İşte Türkiye’nin iki aylık Corona ile mücadelesi: Vaka sayısı 137 bin 115, ölü sayısı 3 bin 739 oldu

0
448

Sokağa çıkma yasağı krize dönüştü, koruyucu maskelerin muhatabı belli değil. Virüsün yayılma hızı devam ederken, salgının ekonomide yarattığı kayıpları azaltmak için halk sağlığını hiçe sayan “normalleşme süreci” hayata geçmeye başlayacak

Türkiye tam iki aydır Coronavirüs salgını ile mücadeleyi sürdürüyor. Ekonomiden eğitime, spordan günlük yaşantıya kadar her alanda salgın ve alınmaya çalışılan önlemler etkisini gösterdi. 90’lı yıllardan bu yana ilk kez sokağa çıkma yasağı uygulandı, örgün öğretime ara verildi, ligler ertelendi ve ekonomi kendi içinde farklı dinamikler oluşturmaya başladı. Bu salgında vaka sayısı  137 bin 115, ölü sayısı 3 bin 739 oldu. Sokağa çıkma yasağı krize dönüştü, koruyucu maskelerin muhatabı ise belli değil

Ocak ayında Çin’de ortaya çıkan Covit- 19 diğer adıyla coronavirüs salgını, Mart ayında Türkiye’de de görülmeye başlandı. 10 Mart gecesi ilk vaka açıklanırken grafik uzun bir süre artış yönünde ilerledi.

Alınacak önlemlerin kapsamı, süresi ve etki alanının önceden planlanmamış olması ya da başka deyişle önlem almakta geç kalınması her geçen gün vaka ve ölüm sayısının artmasına yol açtı.

İLK YASAK BİRİNCİ AYDA

Türkiye’de ilk vakanın görülmesinin ardından uzun bir süre sadece “sosyal mesafeye dikkat edilmesi” uyarısıyla yetinildi. Ancak vaka sayılarındaki artışla birlikte önce 65 yaş üstü ve kronik rahatsızlığı olan vatandaşlara, ardından da 20 yaşının altındaki gençlere yönelik sokağa çıkma yasağı uygulandı. Ancak alınan en kapsamlı önlem 10 Nisan gecesi başladı. 30 büyükşehir ve Zonguldak’ta iki günlük sokağa çıkma yasağı uygulandı. Bu durum 90’lı yıllarda nüfus sayımları sırasındaki yasaklardan sonra uygulanan ilk sokağa çıkma yasağı oldu.

Bilim insanlarının uyarılarına rağmen ancak salgının başlangıcından bir ay sonra uygulanan bu yasak da kendi içinde problemlere yol açtı. Yasağın başlamasından sadece 2 saat önce kamuoyu ile paylaşılması insanları alışveriş için sokağa dökerken, sosyal mesafe kurallarına uyulmasını da engelledi. Kapsamlı sokağa çıkma yasağının ilk kez uygulandığı 10 Nisan tarihinde yaşanan izdiham ve gelen eleştiriler, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu istifa noktasına getirdi. Ancak Soylu’nun istifası Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kabul edilmedi.

EN BÜYÜK DARBE ÖĞRENCİLERE

Salgın okul öncesinden yükseköğretime kadar eğitimin her kademesinde de şiddetle hissedildi. Okullarda eğitime ara verilmesiyle başlayan süreç uzaktan eğitim ile telafi edilmeye çalışıldı. Teknolojik altyapının yetersiz olduğu bölgelerde öğrenciler bu fırsattan yararlanamadılar. Üniversitelerde de örgün öğretime ara verilirken, bunun yerini de üniversiteler tarafından organize edilen uzaktan eğitim yöntemleri almaya başladı. Alınan son karar ile üniversitelerin örgün eğitime geçiş tarihi 15 Haziran olarak belirlenirken, vize ve final sınavlarının nasıl organize edileceği de üniversitelere bırakıldı.

Birkaç senede bir değişen üniversiteye giriş sisteminin öğrencilerde yarattığı mağduriyete Coronavirüs salgını nedeniyle bir yenisi de bu dönemde eklendi. Yıllık planlamada 20- 21 Haziran olarak belirlenen Yükseköğretim Kurumları Sınavı tarihi, salgın nedeniyle önce 25- 26 Temmuz tarihlerine ertelendi, daha sonra alınan başka bir kararla sınavın 27- 28 Haziran tarihleri arasında gerçekleşeceği belirtildi. Üniversiteye yerleşmek isteyen 3 milyona yakın genç, bir yandan salgın bir yandan da belirsizlik ortamında sınavda ter dökecek.

DAYANIŞMA YERİNE YASAKLAR

Coronavirüs salgını sosyal yaşamı olduğu kadar ekonomik sistemi de etkiledi. Onlarca sektör salgınla birlikte değişen ekonomik dengelerden etkilenirken işini kaybedenlerin ve sağlıksız koşullarda çalışmak zorunda kalanların sayısı da arttı. Üzerine bir de sokağa çıkma yasağı eklenince, başta ekonomik olmak üzere her anlamda dayanışmanın önemi de bir kez daha ortaya çıktı.

Yerel yönetimlerin bu konuda devreye girmesiyle vatandaşların gıda gibi temel ihtiyaçları karşılanmaya başlandı. Ancak CHP’li belediyelerin başlattığı yardım kampanyaları, AKP’nin siyasi inadı uğruna engellendi. İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediyelerinin yardım bağışı topladıkları banka hesaplarının İçişleri Bakanlığı tarafından bloke edilmesi, Coronavirüsün siyasi etkilerinden biri olarak karşımıza çıktı. Belediyelerin yardım ve bağışlarını engelleyen siyasi iktidar, muhalefet partilerinin elinde bulunan belediyelerle adeta yarışa girerek “Biz Bize Yeteriz Türkiye” ismiyle bağış kampanyası başlattı. Çok sayıda kamu kurumunda söz konusu kampanyaya bağışta bulunmak “zorunlu” hale getirildi.

MASKE DAĞITIMI SORUNU

Salgının ilerleyen günlerinde, maske kullanımı da ilginç bir paradoksa dönüştü. Maskelerin reçeteye bağlanması, parayla satışının engellenmesi gibi uygulamaların sonunda, PTT üzerinden ücretsiz maske dağıtılması karara bağlandı. Ancak sistem bu yükü kaldıramayınca maske başvurularının e-devlet üzerinden alınması kararlaştırıldı. Bir sonraki aşamada telefonlara gelen kod ile eczaneden ücretsiz maske teminine gidildi. Ancak bu sefer de telefonlara kod gelmemesi, sokağa çıkmaması gereken insanların eczane önünde kuyruk oluşturması, eczanelerde maske bulunmaması gibi sonuçlar ortaya çıktı. Son olarak maskelerin tekrar ücret karşılığı satılmasına izin verildi. 

VAKA SAYISI TARTIŞMALI

Salgının Türkiye’deki ikinci ayı biterken, vaka ve ölüm sayılarında önemli düşüşler görülüyor. Ancak resmi açıklamalardaki söz konusu azalışın gerçeği yansıtmadığı, vaka ve ölüm sayısının çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor. Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Sinan Adıyaman’ın verdiği bilgiye göre, Covit-19 testi negatif çıkan hastalar, hastalık belirtilerini gösterse dahi, ölümleri “Covit-19 virüsü tanımlanmamış” olarak kayıtlara geçiriliyor. Bu da vaka ve ölüm sayılarının açıklananların çok daha üstünde olduğunu gösteriyor. Öte yandan Coronavirüs teşhisi için kullanılan PCR testlerinin güvenli sonuç vermediği, pozitif olan vakayı negatif gösterdiği de şüpheli durumlar arasında.

NORMALLEŞİYORUZ…

Virüsün yayılma hızı devam ederken, salgının ekonomide yarattığı kayıpları azaltmak için halk sağlığını hiçe sayan “normalleşme süreci” hayata geçmeye başlayacak. Buna göre 11 Mayıs tarihinden itibaren AVM’ler, kuaför ve berberler açılacak. Restoran ve kafeler 27 Mayıs’ta açılacak. İç ve dış hat uçuşları da 28 Mayıs’ta başlayacak. Mesafe, maske zorunluluğu gibi önlemlerle birlikte başlayacağı ifade edilen söz konusu takvim, salgın kontrol altına henüz alınamamış olduğu için, daha yüksek vaka sayılarına yol açma potansiyeline sahip.