DİSK, KESK, TMMOB ve TTB Kadın Meclisleri’nden uyarı!

0
294

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB Kadın Meclisleri:

‘Pandemi, kadınlar üzerinde yeni bir sömürü politikasını gündeme getirdi’

Evde kalmak geleneksel toplumsal cinsiyet rollerini kabullenmek anlamına gelmemelidir’

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB Kadın Meclisleri, dünyayı etkisi altına alan pandemi sürecinde kadınların yaşadıklarına ilişkin olarak, “Olağandışı durumlarda ortaya çıkan sorunlar ve alınan önlemler, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklı sorunları katmerleştirmekte, başta kadına yönelik şiddet olmak üzere kadın bedeni, emeği ve sağlığı üzerindeki bir dizi baskı ve sömürü politikasını yeniden üretmektedir” açıklaması yaptı.

Kadın meclislerinin yaptığı ortak açıklamada, “Evde kalmak biz kadınlar için tüm bakım yükünün kadınların omuzuna yıkılması, hane içi emeğin görünmez kılındığı geleneksel toplumsal cinsiyet rollerini kabullenmek anlamına gelmemelidir” ifadesi kullanıldı. Açıklamada özetle şunlar kaydedildi:

KADINLARA İŞ VE GELİR GÜVENCESİ VERİLMELİDİR:
Virüsün bulaşmasını engellemek ve salgının yayılma hızını düşürmek amacıyla, temel ve zorunlu hizmetler ve üretimler haricinde üretim durdurulmalıdır. Bunun yanı sıra, temel ve zorunlu hizmetlerde çalışanlar için iş güvenliğinin, sağlık ve hijyenin sağlandığı çalışma koşulları oluşturulmalıdır. Kamu ve özel sektörde çalışan tüm kadınlara iş güvencesi verilmelidir. Kadınlar, sağlık hakkı ile çalışma hakkı arasında seçim yapmak gibi bir ikilemde bırakılmamalıdır.

KADIN SAĞLIK ÇALIŞANLARININ İZİN HAKLARI SAĞLANMALI:
Sağlık alanında çalışanların üçte ikisinden fazlasını kadınlar oluşturmaktadır. Pandemi döneminde yıllık izinler ertelemiştir. Çalışmak zorunda olan bütün kadın sağlık çalışanları, bulaş ve hastalık riskine karşı yeterli kişisel koruyucu donanımın sağlandığı, gerekli testlerin belirli aralıklarla tekrarlandığı, stres ve yoğun çalışma temposunda tükenmişlik yaşanmasını önlemek için çalışma saatlerinin yeniden düzenlendiği şartlarda çalışmalıdır. Çalışma mekanları kadınların gereksinimleri dikkate alınarak donatılmalıdır. Öte yandan sağlık alanında kadınlar ya kendilerinin ve çocuklarının sağlığını tehlikeye atarak çalışmak ya da ücretsiz izin alarak geçinme sorunlarıyla boğuşmak ikilemiyle karşı karşıya bırakılmaktadır. Sağlık Bakanlığı’nın genelgesinde süt izninde olanlara ücretsiz izin kullandırılacağı belirtilmiştir. Aynı genelgede, çalışan eşlerin her ikisinin de Sağlık Bakanlığı personeli olması halinde, okul öncesi ve ilköğretimde çocuğu bulunan kadın çalışana öncelik verilerek yıllık izin verileceği belirtilmektedir. Kadına biçilen geleneksel toplumsal cinsiyet rollerinin yansıması olan bu düzenleme ile ücretli izin yerine yıllık iznin kullandırılması, kamusal bir hak olan yıllık iznin gasp edilmesidir. Kadın sağlık çalışanlarının talepleri karşılanmalı, süt izninde olan kadınlar ücretli idari izinli sayılmalı, olağandışı dönemde alınan izinlerin yıllık izinden sayılması uygulamasına son verilmeli, kamu/ özel taşeron şirketlerinde çalışan tüm sağlık çalışanları aynı haklardan yararlanmalıdır.

EVDE KALMAK EMEK SÖMÜRÜSÜNÜ ARTTIRIYOR:
Evde kalmak kadınlar için iş yükünün ve emek sömürüsünün artması anlamına gelmektedir. 65 yaş üstü ve 20 yaş altı kişilere uygulanan evden çıkma yasağı ile birlikte, ev içi bakım sorumlulukları, hane halkının temizlik, yemek, çamaşır, ütü gibi ev işlerini yapmak, kadınlara yüklenmektedir. Bu nedenle, zorunlu sektörlerde çalışsın çalışmasın, kadınlar “ebeveyn tükenmişliği sendromu” ile karşı karşıya kalabilecektir. İçinden geçtiğimiz koşulların ruh sağlığımızı da olumsuz etkilediği, endişe, kaygı, korku, panik, depresyon gibi psikolojik sorunlara sebep olduğu açıktır. Kadınlar bir yandan kendi ruh sağlığını korumaya çalışırken, bir yandan da onlardan hane üyelerini sakinleştirmesi ve pandeminin yol açtığı psikososyal sorunlar için “tampon” olması beklenmektedir. Kamu/özel ayrımı olmaksızın, zorunlu hizmet ve üretim alanında çalışan ebeveynlere dönüşümlü ve eşit olarak ücretli izin verilmeli, çocuklarını yalnız büyüten ebeveynlere salgın süresince ücretli izin hakkı tanınmalı ve/ya uygun koşullar yaratılabiliyorsa evden çalışma biçimleri formüle edilmelidir.

ŞİDDETE KARŞI BAŞVURU MEKANİZMALARI GÜÇLENDİRİLMELİ:
Evde kalmak ev içi şiddeti ve istismarları arttırmaktadır. Evlerin, kadınlar için hiçbir zaman mutlak güvenli yerler olmadığı, aksine kadınlar için en tehlikeli yerler olduğu bilinmektedir. Evde kalmak zorunlu bir sağlık tedbiri iken, kadınlar kendilerine şiddet uygulayan erkeklerle bir arada yaşamaya zorlanmakta, daha çok psikolojik, fiziksel ve cinsel şiddete maruz kalmaktadır. Öte yandan pandemi döneminde şiddete uğrayan kadınların ilgili birimlere başvurmakta zorlandıkları ve yardım isteyemedikleri de bilinen bir gerçektir. Evde kalma zorunluluğu, kadınların uygulanan şiddetten uzaklaşma olanaklarını ortadan kaldırmakta, şikayet etmek ve şiddeti belgelemek için sağlık kuruluşlarına başvurusunu geciktirmekte ya da yok etmekte, artan bulaş riski nedeniyle sağlık kuruluşları ve adliyelerde acil gereksinim dışındaki başvuruların ertelenebileceği gerekçesiyle şiddet uygulayan erkeğin evden uzaklaştırılması ve sağlığını koruyamaması endişeleri kadının başvurudan vazgeçmesini kolaylaştırmakta, bu şiddete tanıklık eden ya da cinsel, fiziksel istismar gören çocukların da sürekli travma yaşamasına neden olmaktadır. Pandemi döneminde şiddetin önlenmesine yönelik politikalar daha etkin olarak uygulamaya konulmalı, ortak kullanılan şiddet hatlarının pandemi nedeniyle meşgul edilebileceği dikkate alınarak kadına yönelik şiddet için özel hatlar oluşturulmalı, online başvuru olanakları yaratılmalı, pandemi nedeniyle evde kapalı ortamda şiddet gören kadının bildirimde bulunmasının olanaksız olabileceği koşullar göz önünde bulundurularak üçüncü kişilerin şikayet duyuruları değerlendirmeye alınmalıdır.

İSTİSMARCILARA AFTAN VAZGEÇİLMELİ:
İnfaz yasasında yapılacak değişiklik kapsamında cinsel istismar suçlularına af anlamına gelen bir yasal değişiklik de gündeme gelmiştir. Covid19 salgınından yararlanarak, siyasal iktidarın kadın katillerini, istismarcılarını serbest bırakma, aklama girişimleri kabul edilemez. Cinsel istismarcıların affı, infaz yasasındaki değişiklik kapsamından çıkarılmalıdır. Kadına yönelik artan şiddete karşı acil eylem planı oluşturularak hayata geçirilmelidir.

PANDEMİ SAĞLIK HAKKINA ERİŞİMİ ENGELLEMEMELİ:
Kadınların sağlık hizmetlerine erişimde yaşadığı sorunlar bu süreçte artmıştır. Sosyal güvenceden ve nitelikli bir sağlık hizmeti alabilecek gelirden yoksun, güvencesiz koşullarda çalışan kadınlar sağlık hakkına erişememektedir. Özellikle kadın sağlığının korunması ve sağlık gereksinimlerinin karşılanması açısından, birinci basamak sağlık kurumlarında pandemi nedeniyle ortaya çıkan yoğunluk, kadın sağlığı hizmetlerinin yürütülmesinde aksamaya neden olmamalıdır. Kadın sağlığına ilişkin sorunların çözümü yanı sıra aile planlaması, gebe izlemi, doğum öncesi ve sonrası bakım ve izlem, ana-çocuk sağlığı hizmetleri, kronik hastalıkların izlemi, menapoz dönemi sağlık sorunları gibi hizmetlerin sürdürülmesi gerekmektedir. Kürtaj hakkının suistimale uğramaması için gereken önlemler alınmalıdır.
Kürtaj olmak isteyen kadınlar düşük hapları için reçete alabilmeli, yapılacak geç dönem kürtajlar acil bakıma dahil edilmelidir. Kadınların, sağlık hizmetlerine ve adli hizmetlere erişimleri önündeki tüm engeller kaldırılmalı, bu çerçevede ilgili kurumsal ve hukuki düzenlemeler yapılmalıdır. Pandemiye dair geliştirilen politikalar acilen toplumsal cinsiyet eşitliği gözetilerek yeniden ele alınmalıdır.