Asistan hekimler, “planlı ve adaletli işbölümü” istedi

0
235

TTB Asistan ve Genç Uzman Hekimler Kolu, Pandemi dolayısıyla artan iş yükü için planlı ve adaletli bir işbölümü yapılmasını, asistan hekimlerin taleplerinin dikkate alınmasını istedi.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Asistan ve Genç Uzman Hekimler Kolu, COVID-19 pandemisi sürecinde hastanelerde yaşanan organizasyonsuzluğun yol açtığı sorunlara ve bu sorunların tüm sağlık çalışanlarını ve özel olarak da asistan hekimleri nasıl etkilediğine dikkat çekti. TTB Asistan ve Genç Uzman Hekimler Kolu’nun açıklamasında, pandemi dolayısıyla artan iş yükü için planlı ve adaletli bir işbölümü yapılması istendi ve asistan hekimlerin taleplerine dikkat çekildi.                Açıklamada, Sağlık Bakanlığı’nın 12 Nisan itibariyle paylaştığı verilere göre Türkiye’de 56 bin 956 vakanın olduğu, COVID-19 enfeksiyonu nedeniyle toplam 1198 kişinin yaşamını yitirdiğine dikkat çekildi.

SAĞLIK BAKANLIĞI DESTEKLERİNİ REDDETTİ

Sağlık Bakanlığı’nın pandemi yönetiminde sağlık meslek örgütlerinin desteğini almayı reddettiğine vurgu yapılan açıklamada, bakanlığın , birbiri ardına çıkardığı ve kendi içinde çelişkiler barındıran yönetmeliklerle sahada aktif çalışan personeli büyük bir belirsizlik içerisine sürüklediği eleştirisi getirildi. Üniversite ve Eğitim Araştırma hastanelerinin büyük çoğunluğunun pandemi hastanesi ilan edildiği de vurgulanan açıklamada, “Bütün eğitim çalışmaları ve elektif işlemler ertelenmiş, bu hastaneler salgına dönük sağlık hizmeti veren kurumlar haline gelmiştir” denildi.

Hastanelerdeki organizasyon eksikliğinin sürecin başından itibaren en büyük sorun olduğu da dile getirilen açıklamada, bunun da başta asistan hekim ve hemşireler olmak üzere tüm sağlık emekçilerinin iş yüküna artırdığı, artan iş yükünün de virüs maruziyetini de beraberinde getirdiği aktarıldı. Planlamadaki aksaklıkların, görevlendirmelerin önceden haber verilmemesinin çoğunlukla asistan hekimler üzerinden görevlendirmeleri beraberinde getirdiğinin altı çizilen açıklamada, şunlar ifade edildi: Yapılacak iş hakkında önceden eğitim verilmeden aynı gün ya da bir gün önce sms veya telefon aramaları ile yapılan görevlendirmeler asistan hekimler üzerinde psikolojik baskı oluşturmaktadır. Belirsizliğin verdiği gerginlik ruh sağlığı açısından negatif sonuçlar doğurmakta ve bu da hali hazırda yoğun çalışan asistan hekimi daha da yormaktadır. Bu yorgunluğun immün sistem üzerindeki etkisi sağlık çalışanlarını enfeksiyona yatkın hale getirmektedir. Bu planlamaların yönetim tarafından uygun şekillerde yapılmaması farklı branşlarda çalışan hekimler arasındaki gerginliği arttırmakta, iş barışını bozmakta, adaletsizlik duygusunu pekiştirmektedir.”

24 SAATLİK NÖBETLER, AĞIR İŞ YÜKÜ

Çoğu hastanede 24 saatlik nöbetler şeklinde çalışıldığı, fazla mesai saatinin dinlenmeye fırsat vermediği, artan iş yükünün viral yükü arttırdığı da kaydedilen açıklamada, temaslı sağlık çalışanlarına belirli aralıklarla rutin test uygulanması yapılmadığı, semptomatik olana kadar COVID-19’a yönelik herhangi bir test çalışılmadığı, bu durumun da asemptomatik dönemde bulaş riskini arttırıp. tedavinin aksamasına sebep olduğunun altı çizildi.

Şikayetler;  “Acil servis  COVID polikliniği organizasyonunda sorunlar yaşandığı, triyajın hala efektif sağlanamadığı, daha önce sağlık meslek örgütleri tarafından dillendirilen sağlık çalışanının sağlığı poliklinikleri çoğu hastanede açılmadığı, açık olduğu belirtilen merkezlerde de efektif hizmet verilmediği, temaslı sağlık çalışanı test yaptırmak ya da muayene olmak için acil servislere başvurduğu” şeklinde sıralandı.

SAĞLIKSIZ YEMEKLER, SAĞLIKSIZ KOŞULLAR

“Nöbetlerde dağıtılan yemeklerin besin değerinin göz önünde bulundurulmadığı; birçok hastanede, kumanya şeklinde-her gün aynı menülerin verildiği, vejeteryan/vegan menüler oluşturulmadığı, Pandemi şartlarından ötürü, hastane dışında herhangi bir yerden beslenmenin mümkün olmadığı, nöbet tutan hekimler için uygun dinlenme alanı sağlanmadığı, bu sağlıksız koşulların da yoğun viral yük altındaki sağlık emekçilerinin bir bir hastalanmasına  sebep olduğu” aktarılan açıklamada, “Pandemi sürecindeki iş bölümünde uzman hekimlerin ve öğretim  görevlilerin daha geri planda bırakılması nedeniyle, asistanlar üzerindeki iş yükünü arttırdığı da “ aktarıldı.

Acil olmayan sağlık hizmetlerinin ertelenmesinin, sağlık tesislerinin gelirini azalttığı, bunun da personelin ek ödemelerinin azalmasına yol açtığı da belirtilen açıklamada, en az personel ile hem COVID-19 virüsüne maruz kalacak personel sayısının hem de virüse maruz kalan personelin viral yükünün azaltılmaya çalışıldığı esnek çalışma sistemine geçildiği vurgulandı. Sağlık Bakanlığının yönergesi ile sağlık çalışanlarının gelirinin bir parçası olan ek ödeme kaybının telafi edileceği, hatta ek ödeme gelirinin arttırılacağının duyurulduğu aktarılan açıklamada, esnek çalışl çalışma nedeniyle nöbet ücreti alınamaması da eleştirildi.  “Birbiri ile çelişen yönetmelikler asistan hekimin aleyhine işlemektedir. Yönetmeliğe göre ek ödemeler öğretim görevlileri ile asistan hekimlere aynı oranda verilmeyecek. Döner sermayenin paylaştırılmasında oranı yüksek tutulan öğretim görevlilerinin alacağı toplam ücret artacakken, maaşının önemli bir kısmı nöbet gelirinden oluşan ve bu süreçte öğretim görevlilerine nazaran çok daha fazla çalışacak olan asistan hekimlerin eline geçecek ücret ciddi manada düşecek” denildi.

SAĞLIKÇILAR KENDİ EKİPMANINI KENDİ SAĞLAMAK ZORUNDA KALDI

Açıklamada, “Sürecin başından itibaren sağlık çalışanlarının, kendi ekipmanını kendisi temin etme yoluna gittiği, ekipman eksiği azalmış olsa bile hastane yönetimlerinin yeterli ekipmanın varlığına dair bir güven ortamı oluşturamadığı” da getirilen eleştiriler arasında yer aldı. Açıklamada, “Hastane yönetimleri maalesef karar alma ve alınan kararları uygulama evresinde iş yükünü sırtlayan sağlık çalışanları ile diyalog halinde değil. Hekim, hemşire ve işçi temsilcileri karar aşamasında dikkate alınmamakta, meslek örgütleri ve sendikalar bu süreçte bilgilendirilmemektedir. Tam tersi çalışanların vermek istediği dilekçeler hastane yönetimleri tarafından işleme sokulmamaktadır” denildi.

‘UYGULANABİLİR VE HAYATİ’ TALEPLER

Açıklamada, “uygulanabilir ve hayati olduğu açık” olan şu öneriler sıralandı:

“- Çalışma saatlerinin virüs yükünü en aza indirecek ve bu konudaki referans kaynaklar göz önünde bulunduracak şekilde 8 saatlik nöbetler halinde düzenlenmesi,

– Artan iş yükünün ve risklerin sadece asistan hekimlerin omzuna yüklenmesi yerine öğretim görevlileri ve uzmanların da dâhil olduğu bir çalışma düzeniyle adaletli dağıtılması,

– Ek ödemelerin ünvanlardan ve profesyonel alanlarımızdan bağımsız olarak hastanede çalışan tüm personel arasında eşit dağıtılması,

– Tüm hastanelerde sağlık çalışanlarının sağlığı birimlerinin kurulması, bu birimin sağlık çalışanlarının beslenme ve barınma gibi temel ihtiyaçlarını giderdiği mekanları denetlemesi, ayrıca bu birimin hastane içi bulaş açısından göz ardı edilen atık yönetimi konusunda da eğitimler düzenlemesi,

–  Tüm sağlık çalışanlarının covid temas öyküsü ve semptom sorgulanmadan düzenli olarak taranması, bu taramaların sağlık çalışanlarına ayrılmış ayrı poliklinikte yapılması,

– Süresi dolan asistan hekimlerin tez sunumlarının ve bitirme sınavlarının iptali yerine online olarak yapılmasını talep ediyoruz.”

Açıklamada ayrıca; “Pandemi sürecinin sağlık emekçilerinin fikri alınmadan yönetilmesi birçok sorunun gözden kaçmasına sebep olmakta, var olan krizi derinleştirmektedir. TTB ve sağlık meslek örgütleri sürece dahil edilmelidir” denildi.