Toplumsal Muhalefet ve Gazeteciliğin Geleceği

0
481

Tezcan Durna[1]

Alternatif dijital iletişim mecraları ile yeni toplumsal hareketler birbiri ile ilişki içerisinde; gazetecilik faaliyeti nerede başlıyor, aktivizm nerede bitiyor artık tam olarak net değil. Son çoklu baro yasa tasarısına karşı Türkiye’nin dört bir yanından gelen baro temsilcileri ve avukatların eylemlerine hangi iletişim kanallarının destek verdiğinden, hangi gazetecilerin bu olayı avukatların sesini duyuracak şekilde haber yaptığından da bunu anlayabiliriz. İktidarın sosyal medya ağlarını, dijital video kanallarını, film ve dizi platformlarını, kısaca internetten yayın ve iletişim faaliyetini kısıtlamanın yollarını aramasının en önemli nedenlerinden birisi de bu. Zira iktidar kendi eliyle tamamen bir propaganda aygıtına dönüştürdüğü ana akım-endüstri medyasına artık kendisine oy verenlerin bile inanmadığının gayet farkında. Elbette artık habercilik yerine tamamen parodi ve zaytungvari haberciliğin kitlelere propaganda olarak kabul ettirmeye çalışmak mümkün değil. Aklı olan ya da bunlara inanmak için makul bir pragmatik gerekçesi olmayan herkes için bu tür haberler gülünüp geçilecek palavradır artık. Savaş haberini bile stüdyoda savaş bölgesinin haritasının önüne geçerek simülatif bir şekilde rol keserek sunmaya çalışan bir muhabire ve bunun yayınlandığı bir medya organına kim inanır ve itibar eder?[2]

ANA AKIM MEDYADAN KAÇANLARA POLİSİYE DÜZENLEMELER

Artık geniş halk kitleleri iktidarın mutlak şekilde denetim altına aldığı, hatta taşeronlaştırdığı ana akım medyayı gülüp eğlenmek dışında bir amaç için kullanmıyor. Bilgi almak için kullananlar ise, mutlaka burada verilen haberleri başka mecralar üzerinden teyit ediyor.[3] Gerçekten de buralardaki haberlere inanıyor görünenler ya dünyadan bihaber ya da profesyonel troldür. İktidar bu nedenle tamamen ele geçirdiği ana akım medyadan başka mecralara kaçan kitleleri de habersiz bırakmak için yasal ve polisiye düzenlemelere başvurmaktan başka çare bulamıyor.

Sosyal ağlardaki tartışmalar ve paylaşımlar, uzun zamandır ana akım medyanın dahi haber kaynağı işlevini üstlenmiş durumda. Bu nedenle yeni medya dolayımlı haberciliğin ana akım medyada devam eden haberciliği ciddi şekilde domine ettiğini göz ardı etmek mümkün değil. Öyle zamanlar oluyor ki, herhangi bir gazeteci ya da uzmanın sosyal medyada paylaştığı bir metin, Twitter’a yazdığı bir zincir tweet, ana akımda yer alan bir haber ya da köşe yazısından daha fazla kitleye ulaşıyor. Hatta ana akım medya buralardaki paylaşımları haber yapmaya yöneliyor. Özellikle pandemi sürecinde ana akım medyaya uzman diye çıkarılan kişiler “Türk genine korona virüs bulaşmaz” benzeri ipe sapa gelmez yorumlar yaparken, sosyal medya platformlarında tamamen kamu sağlığını önemsediği için hiçbir karşılık beklemeden halka doğru bilgi veren pek çok uzman öne çıktı. Üstelik burada dönen tartışmalar, bu paylaşımlara yapılan yorumlar, yine bu paylaşımların hiçbir maliyeti olmaksızın kolayca yeniden paylaşılabilir olması yayılımını olağanüstü hızlandırıp genişletebiliyor. İktidar açısından baktığımız zaman, o kadar maliyet ve risk üstlenerek ele geçirilmiş ve denetim altına alınmış ana akım medya görünürde maliyeti olmayan sosyal ağlardan daha etkili değil. Maliyet ve kâr dengesi açısından bakıldığı zaman bile durum apaçık ortadadır. Aslında iktidar, günümüz yeni iletişim teknolojileri açısından bakıldığı zaman, konvansiyonel medya organlarını ele geçirmek için yaptığı yatırımın artık bir “ölü yatırım” olduğunu düşünmeye başlamış durumdadır. Üstelik buralarda istihdam edilen, kiralanan kalemlerin kamuoyu nezdindeki etkileri de giderek azalmakta. Pek çoğu devletin bekasına yönelik muğlak tehditlerle ve komplo teorileriyle sadık kitleyi bir arada tutmaya çalışmaktan başka anlamlı bir düşünce üretemez hale gelmiş durumdadır. Bunlara da artık iktidarın kendi kitlesi bile itibar etmez hale gelmiştir.

Tipik bir taşra esnafı mantığıyla bakıldığı zaman dahi, elde tutulan ana akım medya artık iktidarın sırtında bir yük haline gelmiş durumdadır. İktidarın sosyal ağlarda kiraladığı troller ise ayrı bir sorun olarak karşısında durmaktadır. Twitter’ın son teşhiri ve yedi binden fazla trol hesabının Twitter yetkilileri tarafından kapatılması, iktidarın bir zamanlar manipüle edebildiği sosyal medyaya da yeterince nüfuz edemediğini iyice ortaya çıkarmıştır. İktidar, kitleleri, özellikle de olası bir seçimde sandığa gitmeye ikna edilebilmesi halinde dengeleri değiştirebilecek olan yirmi yaş altı gençleri ne ana akım konvansiyonel medya yoluyla ne de sosyal ağlardaki trol ordusuyla ikna edemez hale gelmiştir.

GÜCÜNÜ YİTİREN İKTİDAR YOLUNDAKİ TAŞLARI TEMİZLİYOR

Uzun zamandır hukuk sistemi dâhil pek çok kurumun tamamen tek bir kişinin iradesine bağlanması sonucunda iktidar, her eylem ve icraatını engelle karşılaşmadan yürütüyordu. Bu konfora alışmış olan iktidarın (özellikle tek adamın) karşısına çıkan her türlü küçük engelin de ortadan kaldırılması gerekiyor. Hak ihlalleriyle mücadele konusunda yılların deneyimi ve bilgisine sahip olan Türkiye Barolarının etki ve tepkisinin de ortadan kaldırılmak istenmesi bu konfor isteminin göstergesi olarak okunmalıdır. Aynı zamanlarda sosyal ağların da denetim altına alınacağına dair işaretin verilmiş olması boşuna değildir. İktidar bir yandan önündeki taşları temizlemek isterken, diğer yandan müdahil olamadığı ve kuramadığı kültürel hegemonyayı zor uygulayarak bertaraf etmek istemektedir. Bu aşamada yasama ve hukuk bu “zor”un en bariz araçları olarak kullanılmaktadır.

Neoliberal ideolojinin payanda işlevi gördüğü muhafazakâr popülist hareketlerin/liderlerin korku ve nefret tohumları ekerek destek aldığı kitlelere vaat edebileceği tek şey geçmişin kudretli zamanlarıdır. Bu vaatle, geleceğinden kaygı duyan kitleleri ikna etmeleri artık çok da mümkün değildir. Geleceğe umutla bakmak isteyen yeni nesillerin kendilerine sunulan vaatlerle yetinmediği, içinde yaşadığımız yeni medya ortamını kullanma pratiklerinden de anlaşılıyor. Gençler, artık bir zamanlar tek kanallı televizyon dönemlerinde olduğu gibi bir diziyi izlemek için bir hafta beklemek istemiyor. Hatta bazıları kesintisiz izleyebilmek için, dizi platformlarında yayınlanmaya başlanan sezonun tüm bölümleri yüklendiği zaman izlemeye başlıyor ilgilendiği diziyi. İktidarın bu yeni nesil kitleyi bu arzudan mahrum bırakarak terbiye etme çabası bu nedenle yersiz bir girişim olacaktır. Her iktidar, gücünün doruklarına çıktığını düşündüğü anda en güçsüz halini yaşar ve çoğu zaman bunun farkında olmaz. Zira böyle anlarda iktidarlar rasyonel akıldan yoksun hale gelir. Bu akıl yoksunluğu ve elinde bulundurduğu yoğun güçle, kendine ve elbette sorumlu olduğu halka zarar vermeye devam edecektir. Ancak bunun da elbette bir sınırı vardır. Bu sınıra her geçen gün daha fazla yaklaşıyoruz.

[1] um:ag Genel Yayın Yönetmeni,halagazeteciyiz.net Hak İhlalleri Raporları Editörü.

[2] Bahsi geçen haber atv stüdyolarında sunulmuştur. Muhabir TSK’nın bir sınır dışı operasyonunu stüdyoda harita karşısında heyecanlı bir sunumla izleyiciye sanki cepheden bildiriyormuş gibi aktarmaktadır. Heyecanı arttırmak için haberi sunan muhabire dönük olan kamera sallanma ile zoom in ve zoom out hareketleri yapmaktadır. https://www.youtube.com/watch?v=cYfjIZ-5Amg (Erişim tarihi: 12/07/2020).

[3] 2017 yılında Antalya’nın Kuzey Batı kesiminde üç köyde yaptığımız bir sosyal medya araştırması sonuçları da bu saptamayı teyit ediyor. Üç köyden derinlemesine görüşme yaptığımız toplam yirmi kişiden en az on beş kişi, televizyon kanallarının verdiği haberlere güvenmediğini, buradan duyduğu haberleri mutlaka internetten teyit ettiğini belirtti. O zaman üstelik daha Doğan Medya Grubu Demirören Grubu’na devrolunmamıştı. Bu araştırma, 2017 yılında yapılmış olan 15. Ulusal Sosyal Bilimler Kongresi’nde bildiri olarak sunulmuştur.