Denge ve Denetleme Ağı’ndan “Demokrasi Talebi” raporu

0
277

Denge ve Denetleme Ağı’nın raporuna göre, toplumun yüzde 50’si seçimlerin adil olmadığı görüşünde. Hukukun üstünlüğünün hayata geçebileceği inancın olmadığının da yansıdığı raporda, bireylerin eşitlik beklentilerinin karşılanmadığı da görülüyor.

Denge ve Denetleme Ağı tarafından hazırlanan Türkiye’de Demokrasi Talebi Raporu’na göre toplumun yüzde 50’si seçimlerin adil olmadığı görüşünde, eşitlik beklentilerinin karşılanmadığını dile getirenlerin oranı da yüksek.

Denge ve Denetleme Ağı tarafından 2010- 2019 yılları arasında gerçekleştirilen 5 ayrı araştırmada toplam 266 bin 993 kişiyle yüz yüze görüşme yapıldı. Söz konusu araştırmaların bir araya getirilerek analiz edilmesi sonucu hazırlanan “Türkiye’de Demokrasi Talebi” raporundan ilginç sonuçlar çıktı. Raporda özetle şu tespitler yer aldı:

HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNDE SORUN VAR

Toplumun neredeyse tamamı adaletin, herkesin eşit olması ve haklının haksızın ayırt edilmesi anlamlarına geldiği, kanunların anayasaya uygunluğunun denetlenmesi, hükümetin işlemlerinin yargının denetimine tabi olması gerektiği konularında hemfikir. Toplumun büyük çoğunluğu aynı zamanda mahkemeler ve yargıyı vatandaşların kanunlara uymasının denetlendiği, suçluların cezalandırıldığı ve adaletin dağıtıldığı yer olarak görüyor.

 

 

Ancak uygulamada bu ilkeler doğrultusunda hareket edildiği konusunda çekinceleri var. Örneğin hakim, savcı ve polislerin işlemlerinde karşılarındakinin kim olduğuna göre farklı davranabildiğini, özellikle de karşısındakinin iktidarın adamı olup olmadığına veya zengin mi fakir mi olduğuna göre ayrımcılık yaptığına inanıyor. Bunun yanı sıra hakimin kimliğinin, yani etnik köken, cinsiyet, örtünüp örtünmediği gibi özelliklerin yargıya olan güveni etkileyebileceği düşünülüyor.

TOPLUMUN YARISI SEÇİMLERİN ADİL OLDUĞUNA İNANMIYOR

Son yıllardaki seçimlere katılım oranlarından da, iyi vatandaş olmak açısından seçimlerde oy vermenin önemli olduğuna neredeyse herkesin inanmasından da seçimlerin toplum için demokrasinin vazgeçilmezi olarak değerlendirildiğini söylemek mümkün. Ancak bir yandan siyasi partilerin ve adayların kampanyalarını eşit ve adil ortamda yürütebildiklerinden, yani seçimlerin adil olduğundan yana toplumun yarısının şüpheleri var.

EŞİTLİK TALEBİ KARŞILANMIYOR

İnsanlar kendi hayatlarında maruz kaldıkları eşitliksizler, ayrımcılık ve baskılardan dolayı eşit vatandaş gibi hissetmediklerini, ilke düzeyindeki eşitlik beklentisinin kendi hayatlarında karşılanmadığını belirtiyorlar. Özellikle iktidara yakın olmak ve sınıf en mustarip oldukları konular. Her beş kişiden ikisi farklı nedenlerden dolayı ayrımcılığa uğradığını ve yine her beş kişiden ikisi Türkiye’de kendini ikinci sınıf vatandaş gibi hissettiğini belirtiyor.

SOSYAL MEDYA TEMEL HABER KAYNAĞI OLDU

Yalan haber algısının artması, dünyada artmakta olan hakikatin sorgulanabilir bir mesele haline gelmesiyle el ele gelişiyor. İnternetin yaygınlaşması, sosyal medya kullanımının artması ve

haber kaynaklarının belirsizleşmesi önemli değişimler. Televizyondan haber takibinin azalması ülkedeki medyanın gittikçe sermaye elinde toplanmasıyla ve tek tip haberciliğe kaymasıyla da alakalı, fakat sosyal medya haber kaynağı olarak bir alternatif olmaktan çıktı ve artık ana kaynak haline doğru ilerliyor.

İKİRCİKLİ BİR TOPLUM VAR

Raporun açıklandığı basın toplantısında konuşan Bekir Ağrıdır, “Bulgulara bakınca, ikircikli bir toplum görüyorum. Mehteran yürüyüşünü bizim icat etmiş olmamız lazım diye bir tezim var. Aklımızın, yüreğimizin bir kısmı ideal dünyaya bakıyor. Ama aklımızın, yüreğimizin, bacaklarımızın biri de ne olur ne olmaz diye bulunduğu yere kök salmak istiyor. Bu topraklarda dayanışma temelli örgütlenirseniz sorun olmaz. Ahilik vs. Ama hak temelli örgütlenmeye kalkarsanız eşkıya diye başlar, bölücü diye, terörist diye yıkılırsınız. O yüzden kimse evladına sendikaya gir demez çünkü sendikaya girerse işten atılabilir” değerlendirmesinde bulundu.