Korona virüs salgınının giderek yayılması ve ölüm oranları, gözleri Şehir Hastaneleri’ne ve kapatılan hastanelere çevirdi. Hastanemi Kapatma Platformu bu süreçte kapatılan hastanelerin yeniden açılması çağrıları yapıyor. Türk Tabipler Birliği (TTB) önceki Başkanlarından, Hastanemi Kapatma Platformu üyesi Bayazıt İlhan da kapanan hastanelerin gecikilmeden açılmasını, sağlık hizmetlerinin kamusal ve hiçbir yük getirilmeden, herkese eşit verilmesini istedi.

Bayazıt İlhan Korona virüs salgını ve Şehir Hastaneleri, kapatılan hastaneler gerçeğini Halagazeteciyiz’e anlattı:

Korona virüs salgını şehir hastanelerini de tartışmaya açtı mı?

Şehir Hastaneleri ile ilgili tartışılan pek çok başlık var. Finansman modelinden tutalım mevcut hastanelerin kapatılmasına, kent dokusunda yarattığı tahribata, erişim güçlüklerine, hastane içindeki işleyişlerin sıkıntısına kadar pek çok başlık var.

İçinde yaşadığımız COVİD-19 salgını nedeniyle özellikle şehir hastanesi açılan illerdeki durum tekrar gündeme gelmiş oldu.

Ankara’da çok daha çarpıcı yaşıyoruz bunu.  Köklü, önceden beri yurttaşlarımıza üst düzeyde sağlık hizmeti veren,  kolay ulaşılabilir yerlerdeki hastanelerimizin kapanmış olması vahim. Numune, Yüksek İhtisas Hastanesi, Zekai Tahir Burak Hastanesi, Dışkapı Çocuk Hastanesi gibi Ankara’ya ve Türkiye’nin geneline sağlık hizmeti veren hastaneler kapandı ve hepsi, altı hastane bir merkezde toplandı. Sağlık hizmetinin doğasını ve veriliş biçimini düşündüğümüzde özellikle salgın döneminde ne kadar sakıncalı olduğunu görmüş olduk. Numune, Yüksek İhtisas Hastanesi gibi hastaneler erişimi kolay, hastane içerisindeki işleyiş oturmuş yerlerdi. Hastalar daha kolay sağlık hizmeti alabiliyorlardı.

Oysa Şehir Hastanesi’ne ulaşımda zorluklar var. Hastane çok büyük, hastane içi işleyişte gerek yöneticiler gerekse hekimler zorluklar yaşıyorlar.

‘ŞEHİR HASTANELERİ BULAŞI RİSKİNİ ARTIRIYOR’

Bir de bulaşıcı hastalıkların doğası gereği hastaneler de bulaşın merkezi haline gelebiliyor. Şehir Hastaneleri bu büyüklük ve tek merkezde toplanmalarıyla bulaşma riski daha fazla olabiliyor.

‘DIŞARIYA AÇILAN PENCERELERİ YOK’

Ankara Şehir Hastanesi hekimlerinden aldığımız geri bildirim, son derece ilginç, yepyeni bir hastane ama gerek muayene odaları gerekse hasta odalarının önemli bir bölümünün camları dışarı açılmıyor ve havalandırılamıyor. Merkezi klima sisteminden havalandırılıyor.

Hekim arkadaşlarımız bunun salgın döneminde sağlığa zararlarına dikkat çekerek, ortam havalandırmasının ve dışarıdan havalandırmanın son derece önemli olduğunu ve bunun başarılamadığını söylüyorlar. Sıkıntılarını dile getiriyorlar.

Oysa bu 6 hastanemiz açık olsaydı, herkes aynı hastaneye gitmek zorunda kalmayacaktı ve hastanelerin bazıları Korona virüse yakalanmış yurttaşlarımızın tedavisine ağırlık verilen, bazıları da bu bakımdan daha korunmuş hastaneler olabilirdi ve bu şekilde sağlık hizmeti yurttaşlarımıza daha iyi verilebilirdi.

Zekai Tahir Burak Hastanesi doğumevi idi. Kadın sağlığı alanında Türkiye’nin en önemli hastanelerinden biriydi.  Oranın kapatılması da önemli bir problem. Şehir Hastanesi’ne taşındığı için kadın sağlığı hizmetleri de büyük oranda şehir hastanesine taşınmış oldu. Çocuk sağlığı hizmetleri de yine aynı şekilde Dışkapı Çocuk Hastanesi kapandığı için önemli oranda şehir hastanesine kaymış oldu.

‘KAPANAN BÜTÜN HASTANELERİMİZ GECİKMEDEN AÇILSIN’

Zekai Tahir Burak Hastanesi Çin’den ve diğer ülkelerden gelenler için karantina hastanesi olarak kullanıldı. Halen yine COVİD 19 tedavisi gören kimi hastalarımızın tedavisi orada sürüyor. Bu önemli hastanemizin sağlık hizmeti vermeye devam etmesi bizim için çok değerli.

Biz diyoruz ki, kapanan diğer hastanelerimiz de gecikmeden açılsın ve yurttaşlarımızın sağlık hizmeti alması bu hastanelerde de mümkün hale gelsin. Şu anda Numune, Yüksek İhtisas, Dışkapı Çocuk hastaneleri gibi yurttaşlarımızın kolay ulaştığı hastanelere her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.

Hastanemi Kapatma Platformu olarak böyle bir çalışmanız olacak mı?
Evet. Tam da söylediğiniz gibi Hastanemi Kapatma Platformu olarak Korona virüs salgının olduğu bu dönemde hastanelerimizi tekrar açın talebini ön plana çıkarmayı hedefliyoruz.

Bu durum diğer iller için de geçerli. Örneğin Bursa’nın en merkezi yerinde, yurttaşlarımızın kolay ulaştığı, tarihi değeri olan Memleket Hastanesi kapatıldı. Kentin 25 kilometre dışında hastaneye gitmek zorunda kalıyor yurttaşlarımız. Adana Numune Hastanesinin, eski donanımı ve kapasitesiyle tekrar açılması, yine Eskişehir’de, Mersin’de ve Isparta’da, tüm illerimizde kent merkezindeki kapatılan hastanelerin tekrar açılması bize göre böylesine salgın döneminde son derece yararlı olacak ve yurttaşlarımızın sağlık hizmetine daha kolay erişimini sağlayacaktır.

‘SAĞLIK HİZMETİNİN KAMUSAL HİZMET OLMASI GEREKTİĞİ ORTAYA ÇIKTI’

Bu salgın döneminde sağlık alanındaki hangi yanlışlar ortaya çıktı?

Sağlık hizmetinin kamusal bir hizmet olması gerektiği, bu derece piyasaya açılmasının ne kadar sakıncalı olduğu bu dönemde net bir şekilde ortaya çıktı. Sağlık hizmetlerinin önündeki her türlü parasal engelin, katkı, katılım paylarının kaldırılması gerektiği talebinin bu dönem yeniden öne çıktığını görüyoruz. Sağlık hizmetinin en temel hak olduğu gerçeği, herkese eşit, ücretsiz, ulaşılabilir ve nitelikli biçimde verilmesi gerekliliği belirginleşti.

Sağlığın ticari bir nesneye dönüştüğü piyasacı sağlık anlayışının aslında sağlık hizmetinin doğasıyla uyumlu olmadığı pek çok yönüyle görüldü. Örneğin son dönemde yüksek tutulan sağlık turizmi kavramı vardı. İnsanların değişik ülkelerden gidip sağlık hizmeti alması. Bunun ne kadar yanlış olduğu, herkesin kendi ülkesinde, hatta kendi şehrinde kolay ulaşabileceği yerde sağlık hizmetini almasının sağlık hizmetinin temelinde olması gereken bir kavram olduğu bir kez daha ortaya çıktı.

Salgına ilişkin alınan tutumu, önlemleri yeterli buluyor musunuz? Daha katı bir izolasyon başta uygulansaydı bugünkü tablo yaşanır mıydı?

Öyle gözüküyor.  Dünya deneyimleri de bunu gösteriyor. Sağlık Bakanlığının açıkladığı rakamlar, gerek hasta sayısında gerekse ne yazık ki can kayıplarındaki artış, hastaların özellikle belli illerde, İstanbul başta olmak üzere yoğunlaşmış olması, daha ciddi önlemler alınması gerektiğini ortaya koyuyor. Özellikle insanların kendilerini daha çok izole etmesi gerektiği ortaya çıkıyor.

‘İŞ VE GELİR GÜVENCESİ OLMADAN EVDE KAL DEMEK GERÇEKÇİ DEĞİL’

Ama insanların iş güvenceleri, gelir güvenceleri sağlanmadığı zaman, ‘evde kal’ talebinin de gerçekçi bir talep olmadığı ve karşılık bulmadığı görülüyor. Dolayısıyla bugünlerde yaygın olarak ifade edildiği gibi insanların bugününün ve geleceğinin, gelirlerinin güvence altına alınarak yaşamsal, hayati sektörler dışında çalışmanın salgın süresince durdurulması, insanların kendilerini evde izole etmelerinin sağlanması hastalığın daha da yayılmasını, can kayıplarının artmasını kuşkusuz önleyecektir. Dünyada yaşanan gerçekler bunu ortaya koyuyor.

Sağlık Bakanlığı’nın bu konuda pasif kaldığını düşünüyor musunuz?

Bakan sürekli izolasyondan söz ediyor ama sokağa çıkma yasağından bahsetmiyor, Cumhurbaşkanı’na uyarıda bulunmuş olabilir mi?

O konuda bilgi sahibi değiliz. Türkiye’nin özellikle 2017 referandumu sonrası içine düştüğü tek kişinin ağırlıklı iradesine bağlı yönetim biçimi ne yazık ki ortada, yaşanan her olayda etkilerini görüyoruz. Sağlık Bakanı son açıklamasında, ‘biz önerilerimizi ilettik, bundan sonraki kararlar Cumhurbaşkanımızın takdirindedir’ demişti. Nereye kadar, ne önerilerde bulunduğu ve hangilerinin kabul görüp görmediği konusunda bilgi sahibi olamıyoruz. Ancak net olarak gördüğümüz bir şey varsa, Türkiye’de pek çok kritik karar tek merkezden çıkabiliyor.

Bilim Kurulu kararları açıklanmıyor, neleri önerdiklerini, Sağlık Bakanlığı’nın neleri kabul edip etmediğini, hangilerinin takdir görüp, hangilerinin görmediğini bilemiyoruz. İnsan sağlığının en önemli konu olduğunu bilerek, Türkiye’deki bütün demokratik kamuoyunun çabalarını sürdürmesi ve bilimin ışığında, sağlık hizmetlerinin doğası gereği yapılması gerekenleri söylemeye devam edeceğiz.

‘DEMOKRATİK KANALLAR AÇIK DEĞİL’

Demokratik kanalların açık olmaması yerellerde de karşımıza çıkıyor. İl Pandemi Kurulları, son derece yararlı. Çünkü kararları yerellerde, onların da ihtiyacının gözetilerek, kuşkusuz merkezi iradenin de katkısıyla geliştirilmesi son derece önemli. Ancak bunun doğru biçimlerde olabilmesi için yerellerdeki bütün kaynakların kullanılması gerekiyor. Bu kaynakların en önemlileri kuşkusuz tabip odası, eczacı odası, diş hekimleri odası, hemşireler derneği gibi meslek örgütleri, sağlık alanındaki sendikalar, üniversitelerin ilgili anabilim dallarının akademisyenleridir. Bu olmayınca yaptığımız işlerde ciddi eksiklikler ortaya çıkacaktır. Vakit geçirmeden bu demokratik kanalların açılması, katılımcılığın sağlanması gerekiyor.

Şehir Hastanelerine ilişkin ne yapmayı düşünüyorsunuz?

2020 bütçesi hazırlanırken öğrenmiş olduk, bundan sonra sözleşmesi imzalanacak şehir hastaneleri projeleri Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) modeli ile değil de genel bütçeden finanse edilecek. Şu ana kadar açılan 10 şehir hastanesi ve sözleşmesi imzalanıp, yapımı devam eden 9 şehir hastanesi var. Bu 19’u yine KÖİ ile finanse edilmeye devam edilecek.

Bunun sakıncalarını, anladığımız kadarıyla iktidar da görmüş olacak ki, bundan vazgeçip, bundan sonra sözleşmesi imzalanacak 10 şehir hastanesini genel bütçeden karşılama yoluna gittiler.

Tabi bu önemli bir gelişme, bizim için değerli. Ancak tabi ki yeterli değil. Açılmış olan şehir hastanelerinde önemli sorunlar var. Bunları raporlar halinde sunmaya devam ediyoruz. Tam da sizin söylediğiniz gibi belli şehirlerde önemli hastanelerin kapanmış olması nedeniyle önemli sorunlar var. Bu hastanelerin zaman geçirmeden, özellikle bu salgın hastalık döneminde tekrar açılması ve sağlık hizmetine sunulması son derece yararlı olacaktır. Bu, mevcut şehir hastanelerinin üzerindeki yükü azaltacaktır, sağlık hizmetinin ulaşılabilirliğini ve niteliğini de artıracaktır.

Bundan sonra hastanelerin kapanmaması; kapanan hastanelerin de yeniden sağlık hizmetlerine kazandırılması için mücadele edeceğiz.