Mülteciler için korona: Korku ve yıkım

0
477

Resmi verilere göre aralarında Covid-19’a yakalanan yok ama mülteciler koronavirüsün en karanlık yüzüne tanıklık ediyorlar. Daha iyi bir yaşam umuduyla gittikleri Avrupa sınırlarından salgın nedeniyle dönmek zorunda kaldılar ve şimdi koronaya rağmen ayakta kalmaya çalışıyorlar.

“Hatay Geri Gönderme Merkezi’nde 14 gün kaldım. Salgına yakalanacağım korkusuyla günlerce uyuyamadım. Steril bir ortam yoktu ve bize maske bile verilmedi.”

Bu sözler İdlib’li mülteci D.A’ya ait. İdlib krizi tırmanınca Türkiye’nin mültecilere Avrupa sınırlarını açmasının hemen ardından 5 çocuğu ile birlikte yaşadığı Gebze’den Edirne Pazarkule sınır kapısına giden D.A’nın “Avrupa’da daha iyi bir hayat” umudu, koronavirüs salgınıyla birlikte tamamen suya düştü. D.A’nın salgınla birlikte yaşadıkları, mültecilerin koronavirüsle mücadelesinin korku ve yıkım içinde nasıl sonlanacağına dair endişelere net bir ayna tutuyor.

Tıpkı D.A gibi yüzlerce mülteci Yunanistan polisinin sert müdahalesine karşın sınırdan Avrupa’ya geçme umudunu son dakikaya kadar korudu. “Sınırı geçmek için kesinlikle elimden gelen her şeyi yapacaktım” diyen D.A, koronavirüsün kendisinde yarattığı hayal kırıklığını hiç unutamadığını söylüyor.

‘HER ŞEYİMİ KAYBETTİM’

Valilik kararı ile 14 günlük karantina için farklı kamp ve yurtlara gönderilen mülteciler için bu süreç de oldukça zorlu oldu. “Bindiğim otobüste uzun bir süre nereye gideceğimizi bilmeden ilerledik” diyen D.A, daha sonra Hatay Geri Gönderme Merkezi’ne götürüldüğünü öğreniyor. D.A’nın o günlere ilişkin hatıraları çok dokunaklı:

“Ne yapacağımı bilmiyordum. Her şeyimi geride bırakarak çıktığım bu yolculuk her şeyimi kaybetmeme neden oldu. 14 gün boyunca kaldığım bu merkezde korku dolu günler yaşadım. Salgın hastalığa yakalanma korkusundan günlerce uyuyamadım. Ortam steril değildi ve bizlere maske dahi verilmedi. Bu merkezde bulunan herkesin tek korkusu salgın hastalığa yakalanmaktı.”

D.A, 14 günlük karantinanın ardından İzmir Mülteci kampına gönderiliyor ve orada da 3 gün kaldıktan sonra tekrar yaşadığı yere; Gebze’ye dönmek zorunda kalıyor. D.A’nın “Oysa burayı terkederken büyük umutlarla yola çıkmıştım. Çocuklarımın daha iyi şartlarda büyümesini ve onlara iyi bir eğitim olanağı sağlamak istiyordum. Türkiye’de bunu sağlamam imkansızdı. Hayat burada çok pahalı ve işsizlik sorunu yaşanıyor” sözleri onun çaresizliğini açıkça ortaya koyuyor.

D.A, çevredeki iyi insanların yardımıyla bir eve yerleşmiş durumda. Ramazan dolayısıyla kira da almıyorlar ondan. Barınma sorunu şimdilik çözülmüş, ama onun kaygıları bitmiş değil. Daha iyi bir yaşam umudu için Yunanistan’a geçme hayalllerinden vazgeçmek istemiyor.

‘MÜLTECİLERDE COVİD-19 VAKASI İLE KARŞILAŞMADIK’

Uluslararası Mülteci Hakları Derneği Genel Başkanı Abdullah Resul Demir, sınırdan gönderilen mültecilerin 14 günlük karantina sürecinden sonra istedikleri illere gönderildiklerini anlatıyor. Demir, hükümetle birlikte sürecin takibini yaptıklarını anlatırken “Mültecilerde Covid-19 vakası ile karşılaşmadık. Olmuşsa da bizim haberimiz olmadı” diyor.

Koronavirüs salgınıyla birlikte mültecilerin yaşadığı mağduriyetlerin katlandığını söyleyen Demir, Göç İdaresi başta olmak üzere tüm resmi kurumların mültecilerin yaşam koşullarını düzeltmek için yeni bir plan geliştirmesi gerektiğini söylüyor. Demir, “Ne yazık ki şu anda bu insanlar sivil toplum kuruluşlarının ve toplumun vicdanına bırakılmış durumdalar. Bu durum ile ilgili çalışmalarımız sürüyor” diyor.

Sigortasız işlerde çalışmak zorunda kalan mültecilerin koronavirüs salgınıyla birlikte daha büyük bir işsizlik sorunu yaşadığını dile getiren Demir, çoğunun kaldıkları evlerin kirasını ödeyemeyecek durumda olduğunu söylüyor.

‘HASTANEYE GİTMEYE KORKAN MÜLTECİLER VAR’

İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi (İGAM) Başkanı Metin Çorabatır, pandemi süreciyle birlikte Türkiye’nin gündeminden çıkan mültecilerin büyük kısmının eşyasız ve evsiz kaldığı mesajı veriyor. Çorabatır, “Kısıtlama ve izolasyonla birlikte bu insanların çalıştığı yerler kapatıldı ya da çalıştığı yerlerden çıkarıldı. Bu süreçte en büyük zararı yaşayan da yine mülteciler oldu. Türkiye’de yaşayan insanlara uygulanan yardım politikalarının aynı şekilde  mültecilere de uygulanması gerekiyor” çağrısı yapıyor.

Mültecilerin bir kısmının Kızılay’dan 700 lira yardım aldığını ancak buna ulaşamayan bir kesim de olduğunu söyleyen Çorabatır, mültecilere yardım için bir türlü harekete geçilemediğinden yakınıyor. Çorabatır, “Geçenlerde bir bildiri yayınlayarak belediyelerin en azından mültecilerin elektrik, su gibi faturalarını ötelemesini istedik. Diğer yandan Birleşmiş Milletler ve Göç İdaresi bu duruma ilişkin planlama yaptıklarını söylüyor. Ancak aylar geçmesine rağmen hala bir gelişme olmadı” diyor.

Çorabatır da, mülteciler arasında Covid-19 vakalarına rastlanmadığı bilgisinin Sağlık Bakanlığı’ndan kendilerine ulaştığını söylüyor ancak şüpheli durumlar da yaşanıyor. Türkiye’de kayıt dışı göçmenlerin de büyük sorun yaşadığını anlatan Çorabatır, “Koronavirüs 83 milyonda nasıl etkisini gösteriyorsa, 4 milyonluk mülteci nüfusunda da etkisini gösterecektir normal olarak. Kayıt dışı olan mülteciler hastanelere gitme korkusu yaşıyor. Dolayısıyla hastaneye başvuru yapmayan hastalar da olabilir. Bu insanlar eğer hastaneye gidersek sınır dışı edilme kaygısı taşıyor” diyor.