Buldan: 82 milyon için, Zap Suyu ile Meriç’i buluşturmak için yola çıktık

0
275

HDP’nin, ‘Darbeye Karşı Demokrasi Yürüyüşü’nün Edirne ayağı İstanbul’da devam ederken, ilk gün HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın bulunduğu Edirne Cezaevi önünde açıklama yapılmasın polis izin vermedi. HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan başkanlığında milletvekilleri, MYK ve PM üyeleri ile parti yöneticilerinden oluşan heyet, cezaevi yakınında açıklama yapmak zorunda kaldı.

Burada konuşan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, amaçlarının cezaevi önünde açıklama yapmak olduğunu belirterek, Demirtaş’ın cezaevinde tutulması utancını bütün Türkiye’ye göstermek istediklerini ancak izin verilmediğini söyledi. Buldan, “Bir halkın iradesini cezaevi içerisine tıkmak, bir halkın iradesini gasp etmek ve rehin olarak tutmak ne demekmiş bunu göstermekti. Ancak Edirne’de, Diyarbakır’da, Hakkari’de, Van’da; Türkiye’nin birçok kentinde illere giriş ve çıkışlar yasaklandı. Halkların, insanların kentlere girişleri antidemokratik bir şekilde, meşru olmayan bir şekilde yasaklandı” diye konuştu.

‘HALKLA BULUŞMAMIZ ENGELLENDİ’

Halkla buluşmalarının engellenmesini de eleştiren Buldan, bu baskıların kendilerini asla yıldıramayacağını da ifade etti. Buldan; bu yasakların,  barış, demokrasi, adalet, hukuk, özgürlükler mücadelelerini yürütmelerine asla engel olmayacağının da altını çizdi.

Yürüyüşlerinin uzun soluklu olduğunu ve demokrasiye, barışa ve adalete kavuşana dek devam edeceğini belirten Buldan, “Edirne Cezaevi’nde, milyonların iradesi olan Selahattin Demirtaş ve Abdullah Zeydan özgürlüğüne kavuşana dek devam edecek olan bir yürüyüştür. Bu yürüyüş Gültan Kışanak’ın Sebahat Tuncel’in İdris Baluken’in, Bekir Kaya’nın, Osman Kavala’nın iradesinin gasp edilmesine karşı başlatılan bir yürüyüştür” dedi.

Yürüyüşlerinin “Zap ile Meriç’i buluşturmaya yönelik” olduğunu da belirten Buldan, şunları söyledi: HDP, bugün Türkiye’de milyonların oyunu alan bir partidir. Böyle kısıtlamalarla, halkımızla bir araya gelişimizi engellemekle HDP’yi engelleyeceklerini zannedenler büyük yanılıyorlar. HDP duracak, HDP taviz verecek, HDP boyun eğecek, HDP diz çökecek bir parti değildir. Bugün amacımız Hakkari’deki Zap Suyu’yla Edirne’deki Meriç Nehri’nin buluşmasına dair bir yürüyüştür.”

‘İRADE GASPI, SİYASİ DARBE’

Bu ülkede darbeler sonucu milyonlarca insanın hak ve hukukunun gasp edildiğini hatırlatan Buldan, “Bu ülke yıllardır aslında darbelerle mücadele eden bir ülkedir. Askeri darbeler karşısında milyonların bir araya geldiği, darbelere karşı durduğu bir ülkedir. Ancak AKP hükümetinin yaptığı siyasi bir darbedir. Gasp iradesidir ve Türkiye halklarının seçmiş olduğu milletvekillerine, belediye eşbaşkanlarına, onların temsilcilerine dönük bir irade gaspıdır. Bu irade gaspını asla tanımıyoruz, kabul etmiyoruz” dedi. Buldan, Demirtaş ve Zeydan şahsında cezaevindekileri selamladı.

Yürüyüşün ikinci gününde ise HDP MYK, PM, Kadın Meclisi, Gençlik Meclisi üyeleri ile milletvekillerinden oluşan heyet akşam saatlerinde İstanbul Esenyurt Meydanında Halk Buluşması gerçekleştirecek.

İHD: HDP’NİN YÜRÜYÜŞÜ ENGELLENEMEZ!

Öte yandan HDP’nin “Darbelere Karşı Demokrasi Yürüyüşü”nün engellerle karşılanmasına İHD Genel Merkezi’nden tepki geldi.

Yapılan açıklamada, Türkiye’nin 3. büyük partisi olarak HDP’nin yapmak istediği yürüyüşe AKP ve MHP’nin karşı çıkıp, yasaklanacağını açıklaması eleştirildi. “Siyasi iktidarı yürüten AKP ve MHP sözcülerinin yasaklama açıklamasından hemen sonra yürüyüş başlangıç noktaları ve güzergahlarındaki illerin Valilikleri yasaklama kararı almış, öyle ki, illere giriş çıkış yasağı getirerek 7145 sayılı kanunla OHAL’i kalıcılaştıran anayasaya aykırı yetkilerini kullanmışlardır” denildi.

Buna rağmen HDP’nin  anayasal hakkını kullanarak yürüyüşlerini başlattığı hatırlatılan açıklamada, engelleme ve gözaltılara da vurgu yapıldı. Silahsız ve saldırısız gösteri hakkının Anayasanın 23. maddesinde düzenlendiğine atıf yapılan açıklamada, AİHM ve AYM kararları da hatırlatıldı. Ayrıca siyasi partilerin anayasal haklarına da vurgu yapılan açıklamada, “Türkiye’nin 3. Büyük partisinin toplantı ve gösteri hakkını kullanması ve siyasi faaliyette bulunmasının yasaklanmak istenmesi tipik Polis Devleti uygulamasıdır” denildi.

Açıklamada şu noktalara dikkat çekildi:

“Dünyadaki ırkçılık karşıtı gösteriler hakkında konuşan siyasi iktidar sözcülerinin, Türkiye’de HDP’nin en doğal hakkını kullanmak istemesini kınaması ve yasaklaması, demokrasi bilincinin oluşmadığını ve kendine demokrat otoriter bir siyasi anlayış ve iktidar olduğunu açıkça göstermektedir.

Valiliklerin yasaklama kararına gerekçe olarak sunulan sebeplerden birisinin de Covid-19 olduğunu belirtmeleri oldukça gariptir. Cumhurbaşkanlığı her türlü tedbiri kaldırmış ve hızlı bir normalleşmeye geçmiştir. Yürüyüşün sembolik sayıda yapılması karşısında bu gerekçenin ileri sürülmesi isabetli olmamıştır.

HDP’nin yürüyüş ve siyasi faaliyette bulunma hakkı engellenemez ve yasaklanamaz. Unutulmamalıdır ki, haklar yasalar ve idari pratiklerden önce gelir. Demokrasi mücadelesi meşrudur, engellenemez.”