Kadın cinayetlerinde cezasızlık şiddeti besliyor

0
542

AKP cemaatlerin de baskısıyla İstanbul Sözleşmesini ve 6284 sayılı yasayı tartışırken, kadın cinayetleri de sürüyor.  Pınar Gültekin’in öldürülmesi ile kadınlar bir kez daha AKP’nin kadına yönelik politikalarına ve cezasızlığa tepkilerini yükseltti. Kadın örgütleri temsilcileri ve siyasetçiler de artan cinayetleri cezasızlık politikalarına ve İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmamasına bağlıyor. Kadınlar, “Cezasızlık kadına yönelik cinayetlerin önünü açıyor” görüşündeler.

Hukukçular, Kadın örgütleri ve siyasetçilere göre Türkiye’de kadına yönelik artan şiddet ve cinayetlerin nedeni cezasızlık politikaları ve AKP’nin kadına yönelik politikaları. Toplumsal Hukuk Kadın’dan Avukat Betül Çetin de Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav da  HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Dirayet Dilan Taşdemir de kadına yönelik şiddet ve artan cinayetlerin arkasında cezasızlık politikalarının yattığı görüşündeler.

Toplumsal Hukuk Kadın’dan Avukat Betül Çetin’e göre kadına yönelik artan şiddetin temeli iktidarın bilinçli olarak uyguladığı politikalardan kaynaklanıyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 2009 yılında verdiği Nahide Opuz kararı ile Türkiye’nin kadını korumadığı için mahkum olan ilk ülke olduğunu belirten Betül Çetin, kararın tüm dünyada büyük yankı uyandırdığını, kadınların mücadeleden vazgeçmemesi ile İstanbul Sözleşmesi’nin ilk imzalayıcısının da yine Türkiye olduğunu ifade ediyor.

‘6284 ETKİN ŞEKİLDE UYGULANMIYOR’

Çetin, “İstanbul Sözleşmesi devlete kadınları her türlü şiddetten korumak, şiddetle mücadele mekanizmaları kurmak, şiddeti önlemek ve etkin olarak kovuşturmak, kadına yönelik her türlü ayrımcılığı ortadan kaldırmak, kadınları güçlendirerek gerçek anlamada toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak, şiddetle mücadelede tüm kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonlu bir sistem işletmekle yükümlüdür” diyor ve ekliyor;  “İstanbul Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülükler yerine getirilmediği gibi 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun da etkin şekilde uygulanmıyor.”

Betül Çetin

KADINLAR KAZANDIĞI HAKLARDAN VAZGEÇMEYECEK

Şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları düzenleyen 6284 sayılı yasanın yükümlülüklerinin yerine getirilmediğine dikkat çeken Çetin, faillerin infaz değişiklikleri, af yasaları gibi gerekçelerle çok kısa bir süre  cezaevinde kalıp çıkacağına inandırıldığını, bunun da şiddeti artırdığını söylüyor.  Cezasızlığın kadına yönelik şiddeti beslediğine de işaret eden Betül Çetin, kadınların mücadele ile kazandığı haklardan, İstanbul Sözleşmesi’nden ve 6284 sayılı Kanun’dan vazgeçmeyeceğinin altını çiziyor. Kadın dayanışmasının önemini bir kez daha hatırlatan Çetin,   “Sokaklarda, adliyelerde, her yerdeyiz, bu ülkenin yarısıyız. Bu mücadele her yerde her şekilde bu eril düzen yıkılana kadar sürecek ve biz kazanacağız! Biliyoruz ki Kadın dayanışması yaşatır!”  diyor.

‘İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NE SALDIRI BU TABLOYU ORTAYA ÇIKARDI’

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platforma Genel Başkanı Gülsüm Kav’a göre de kadın cinayetlerinde yaşanan artışın nedeni İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmaması. Olayın şiddet noktasına gelmeden önleyici tedbir alınmasının önemine dikkat çeken Kav, koruma kanununun uygulanması, kişinin zarar görmesi durumunda da cezasız bırakılmaması gerektiğini söylüyor. Kadına yönelik şiddetin engellenmesinin, toplumsal cinsiyet eşitliğinden geçtiğine dikkat çeken Kav, İstanbul Sözleşmesi’ne karşı artan saldırının tabloyu bu hale getirdiği görüşünde.

Gülsüm Kav

‘SÖZLEŞMEYİ TARTIŞMALI HALE GETİRENLER CİNAYETTEN SORUMLUDUR’

Pınar Gültekin cinayeti ile birlikte hem çok acılı hem de çok öfkeli olduklarını söyleyen Kav, “Pınar’ın failinin yaptığı felaket hunharca bir insanlık suçudur. Ancak tek suçlu fail değildir. Fail çok ağır suçlu ve ağır ceza almalıdır. Ama ona bu cesareti veren, kadınların şiddetten kurtulma yolu olan sözleşmeye ve korunma kanununa saldıran, onu tartışmalı                                                hale getiren herkes bu cinayetten sorumludur” diyor. 

‘ERKEKLİĞE VERİLEN BİR MESAJ VAR’

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi Sözcüsü Dirayet Dilan Taşdemir de kadın katliamları ile birlikte kadınların kazanımlarına yönelik saldırıların sürdüğünü söylüyor. Kadına yönelik suçların ‘hafif suçlar’ olarak toplumda kabul edilebilir cezalar haline getirildiğini belirten Taşdemir, “Burada erkekliğe verilen bir mesaj var. Ben bugün bunları engelleyemiyorum ama imkanını bulduğumda bunu suç olmaktan çıkarıyorum mesajını veriyorlar” diyor. AKP’nin kadına yönelik şiddeti kamusal bir mesele olmaktan çıkarmaya çalıştığının da altını çizen Taşdemir şunu ifade ediyor: “Konu tamamen özel bir alana, aileye, eşe, babaya indirgeniyor.  Dolayısıyla toplum bunu şöyle okuyor; Erkek şiddetle sorunlarını çözmeye çalışabilir…”

Ülkenin mevcut yönetim şeklinin de böyle olduğunu belirten Taşdemir, sorunların demokratik anlayışla değil şiddet mekanizması ile rayına oturtulmaya çalışıldığına dikkat çekiyor.

Dirayet Dilan Taşdemir

‘CEZASIZLIK ŞİDDETİ PEKİŞTİRİYOR’

Kadına yönelik şiddette cezasızlığın şiddeti pekiştirdiğini belirten Taşdemir, İstanbul Sözleşmesi’nin tartışılmaya açılmasının nedenini de buna bağlıyor. Taşdemir, “Siz bir fiile karşı cezasızlık siyasetini izlerseniz, toplumda bu psikolojiyi yaratırsanız elbette kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri artar. Erkekler sonuçlarının ne olacağını, toplumsal olarak kabul göreceklerini, mahkemelerde nasıl savunma yapabileceklerini, siyasetçilerin siyaset yaparken affederken, yasal düzenleme yaparken bunu nasıl hafifleterek, mağduriyetler yaratarak çözeceğini çok iyi biliyorlar. Bu açıdan kadına yönelik şiddet çok ciddi bir noktadadır” diyor.

Hukukçular, kadın örgütleri ve kadın siyasetçiler kadına yönelik şiddeti önlemede İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasanın uygulanmasının, toplumsal cinsiyet eşitliğinin çözüm olacağı görüşündeler.