Kadınlardan İstanbul Sözleşmesi’nin Gündeme Getirilmesine Tepki

0
286

AKP’li Numan Kurtulmuş’un Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden imzasını çekebileceği sinyalleri kadın örgütlerinin tepkisine neden oldu. TKDF Başkanı Canan Güllü, “Bu kişisel olarak Numan Kurtulmuş’un fikri midir, yoksa Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MYK’sının bir kararı mıdır?” diye soruyor.

Türkiye’de 1986 yılında Meclis’te onaylanarak yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler CEDAW Sözleşmesi; kadının eğitime, sağlığa, hukuka ulaşması gibi çeşitli alanlarda eşitlik üzerine kurulu bir sözleşme. Ancak ilerleyen zamanda kadına karşı şiddet ve çocuk istismarının önlenmesi için de bir sözleşme yapılma ihtiyacı ortaya çıktı. Bu amaçla düzenlenen Avrupa Konseyi’nin “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi” İstanbul’da imzalandığı için uluslararası alanda “İstanbul Sözleşmesi” olarak biliniyor. Türkiye’nin 2011 yılında imzaladığı sözleşme, 1 Ağustos 2014 tarihinde TBMM tarafından onaylanarak yürürlüğe girdi. Sözleşme, bugüne kadar Türkiye dahil Avrupa Konseyi üyesi 20 ülke tarafından onaylandı.

AKP Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş’un, katıldığı bir televizyon programında İstanbul Sözleşmesi’yle ilgili sözleri, “İstanbul Sözleşmesi iptal mi edilecek?” sorusunu gündeme getirdi. Kurtulmuş, İstanbul Sözleşmesi’nin imzalanmasının yanlış olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullanmıştı:

“Bu metnin içinde dikkat çekmemiz gereken ve bizimle asla uyuşmayan iki tane önemli husus var. Bunlardan birisi toplumsal cinsiyet meselesi, biri de cinsel yönelim tercihi. Başka şeyler de var ama bu iki mesele tam da LGBT gibi marjinal unsurların ekmeğine yağ sürecek kavramlar olduğu veya onların arkasına sığınılarak faaliyet yapacakları alanlar olduğu görülüyor. Yine sözleşmenin içinde yer alan ‘Sözde namus, ahlak, gelenek, örf, adet gibi konularla mücadele etmek hükümetlerin vazifesidir’ gibi kavram geçiyor. Bunlar asla kabul edilebilir hususlar değildir.”

Kurtulmuş, “Sözleşmenin iptali mümkün mü?” sorusunu, “Halkımızda böyle büyük bir beklenti varken biz buna bigane kalmayız. Nasıl usulünü yerine getirerek bu sözleşme imzalanmışsa, aynı şekilde usulünü yerine getirerek bu sözleşmeden çıkılır” diye yanıtladı.

‘BU TAVIR, SİYASİ PAZARLIKTIR’

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun hazırladığı rapora göre, Türkiye’de 2019 yılında 474 kadın öldürüldü. Adalet Bakanlığı’nın 2019 yılı verilerine göre, çocuk istismarı suçu 4 yılda yüzde 50 arttı. Geçen yıl çocuk istismarı nedeniyle 28 bin 360 dava açılırken, bu davaların 6 bin 420’sinde beraat kararı alındı.

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) Başkanı Canan Güllü, halagazeteciyiz.net’e yaptığı değerlendirmede, İstanbul Sözleşmesi’nin ‘önleme, koruma, kovuşturma ve politika üretme’ şeklinde dört ayak üzerine kurulu olduğunu anımsattı.

Kurtulmuş’un ‘sözleşmenin eşcinselliği yaratacağını, aileyi yıkacağını’ iddia ettiğini söyleyen Güllü, “İçeriğinde ne olduğunu şimdi anladık, dediği sözleşmede onların anladığı tarzda bir şey yok. Okuduğunu anlamayan kişiler tarafından mı yönetiliyoruz bu ülkede? Ailede şiddet varsa o şiddetin olduğu, cinsel istismarın olduğu aile bir arada kalmasın, şiddeti uygulayan uzaklaşsın diyor. Devletin görevi vatandaşı korumak değil mi? Bunu yapıyor” dedi.

“O zaman bırakalım, şiddet uygulayan mağduru öldürsün, öyle mi?” diyen Güllü, bu tavrın, bir siyasi pazarlık olduğuna dikkat çekti.

Asıl meselenin, ‘kadının birey olmasından duyulan korku’ olduğunu dile getiren Güllü, son iki yılda katledilen kadınların neredeyse hepsinin şiddet mağduru olduğunu ve boşanmak istediğini söyledi. Güllü, “İşte bu başkaldırı, biat etmeme, itaat etmeme durumu birilerini rahatsız ediyor” dedi.

Canan Güllü, Kurtulmuş’a “Bu kişisel olarak Numan Kurtulmuş’un fikri midir, yoksa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MYK’sının bir kararı mıdır?” diye seslendi.

‘BU SÖYLEM ZEMİN YOKLAMA İLE BİRİLERİNE MESAJ’

Güllü, son dönemde nafakanın kaldırılması, erken yaş evliliklerine af getirilmesi ve İstanbul Sözleşmesi’nin iptal edilmesi gibi söylemlerin gündeme getirilmesinin, ‘ülkede kadın politikasızlığının referansı’ olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:

“Biz bu üçünün de ellerinde imkan olduğu halde Cumhurbaşkanlığınca bir gece kararnamesi ile karar alınmamış olması, yine bir gece torba kanunla Meclis’e gelmemiş olması, kendi başlarına çıkarabilecekleri bir karar olmasına rağmen toplumda uyuşma bekleyen bir karara yönelmiş olmalarından dolayı diyoruz ki, bu yanlış kararlar Meclis’ten ve Cumhurbaşkanlığı’ndan çıkmayacaktır. Umut ediyoruz ki, bu yanlış bir daha bir Bakan ya da bir başka kişinin ağzından tekrar edilmez.”

Adalet Bakanlığı’nın 2019 Aralık ayında ve İçişleri Bakanlığı’nın 2020 Ocak ayında yayımladığı genelgelerin, eksik de olsa İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkan genelgeler olduğunu belirten Güllü, “O yüzden biz bu söylemin sadece bir kişisel düşünce ve zemin yoklama ile birilerine mesaj olduğunu düşünüyoruz” diye konuştu.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDE NELER VAR?

İstanbul Sözleşmesi’ne göre; kadın erkek eşitliği kalıplaşmamış toplumsal cinsiyet rolleri, karşılıklı saygı, kişisel ilişkilerde şiddet içermeyen çatışma çözümleri gibi konulara ilişkin öğretim malzemesi, resmi müfredata ve eğitimin her seviyesine eklenmelidir. Taraflar her türlü şiddetin tanığı çocukların hak ve ihtiyaçlarını dikkate almak, onların yararını göz önünde bulundurmakla yükümlüdür. Taraflar, şiddet sonrası iyileşmeyi kolaylaştıracak yasal ve psikolojik danışmanlık, mali yardım, konut, eğitim öğretim ve iş bulma desteği gibi hizmetleri sağlamakla mükelleftir. Kültür, örf, adet, gelenek, din veya sözde ‘namus’ kadına yönelik herhangi bir şiddetle mücadele etmek hükümetlerin görevidir. İstanbul Sözleşmesi’ni imzalayan taraflar şiddetin tekrarlanmaması ve şiddet içeren davranış modellerinin değiştirilmesi için programlar oluşturmak ve desteklemekle yükümlüdürler. Taraflar kadına şiddetin önlenmesi ve saygının arttırılması için politika hazırlanmasına medyanın da katılımını teşvik etmelidir.

İstanbul Sözleşmesi’ni imzalamak; kadınların şiddetten arınmış, yaşama haklarını sağlamak ve korumak üzere tedbir almak, kadınlara yönelik ayrımcılığı gerekirse yaptırım uygulayarak yasaklamak, mağdurun insani haklarına ve güvenliğine odaklanmak, ikinci bir mağduriyeti önlemek, şiddet mağduru kadınların güçlenmesini ve ekonomik bağımsızlığını hedeflemek anlamına geliyor.

Sözleşmede, mağdurlara tıbbi ve adli muayene, travma desteği ve danışma hizmetleri sunacak uygun ve kolay erişilebilir tecavüz kriz veya cinsel şiddet yönlendirme merkezleri kurmak, ülke çapında 7/24 hizmet verecek ücretsiz telefon yardım hattı kurmak maddeleri yer alıyor.

İstanbul Sözleşmesi, bir şiddet eyleminin daha gerçekleşeceğini öngören herhangi bir kimsenin bununla ilgili kuruluşlara bildirmesini teşvik etmek, tehdit korkutmak veya zorlamayla kişinin psikolojik bütünlüğüne ciddi zarar veren kasıtlı davranışları cezai suçlar olarak değerlendirmek, yetişkin bir bireyi veya çocuğu evlenmeye zorlayan kasıtlı davranışların suç sayılmasını sağlamak, sorumlu kolluk kuvvetlerinin mağdurlara yeterli ve hızlı koruma imkanları sunmasını sağlamak, her türlü şiddet olayında arabuluculuk ve uzlaştırma da dâhil alternatif uyuşmazlık çözüm süreçlerini yasaklamak maddelerini de içeriyor.