TTB: ‘Tıp Fakültesi öğrencilerinin mağduriyeti önlensin’

0
383

Koronavirüs salgını nedeniyle yüksek öğretim kurumlarında YÖK kararıyla eğitime ara verilip, uzaktan eğitim başlarken; TTB, tıp fakülteleri son sınıf öğrencilerinin eğitimindeki kargaşa ve mağduriyetin giderilmesini istedi.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi yaptığı açıklamada, tıp fakültesi son sınıf öğrencileri açısından uzaktan eğitim konusunda kargaşa yaratıldığını ve bunun giderilmesi gerektiğini bildirdi.

TTB açıklamasında, COVID-19 salgını ile birlikte eğitime ara verilen yüksek öğrenim kurumlarında YÖK kararı ile 30 Mart’tan itibaren uzaktan eğitim, açık öğretim ve dijital öğretim imkanları ile eğitimin sürdürülmesine başlandığı hatırlatıldı.

Açıklamada; “Entegre yapıya sahip, çok farklı eğitim etkinliklerini içeren, büyük bir kısmı uygulamalardan oluşan programa sahip tıp fakülteleri, tıp eğitimi felsefesine çok uymasa da yaşanan olağan dışı durum nedeni ile olanakları çerçevesinde uzaktan teorik eğitim vermeye çalışmakta, uygulamaları yaz döneminde gerçekleştirmeyi planlamaktadır. Ancak eğitimlerinin tamamı klinik uygulamalardan oluşan intörn öğrenciler için zorluk daha fazladır ve bu grup için ciddi bir sorun yaşanmaktadır” denildi.

‘YÖK İNTÖRNLER KONUSUNDA MERKEZİ KARAR ALMALI’

YÖK’ün diğer uygulamalı eğitimler gibi intörn eğitimine ara verilmesi kararı ile birlikte “Tıp fakültelerinde intörnlerin  gerektiğinde, gönüllü olarak talep etmeleri ve üniversitece uygun görülmesi halinde sağlık hizmet sunumunda görev alabileceği” yönündeki kararının tıp fakültelerinde farklı uygulamalara yol açtığı hatırlatılan açıklamada şu değerlendirme yapıldı: “Her konuda merkezi karar alan, yerel kurum ve yapılara inisiyatif bırakmayan anlayış bu konuda net bir tutum almaktan nedense imtina etmiştir. Tıp fakültelerinin bir kısmı intörn eğitimine ara vermekle birlikte kalan eğitim ve  mezuniyet süreçlerini belirsiz bırakırken, bazıları intörnlere zamanında mezuniyet vaat ederek gönüllü bir tercihle salgın döneminde eğitimlerine devam edebileceklerini belirtmiştir. Bu farklı uygulamalar intörn öğrencilerde kaygı ve ikileme yol açmaktadır.”

Böylesine önemli ve ciddi bir konuda hem kişilerin sağlık ve yaşamlarına ilişkin, hem de hukuksal ve etik sonuçları olabilecek bir sürecin kişisel tercihlere bırakılamayacağı dile getirilen açıklamada, “İntörnlerin sağlık hizmetinde görev almalarının kararı fakültelerin gereksinimleri üzerinden tanımlanamaz. YÖK ve Sağlık Bakanlığı intörnleri mağdur etmeyecek bir tutumu ve programı  şimdiden tebliğ etmek zorundadır” uyarısı yapıldı.

 İNTÖRN ÖĞRENCİLERİN KAYGILARI

Açıklamada şu görüş ifade edildi:  “Çünkü; olağan dışı koşullarda, salgınla mücadelede ekip içinde yer alabilme yeterliklerini dikkate almadan intörn öğrencilerden alanda çalışmalarını talep etmek önemli riskler taşır.  Doğal olarak salgın tüm kurumlarda sağlık hizmet sunumunu etkilemiş, klinikler intörn öğrenciler için eğitim olanağı yaratmaktan büyük ölçüde uzaklaşmıştır. Ayrıca salgın ortamı, sağlık çalışanlarının enfekte olma riskini de çok artırmış durumdadır. Sağlık çalışanları kişisel korunmalarına dair kaygı yaşarken intörn öğrencilerin bu ortama katılmaları riski ve kaygıyı artıracaktır.”

‘İNTÖRN ÖĞRENCİLER SAĞLIK SUNUMUNDA OLSUN AMA…’

YÖK ve Sağlık Bakanlığı’nın “intörn öğrencilerde oluşan kaygı ve ikilemi ortadan kaldırmaya mağduriyetlerini önlemeye” çağrıldığı açıklamada, “intörnlerin eğitim, mezuniyet, atama ve TUS  süreçleri konusunda tüm fakültelerin ortak bir tutum almalarının sağlanması; atama ve TUS zamanlamasının hiçbir intörnü mağdur etmeyecek biçimde düzenlenmesi” önerisi getirildi.

Salgın sürecinin uzayabileceği ve intörnlerin de sağlık hizmet sunumunda yer almalarının zorunlu olduğunun tespiti halinde mezuniyetine zaten birkaç ay kalmış bütün intörnlerin mezun edilerek atamalarının yapılması ve hızlı bir meslek içi eğitimle hekim kadroları arasında yer almalarının sağlanması da istenilen açıklamada, “Güncel uygulamadaki gibi gönüllülük temelinde de olsa intörnleri salgın koşullarında sağlık hizmet sunumunda konumlandırmanın hukuki, etik ve yaşamsal sorunlar yaratacağı” hatırlatıldı.