Pınar Aydınlar: Korkmuyorum, Biz Onurlu Yaşamı Tercih Edenleriz

0
855

Sanatçı Pınar Aydınlar, son dönemde sosyal medyadan yoğun olarak tehdit mesajları aldığını anlatarak, “Korkmuyorum. Biz sistemin bu çirkin oyunlarına, politikalarına boyun eğecek insanlar değiliz. Biz onurlu yaşamı tercih edenleriz” dedi.

Geçtiğimiz aylarda HDP milletvekilleri Serpil Kemalbay, Murat Sarısaç, Hüseyin Kaçmaz, Habip Eksik, Nuran İmir, Semra Güzel, Murat Çepni ve Hasan Özgüneş’in yanı sıra CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu sosyal medya üzerinden ölüm tehditleri almıştı.

Pınar Aydınlar da bu saldırılara maruz kalan isimlerden. Tehdit mesajlarına ilişkin suç duyurularında bulunduğunu belirten Aydınlar, “Bu saldırılar tesadüf değil. Belli bir liste olduğunu düşünüyoruz. Özellikle tavrı net muhaliflerin uğradığı bu saldırıların kaynağını da çok uzakta aramaya gerek yok. Ama asla korkmuyoruz” diyor.

Halk müziği sanatçısı Pınar Aydınlar, 1979 yılında İstanbul’da doğdu. 1995 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuvarı’ndan mezun olan Aydınlar, 2014 yerel seçimlerinde HDP’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkan Adayı olmuştu. Aydınlar, yaşadığı saldırı ve tehditleri halagazeteciyiz.net’e değerlendirdi…

-Yaşadığınız saldırılardan kısaca bahseder misiniz?

Daha önce arabama çarpı işareti konulmuştu. Asansöre ‘Pınar Aydınlar’ yazılıp çarpı işareti konuldu. Yolda giderken kırmızı ışıkta durduğum sırada saldırıya uğradım. Arabanın camı kapalı olduğu için tekme ve yumruklar direkt bana gelmedi, arabaya saldırı yapıldı. Aslında çok uzun zamandır sosyal medya üzerinden mesajlarla taciz ediliyorum ama son zamanlarda gerçekten çok fazla hem beni hem de ailemi tehdit eden mesajlar gelmeye başladı. Hem kadın kimliği üzerinden hem de bulunduğum siyaset üzerinden… Özellikle Facebook üzerinden ölüm tehditleri, silah fotoğrafları gönderildi. ‘Senin de sıran geliyor heval’ tarzı mesajlar geldi. Ve özellikle IŞİD zihniyetli, Avrupa’da yaşayan, bunları tespit ettiğimiz için bu kadar emin söylüyorum, bazı şahıslar yine çocuklarıma ve bana dönük tecavüz ve ölüm tehditlerinde bulundular. Bu kişileri bulduk. Mesela bu mesajları atan kişinin babasının bir özür videosu var. Ama tabi ki benim muhatabım babası değil, kişinin kendisidir. Biz hukuki süreci zaten başlattık. Ona dair şikayetlerimiz devam edecek.

-Yaptığınız suç duyurularıyla ilgili bir gelişme var mı?

Bu saldırıları sürekli yaşadık, sürekli suç duyurularında bulunduk ama hiçbir sonuç alamadık. Ve her nasıl oluyorsa, kameraların her yerden hakim olduğu bir alanda o anda kameralar bozuk oluyor ve bir şekilde kayıt alınamıyor. Doğal olarak biz yaptığımız suç duyurusuyla kalıyoruz. Ama bizim tavrımız o kadar net ki… Çünkü biz bu saldırıları, çarpı işaretlerini ya da yaşadığımız son süreci Maraş Katliamı’nda da gördük, Dersim’de, Sivas’ta da gördük. Cizre’de, Şırnak’ta, Gazi’de, Armutlu’da gördük. Bunları halklar sürekli tarih içinde o kadar ağır bedeller ödeyerek yaşadı ki… Açıkçası şunu da söyleyeyim, hukuki boyutuna dair bir güvenim yok. O yüzden hukuki boyutu avukatlarım takip ediyor, peşindeler ama buradan hiçbir sonuç çıkmayacağını da çok iyi biliyorum.

-Son dönemde size yönelik saldırıların artmasının nedenleri neler olabilir?

En son siyasilerin Af Yasası (Ceza İnfaz Düzenlemesi) kapsamı dışında bırakılmasıyla ilgili bizim de başlattığımız kampanya dahilindeki söylediklerim, yani ‘siyasilerin pandemi döneminde af yasasından kapsam dışı bırakılmasının toplu idam ve infaz olduğunu ve hiçbir şekilde kabul etmeyeceğimizi’ vurguladığım videolardan sonra tehdit mesajlar arttı. Ayrıca son dönemde özellikle Grup Yorum üyeleri Helin Bölek ve İbrahim Gökçek’in, adil yargılanma için bedel ödeyen Mustafa Koçak’ın, bugün ölüm orucundaki avukatlar Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ın, yani direnenlerin yanında oldum, bundan onur duyarım. Biz her daim devrimci dayanışmayı sahiplenen insanlarız. Bu dönemlerde saldırılar daha da artar, bunun da farkındayım. Çünkü oradaki görünürlük her zaman rahatsız eder. Biz şunu çok iyi biliyoruz ki, bugün karanlığın en zifiri olduğu noktadayız ama bunun hemen ardının aydınlık olduğuna inanıyoruz, özgürlük olduğuna inanıyoruz. Bedelsiz hiçbir şeyin olmayacağını biliyorum elbette ama mücadelemden, yürüdüğüm yoldan, yoldaşlarıma verdiğim omuzdan da asla taviz vermem. Biz sistemin bu çirkin oyunlarına, politikalarına boyun eğecek insanlar değiliz.

-Her kesimden muhaliflere yönelik çeşitli saldırılar yapılıyor. Bu konuda neler söylersiniz?

Bu saldırıların tesadüf olmadığını düşünüyorum. Bugün Eren Keskin’e, Erk Acarer’e, Barış Atay’a, Ferhat Tunç’a ve pek çok arkadaşımıza tacizler, tehditler devam ediyor. Bu benim şahsıma ne ilk ne de son. Yaslandıkları, güç aldıkları yer belli. Bugün ülkedeki tüm sosyalistlere, komünistlere, Kürtlere, Alevilere, Ermenilere, Ezidilere dönük, yani azınlık gördüğü her kesime dair tüm baskı politikalarını uyguluyor. Onlar düzenle olan bağlarının paralelinde davranıp yaşıyorlar. Bizim de devrimci sanatı, mücadeleyi sahiplenen ve ezilen halkların bir bireyi olarak bu tehditlere karşı çok daha sağlam bir duruş sergilememiz gerekiyor. Düşünün ki, ellerinde bütün güçler var ama bizim irademizi ele geçiremiyorlar. Bence bu bizim onlara vereceğimiz en büyük cevap, en büyük tokattır. Korkmuyoruz. Bizim nerede olduğumuzu, neyi savunduğumuzu herkes bilir. Bir devrimci asla inandığı değerleri gizlemez, açıktır, nettir. Bu bağlamda da taraf olduğum her dostumla, her yoldaşımla onur duyarım, onların kavgalarıyla, mücadeleleriyle. Onun için bu tehditlerin olması da böyle kirli bir düzen içinde ve tamamen faşizmin büyütüldüğü; halkların özgürlüğünün, kadın özgürlüğünün, devrimci sanatın yok sayıldığı ve verilen nice bedele karşı aslında yapacak çok şey varken, kazanım olabilecekken bugün egemenler kendi yasaları içinde hepimizi her taraftan sarmalayıp yok etmeye çalışıyorlar. Ama bizim tavrımızdır asıl olan. Asla korkmuyorum. Korkuyu görmek için boşuna bakarlar gözlerimize. Haklıyız, haklı mücadelenin bu derya içinde bir damlası olmaya çalışıyoruz elimizden geldiğince. Bu saldırılar tesadüf değil. Belli bir liste olduğunu düşünüyoruz. Özellikle tavrı net muhaliflerin uğradığı bu saldırıların kaynağını çok uzakta aramaya gerek yok. Nereden olduğunu çok iyi biliyoruz, nereden beslendiğinin farkındayız. Ama asla korkmuyoruz. Biz de o yüzde 1’e karşı yüzde 99 olan, haklı olan, yoksul olan ve direnen halklarız; onlar da bunu bilsin.

-Sosyal medyadan sık sık dinletiler veriyorsunuz, çeşitli etkinliklere katılıyorsunuz. Şu an ne gibi çalışmalarınız var?

Şu anda Önder Babat ile ilgili bir çekim yapıyoruz. Madımak Katliamı ile ilgili de bir çalışma içindeyiz. Aynı zamanda Sanat Meclisi çalışmaları devam ediyor. Bir yandan da şu an konserlerimiz yok ama internet, sosyal medya üzerinden etkinlikler oluyor, özellikle Avrupa etkinlikleri. Onları yapmaya çalışıyoruz. Bu şekilde elimizden geldiğince yapıtlarımızı ifade etmeye çalışıyoruz.

-Cumhurbaşkanlığı’nın düzenlediği konserlere ilişkin neler söylemek istersiniz?

Egemenler kendi havuzları içinde tüm güçlerini, birikimlerini elbette kendi yalaka sanatçılarına sunacaktır. Bir tarafta ezilenlerin sanatçıları bir tarafta egemenlerin sanatçıları var ve egemenlerin sanatçıları iktidarın hoşuna gidecek hizmetlerde bulunabilirlerse varlıklarını sürdürebilirler. Çünkü onlar güce tapınanlardır ama bizim için en büyük güç halklardır, halkların direnişidir. Bizler yoksul halkların sanatçılarıyız. Aç kalırız, aylarca belki bir etkinlik bile yapamayız, iki kuruş dahi kazanamayız ama biz onurlu yaşamı tercih edenleriz. Dünya tarihinde de böyledir. Katledilen Victor Jara’lar, Ruhi Su’lar, Yılmaz Güney’ler… Tüm bu isimlere baktığımızda tek bir gerçek var; insanı onurlu kılan en büyük değer, direniştir ve onurlu yaşamdır. Berkin Elvan’ın, Ali İsmail Korkmaz’ın, Cemile Çağırga’nın, Uğur Kaymaz’ın, Metin Göktepe’nin, nice gazetecinin, nice işçinin emekçinin, binlerce KHK’lının karşısında duran bir zihniyete asla hizmet etmemenin onurunu ve mutluluğunu yaşıyorum.