HDP KORTEJİ ANKARA’DA

0
336

Milletvekilleri Leyla Güven ve Musa Farisoğulları’nın vekilliklerinin düşürülmesi üzerine HDP’nin “Darbelere karşı Demokrasi” sloganıyla, Edirne ve Hakkari’den iki ayrı konvoyla başlattığı yürüyüş,  tüm engelleme ve müdahale girişimlerine rağmen Ankara’da tamamlandı. HDP’nin yaz boyu sürecek üç aşamalı eylem planının birinci etabı böylece tamamlanmış oldu. Yaz boyu sürdürülecek eylemler, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde yapılacak büyük bir mitingle son bulacak.

TBMM’nin üçüncü büyük partisi olan Halkların Demokratik Partisi (HDP), 31 Mart yerel seçimleri ve 24 Haziran genel seçimlerinden bu yana, sürekli temsiliyetinin tehdit edildiği politikalarla karşı karşıya bırakılması üzerine, bu yazı kapsayacak bir eylemler serisinin ilk etabını tamamladı.

HDP Eş Genel Başkanları Mithat Sancar ve Pervin Buldan, eylem planlarını 1 Haziran günü açıklamış ve 15 Haziran’da da start verilmişti. 15 Haziran sabahı HDP’nin bir heyeti Edirne’den, bir heyet de Hakkari’den yola çıkmıştı.

HAKKARİ’DEN ANKARA’YA

HDP Heyeti’nin Hakkari’den Ankara’ya uzanan yolculuğu oldukça zor geçti. HDP Heyeti, yürüyüşü başlatmak için 14 Haziran günü Hakkari’ye geçiş yaptı. İlk durdurulduğu güvenlik noktası da 14 Haziran akşamı Hakkari Yüksekova mevkii oldu. HDP Heyeti, buradan Diyarbakır’a kadar kat ettiği 610 kilometrelik hatta 11 ayrı güvenlik noktasında durduruldu. Bu, her 60 kilometrede bir, bir güvenlik taraması demek. Güvenlik noktalarında, konvoydaki araçların tek tek plakaları listelendi, araç içinde kimlerin olduğu kontrol edildi ve içinde milletvekillerinin olmadığı araçların kente girişleri kısıtlandı.

Güvenlik noktalarında, heyet yürüyüşe başlamadan önce Valiliklerin aldığı kentlere giriş çıkış yasakları gerekçe gösterildi. Buna karşın HDP heyeti de Anayasa’nın kendilerine tanıdığı toplantı, gösteri ve yürüyüş haklarını kullanmak istediklerini söyledi.

Anayasa mı daha üstün? Yoksa Valiliklerin aldığı bu yasak kararları mı? Yasak kararlarının, yapılmak istenen yürüyüşlere yönelik müdahalenin kapısını açtığı görüldüğünde, aslında Valilik kararlarının Anayasa’nın üstüne çıktığı görüntü apaçık ortaya çıktı.

HAKKARİ’DE AÇIKLAMA, VAN’DA MÜDAHALE

HDP Heyetinin Doğu ayağı işte bu kısıtlamalar altında geçti. Yürüyüşün başladığı 15 Haziran’da, Hakkari’de yapılmak istenen basın açıklamasına HDP Heyetinin 1,5 saat süren müzakerelerinin ardından izin verilirken, aynı gün Van’a ulaşan HDP heyetinin yürüyüşüne ise polis müdahale etti. HDP Heyeti, 16 Haziran günü Van’da sivil toplum örgütlerini ziyaret etti.

ADIM ADIM FARKLI TALEP

HDP  yürüyüşünü sadece bir konvoyun kentten kente geçişi olarak anlatmak, yetersiz kalır. Çünkü heyet, gittiği her ilde ev ve esnaf ziyaretleri yapıp, STK’ları gezerek kentlerin de tansiyonunu tuttu. Buralardan gelen talepler, her adımda yürüyüşün kapsamını da genişletti.

‘YENİ BİR YAŞAMA YÜRÜYORUZ’

HDP Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Bize bu bir seçim hazırlığı mı? diye soruyorlar. Hayır bu seçim eksenli bir yürüyüş değil. Bu tüm toplum üzerindeki baskıya, ağırlaşan ekonomik krize, muhalefete yönelik baskılara, kadınlara yönelik artan şiddete yönelik de bir yürüyüş” diyor. Tam da buradan yürüyüşü “Yeni bir yaşama yürüyoruz” diye tanımlıyor.

HAKKARİ’DE EKONOMİK KRİZ

HDP yürüyüşünün her adımında verilen mesajlar da bu sloganı karşılıyor kuşkusuz. Hakkari’de yapılan ev ziyaretlerinde halkın ekonomik kriz karşısında nasıl da ezildiği gözler önüne konuluyor. Hakkari, bugün Türkiye’de güvenlik politikalarının etkisinin en fazla hissedildiği kentlerin başında geliyor. Kente geldiğimizde, sokakların oldukça kalabalık olduğunu fark ettik. Daha yakından bakılınca, bu kalabalığın aslında bir güvenlik hiyerarşisinden doğduğu belli oluyordu. Sokaklar boyunca oturan sivil polisler, caddeyi baştan başa otopark alanına çeviren kirpi ve benzeri araçlar ve HDP konvoyuna halkın erişmesini engellemek için her sokak başına kurulmuş polis bariyerleri bu görüntüyü özetliyor.

Ev ve esnaf ziyaretlerinde ise en fazla şikayet edilen konu ekonomik kriz. Bu ekonomik krizle güvenlik politikalarının doğrudan etkisi de var. Bir ev ziyaretinde, işittiğimiz şu sözler bu ilişkinin en basit halkasını gözler önüne seriyor:

“Burada iş bulabilme imkanımız yok. Yiyecek ihtiyacımızı genelde köyden karşılıyoruz. Köye gidiyorum, 15 kilo un, 15 kilo bulguru yanıma alıp eve doğru yola çıkacağım. Asker yolda durduruyor, ‘Sen bu kadar erzakı ne yapacaksın, başka yere mi göndereceksin’ diyor. Yanımıza 5-6 kilodan fazla yiyecek almamıza izin yok. Kent merkezinde her şey çok pahalı, iş yok, güç yok. Köyden getirdiğimizin yarısını ‘dağa mı yollayacaksın’ diyerek, yollara saçıyorlar …”

Fotoğraf: Ruşen Takva

VAN’DA MÜDAHALE

Van’da da durum farksız değil. HDP Heyetinin 15 Haziran günü Van’a girişi önce polis tarafından gösterilen valilik yasağı ile engellenmeye çalışıldı, Heyet kente girer girmez de yapmak istediği yürüyüşe yine aynı gerekçeyle müdahale edildi. HDP’nin 31 Mart seçimlerinde kazandığı Van Büyükşehir Belediyesi’ne, daha sonra vali kayyım olarak atanmıştı. Bu manzara, valilik yasaklarını bir adım daha ötede okumamıza neden oluyor. Van’da, valilerin seçilmişlerin yerine atandığı siyasal sistemi; vali yasaklarının Anayasal hakkı kısıtlayabildiği hukuksal bir sistem tamamlıyor.

HDP Heyeti 16 Haziran günü Van’da bazı temaslarda bulundu. Başta Baro olmak üzere, sivil toplum kuruluşları, ev ve esnaf ziyaretleri yapıldı. Her adımda yürüyüşün kapsamı, talepleri daha da genişlletildi. HDP Eş Genel Başkanı Van’da Van Barosu’nu ziyaret ederken, “Bu yürüyüş aynı zamanda Baroların seçim sistemine yönelik müdahaleye de itirazdır” diyor, aynı zamanda ölüm orucundaki avukatlar Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ın adil yargılanma talebini de dile getiriyordu.

VEKİLLE SEÇMEN ARASINA GİREN KALKAN

HDP Heyeti, 17 Haziran sabahı Van’dan ayrıldı. Güzergahta ilk durak Bitlis’in Tatvan ilçesi oldu. HDP Konvoyu Tatvan’a giriş yaptığında, bundan sonraki tüm ilçelerde şu manzarayla karşılaştık:  Caddeden geçen HDP konvoyu, kaldırımlarda biriken seçmenleri ve ikisi arasında uzanan polis barikatları.

HDP Heyeti Tatvan’da açıklama yaptıktan sonra, DBP Eş Başkanı Saliha Aydeniz ve HDP Milletvekili Feleknas Uca, arabalarına doğru giderken, Aydeniz kaldırımda kendisine el sallayan bir seçmenini selamlamak istedi. Tam o sırada bir polis de kalkanıyla araya girdi. Kısa süren bu gerginlikte, milletvekillerinin seçmenleriyle aralarına kalkanlarla çekilen “hat” Türkiye’deki demokrasi tanımını da gözler önüne seriyordu.

Bir sonraki durak ise Bitlis merkez oldu. Burada nispeten herşeyin daha rahat olduğunu söylemek mümkün. Yine yoğun güvenlik önlemleri altında Bitlis merkeze giren HDP Heyeti, İl Başkanlığı önünde, il başkanlarının kendilerine getirdiği bahar çiçeklerini alıp yollarına devam ettiler.

POLİS: ‘ÇİÇEKLERİ KENT SINIRINDA BİRBİRİNİZE VERİN’

Bir sonraki durak ise Batman’dı. Heyet önce Batman Silvan karayolu üzerindeki güvenlik noktasında durduruldu. Burada uzun süren güvenlik kontrolünün ardından Batman girişine vardı. Kent girişinde ise bir TOMA caddeye yan durarak, geçişleri engelliyordu. Burada heyetin kente girmesi için uzun süre müzakere yapıldı.

Müzakereleri sürdüren HDP Milletvekili Mehmet Tiryaki, polise, “İl Başkanlığı önünde İl Başkanlarının milletvekillerine çiçek vereceğini ardından kentten ayrılacaklarını” söyledi. Polisin yanıtı ise HDP Heyetini sınırdan geçirmeyecekleri yönünde oldu. Müzakareler sürerken, polisin önerisi, “İl Başkanları kentin sınırına gelsin, çiçeği size burada versin” yönündeydi. Bu kabul edilmedi ve heyet Batman’a girdi. Ancak burada o buluşmada, çiçeklerin elden ele geçmesine izin verilmedi.

BİSMİL’DE MÜDAHALE

Aynı gün içinde bu kez son durak Bismil oldu. HDP Heyeti birkaç güvenlik noktasında durdurularak geldiği Bismil’de ise sert polis müdahalesiyle karşılaştı. HDP Milletvekili Gülistan Koçyiğit, “Seçmenlerime selam vermek isterken iki polis beni kalkanlarıyla TOMA’nın yanına sıkıştırdı” diye anlatıyor olanı. Olaya müdahale etmek isteyen diğer milletvekillerine yakın mesafeden gaz sıkılırken, arkadaki TOMA’dan da su sıkıldı.

DİYARBAKIR’A VARIŞ

HDP Heyeti, Bismil’deki müdahalenin ardından Diyarbakır merkezine 21 kilometre kala yeniden durduruldu. Buradaki güvenlik kontrolü ise hayli gergin geçti. Askerin, HDP heyetine “Fotoğraflarımızı çekip başkalarına mı yollayacaksınız” ve benzeri çıkışları dikkate değerdi. Milletvekilleri, kamu hizmetiyle bağdaştırılamayacak benzeri tepkileri yol boyunca aldıklarını söylüyorlar. Örnek olarak da konvoyla geçtikleri yollarda, kaldırımda bekleyen güvenlik görevlilerinin kendilerine kurt işareti yapmalarını veriyorlar.

Tüm bu tartışmalara karşın HDP Heyeti 17 Haziran akşamı Diyarbakır’a girdi. Önce girmek istedikleri nokta değiştirildi. Polis güzergahı değiştirince, HDP Heyeti İl Başkanlığına ulaşmak için tüm kenti turlamak zorunda kaldı. Konvoya yol boyu biriken Partililer de selam verdi.

DEPREM BÖLGESİ GEZİLDİ

18 Haziran’da HDP Heyeti bölgede temaslarda bulundu. DTK Eş Başkanı Bayram Bozyel, İHD Diyarbakır Şubesi’ne gelirken; HDK Eş Sözcüsü Sedat Şenoğlu’nun durağı ise kısa süre önce depremin vurduğu Bingöl oldu. Şenoğlu, Bingöl’de depremden etkilenen üç köyü gezdi, zarar görenlerle görüştü. Tüm gün süren ziyaretlerin ardından, 19 Haziran sabahı konvoy yeniden yola çıktı.

Diyarbakır’dan topluca hareket edilirken, burada yapılmak istenen basın açıklamasına izin verilmedi. İstikamet Urfa’ydı. Önce Siverek ilçesi ziyaret edildi. Siverek’ten çıkıldığında, Siverekli Partililer de HDP Konvoyunu takip etmek istedi. Ancak hemen ilçe çıkışındaki benzinlikte tutuldular ve polis tarafından konvoya katılmaları engellendi. Urfa girişinde de HDP’yi Urfa İl Örgütü karşıladı, çiçekler verildi. HDP, Antep’te kısa bir mola verdi.

ADANA’DA PARTİLİLER PARTİ BİNASINDAN ÇIKAMADI

Yürüyüşün Ankara’dan önceki son durağı ise Adana oldu. HDP Adana İl Başkanlığına geldiğimizde, ilginç bir manzara ile karşılaştık. Zira Partililerin, Adana İl Başkanlığı binasından çıkarak milletvekillerini karşılamalarına izin verilmiyordu. Polis Parti’nin ana kapısını tutmuştu. Partililer, balkondan ve terastan sloganlar atarak, milletvekillerini karşılıyordu.

Bu, Adana’ya özel bir durum. Adana’daki Partililer, “Burada HDP’nin bu sokağa inmesine izin verilmiyor. Tüm faaliyetlerinizi parti binanızın içinde yapın diyorlar. Konvoy da durumu değiştirmedi” diyor. Müzakerelerle bazı partililerin konvoyu karşılamasına izin verildi. Burada kadınların, tutuklu HDP’li kadın milletvekillerinin resimlerini kırmızı güllerle ellerinde tutarak, konvoyu karşılamaları dikkat çekti.

SAÇILIK: BU DAHA BAŞLANGIÇ

HDP MYK Üyesi Veli Saçılık’ın yürüyüş için “Bu daha başlangıç” diyor. HDP yaz sonuna kadar benzeri yürüyüşleri sürdürecek, üç aşamalı eylem planının birinci aşaması burada tamamlandı. Üçüncü aşama ise 1 Eylül Dünya Barış Günü’ndeki büyük mitingle tamamlanacak.