Adıyaman: Sağlık çalışanları tükendi artık

0
159

TTB Merkez Konseyi Başkanı Sinan Adıyaman, hayatını kaybeden sağlık çalışanlarında yaşanan artışa işaret ederek, “Türkiye’de sağlık çalışanları tükendi. Kendilerini değersiz, yıpranmış ve çok yorgun hissediyorlar” uyarısında bulundu. Birçok hastanenin doluluk oranına ulaştığını da dile getiren Adıyaman, grip salgını ile birlikte Eylül ve Ekim ayında Türkiye’yi büyük bir kaosun beklediğine de  dikkat çekti.

Koronavirüs salgınının en başından bu yana mücadelede en önemli görevi üstlenen, izin almadan görevini yapmaya çalışan sağlık çalışanları tükenmek üzere. Covid-19 sebebiyle hayatını kaybeden sağlık çalışanlarında ciddi artış yaşanmaya başladı. Son iki hafta içinde 12, salgının başından bu yana toplam 72 sağlık çalışanı yaşamını kaybetti.  Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez  Konseyi Başkanı Prof. Dr Sinan Adıyaman, bu rakamların tespit edilenler doğrultusunda açıklandığını ancak tespit edemedikleri vakaların da olduğunu düşünüyor. Eylül ve Ekim aylarında grip salgını ile Türkiye’yi büyük bir kaosun beklediğini söyleyen Adıyaman’a göre ilerleyen günlerde sağlık sistemi bu yığılmaları kaldıramayacak.

Uluslar arası Af Örgütü’nün geçtiğimiz ay paylaştığı verilere göre, dünyanın dört bir yanından 79 ülkede, 3 binin üzerinde sağlık çalışanı Covid-19’a yakalandıktan sonra hayatını kaybetti.  Açıklamaya göre,  gerçek sayıların olduğundan daha düşük bildirilmesi nedeniyle toplam sayı bunun çok daha üzerinde. Uluslararası Af Örgütü’nün incelediği 63 ülke ve bölgenin neredeyse hepsinde sağlık çalışanları, kişisel koruyucu ekipman miktarının son derece yetersiz olduğundan şikayetçi.

Türkiye’deki Covid-19 ile mücadele sürecinde sağlık çalışanlarının son durumunu,  korunması noktasında nelerin yapılması gerektiğini ve ilerleyen günlerde Türkiye’yi nelerin beklediğini Prof. Dr Sinan Adıyaman halagazeteciyiz’e anlattı:

‘SAĞLIK ÇALIŞANLARI BİLE MASKESİNİ SATIN ALIYOR’

TTB ilk günden bu yana ‘Sağlık çalışanlarını koruyamazsak, toplumu koruyamayız’ açıklaması yapıyordu. Geldiğimiz aşamada onlarca sağlık çalışanı yaşamını yitirdi. Bu kadar sağlık çalışanının hayatını kaybetmesinin nedeni nedir?

TTB olarak vakaların ortaya çıkmasından bu yana “sağlık çalışanları korunmalıdır” diyorduk. İlk başlarda kişisel koruyucu ekipman noktasında ciddi sıkıntılar yaşadık. Şu anda zaman zaman hala bu sıkıntıları yaşamaya devam ediyoruz.  Bir dönem maske topluma bedava dağıtılacak propagandası yapılmıştı. Şu anda sağlık çalışanları bile kendi maskesini parasını ödeyerek almak durumunda kalıyor. Hastanelere gelen hasta sayılarında ciddi derecede artış var. Ankara, İstanbul, İzmir, Diyarbakır, Mersin, Urfa, Mardin, Batman gibi birçok ilden hastanelerde büyük tıkanmaların olduğu yönünde bilgiler geliyor. Servis ve yoğun bakım yatakları doldu bilgisi geliyor. Yoğun bakıma yatırılmadan hayatını kaybeden yurttaşlar var. Sağlık çalışanları da bu süreçte ciddi sıkıntılar yaşıyor. Hasta sayısı arttıkça uzun süreli çalışmalar yaşanıyor.

Şu anda 24 saatlik çalışma sistemleri var. Biz bu saatlerin düzeltilmesi noktasında açıklamalar da yapmıştık. 6 saatlik çalışma öneriyoruz. Dolayısıyla bu kadar yoğunlukta sağlık çalışanları ve hekim arkadaşlarımızın Covid-19 salgınına yakalanma riski var.  Ve bu risk gün geçtikçe artıyor. Ölen sağlık çalışanı sayısı artıyor ama asıl enfekte olan sağlık çalışanı sayısı da artıyor. Örneğin benim kliniğimde çalışanların yüzde 30’u enfekte olmuş durumda. Adeta birinci dalganın ikinci piki, birinci pikten daha fazla hastayla karşılaşmamızı sağlıyor.

‘SALGIN BİRİNCİ DALGANIN İKİNCİ PİKİNİ YAPMAYA BAŞLADI’ 

Şu ana kadar toplamda kaç sağlık çalışanı hayatını kaybetti? Veriler gerçeği yansıtıyor mu?

Geldiğimiz noktada 36 hekim olmak üzere toplam 72 sağlık çalışanımız hayatını kaybetti. Bu rakam bizim tespit edebildiğimiz, daha tespit edemediklerimizin olduğuna inanıyoruz. Son iki hafta içinde 8 hekim 4 sağlık çalışanı olmak üzere 12 sağlık çalışanı hayatını kaybetti.

Şu anda salgın, birinci dalganın ikinci pikini yapmaya başladı. 11 Mart tarihinde bile ilk hasta açıklandığı zaman zaten Covid-19’a yakalanan hastalar vardı. Ancak Türkiye’de çok az test olduğu için bulunamıyordu. Arkasından gelen sayılara ve bize de gelen sayılara baktığımız zaman esasında Sağlık Bakanı’nın twitter üzerinden yayınladığı o tablodaki bilgilerle bize gelen bilgilerin örtüşmediğini çok rahatlıkla söyleyebiliriz.

Sağlık çalışanlarının korunması noktasında neler yapılmalı?

Türkiye’de sağlık çalışanları tükendi artık. Kendilerini değersiz, yıpranmış ve çok yorgun hissediyorlar. Bunun nedeni ise birinci dalganın ilk piki net olarak sağlık çalışanlarının can siper çalışmasıyla sönümlendirilebilmişti. Ancak buna kısmen sönümlendirildi desek daha doğru olur çünkü rakamlar altı yüzlere düşmüştü. O rakamların bile ne kadar gerçeği yansıttığından emin değiliz. Ama arkasından bu yeni açılma dediğimiz öncelikle 11 Mayıs’ta alışveriş merkezlerinin açılması, arkasından 1 Haziran’da Türkiye’deki tüm tedbirlerin bir anda kademesiz ortadan kaldırılması;  bizim yeni açılma dediğimiz olayın hızlı bir şekilde yapılmasıyla bildiğiniz gibi 8 Haziranda hasta sayıları tekrar artmaya başladı. Şu anda açıkçası Mayıs ayındaki o yükselen rakamlara gelmiş bulunuyoruz. Bu şekilde artış devam ederse sağlık çalışanlarındaki bu yılgınlık hissi gitgide büyüyecek.

‘SALGIN SAĞLIKÇILARIN VE VATANDAŞIN ÜZERİNE YIKILMIŞ DURUMDA’

Ne yapılmasıı gerekiyor? Birincisi çok iyi bir pandemi salgını yönetilemiyor. Tamamen sağlık çalışanının üzerine yıkılmış durumda. Ama esas önemlisi vatandaşın üzerine yıkılmış durumda. Başından bu yana söylüyoruz pandemi ile mücadele bireysel tedbirlerle ve esas olarak kamusal tedbirlerle alınmalıdır. Salgın ile mücadele kamunun yetkisindedir. Kamu bu tedbirleri almalı ve verileri şeffaf bir şekilde yayınlamalıdır. Yurttaşın salgınla mücadele noktasında yardımcı olması gerekiyor, fakat kamu da bunun denetimini yapmalı. Bu yapılmıyor. Artık salgın tamamen yurttaşların bireysel mücadeleleri ve sağlık çalışanlarının siperane ve aile sağlık merkezlerinin can siperane çalışmalarına kalmış durumda.

‘TEST KUYRUKLARINDA BİLE MESAFE KORUNMUYOR’

Hastanelerin acil servislerine bile bakarsanız, pandemi polikliniklerinin önünde kuyruklar var ve test için bekledikleri kuyruklarda bile fiziksel mesafeyi koruyamıyorlar. Çünkü böyle bir fiziki durum yok.  Düğün, miting, cenazeler, taziyeler, toplu namazlar gibi toplu bir araya gelmeler pandemi bulaşma riskini arttırıyor. Bayramdan sonra korkunç bir artış yaşandı. Bunların ortadan kaldırılması gerekiyor ki sağlık çalışanlarına bir ümit verilsin. Ama ortada bir şey gözükmüyor.

Bununla birlikte ekipmanlarda yeniden sıkıntı başladı. En azından kalite oranında büyük düşüklükler var. Kalitesiz ürünler dağıtılıyor ve sağlık çalışanları kendi ekipmanlarını kendileri temin ediyor.

Eylül ayı ile birlikte grip dönemi geliyor. Sağlık Bakanlığı’nın bu yöndeki çalışmaları ve kişisel ekipmanların durumu ile ilgili bilgi vermesi gerekiyor. Sağlık çalışanlarının kaygılarını gidermesi gerekiyor. Sağlık Bakanlığı tarafından standartlara uygun, gereksinimleri karşılayacak şekilde malzemenin kesinlikle temin edilmesi gerekiyor. Bunların stoku yapılmalı ve bu stokun gerektiğinde uygun şekilde sağlık çalışanlarına ulaştırılacağı bilgisi verilmelidir. Sağlık çalışanlarının özlük haklarında iyileştirmeler yapılması gerekiyor.

‘COVİD-19 HASTALIĞININ BİR MESLEK HASTALIĞI KABUL EDİLMELİ’

Covid-19 hastalığı bölümünde çalışanların, çalışma saatleri ve iş yüklerinin bir şekilde fiziksel ve ruhsal sağlıklarını koruyacakları şekilde düzenlenmesi lazım. Sağlık çalışanı ebeveynlere çocuğun bakımı ve sağlığı için ücretsiz kreş ya da ücretli idari izin verilmesi gerekiyor. Temel ücretlerde emekliliğe yansıyacak şekilde düzenleme yapılmalıdır.

En önemlisi de Covid-19 hastalığının bir meslek hastalığı olduğu kabul edilmelidir. Birçok sağlık çalışanı hayatını kaybederken, bir kısmı da iyileşti. Ancak salgına yakalandıktan birkaç ay sonra komplikasyonlardan yaşamını yitiriyor ya da ömür boyu sakat kalacak bir takım rahatsızlıklar geçirebiliyorlar. Bu nedenle meslek hastalığı sayılmalıdır.

Son dönemde sağlık çalışanlarının istifa ettiğine yönelik haberler yapılıyor. Böyle bir durum yaşanıyor mu, yaşanıyorsa sebebi nedir?

Biraz önce bahsettiğim nedenlerden dolayı istifalar yaşanıyor. Biz sağlık çalışanlarının görevi başında kalmasını öneririz ancak öyle bir vurdum duymaz bir yönetim var ki, salgın yönetimi öyle terk edildi ki, virüs öyle hızlı yayılıyor ki, hastanelere o kadar çok salgına yakalanan insan geliyor ki bazı arkadaşlarımız tükenmişlik hissiyle ‘biz ne yapsak bir şey elde edemiyoruz. Çünkü hükümet bize yardım etmiyor’  duygusuyla emekli oluyorlar ya da iş yerine istifalarını veriyorlar. Batman, Manisa, Düzce gibi birçok ilden haberler geliyor. Bu durum pandemi ile mücadelede bir yavaşlamaya sebep olacaktır. Bunun için de hükümetin ve kamunun meslektaşlarımıza ve sağlık çalışanlarına destek olacak tedbirleri biran önce alması gerekiyor.

‘ARTIK MIZRAK ÇUVALA SIĞMIYOR’

Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı rakamlara tepkiler yükseliyor. Türkiye’de yaşanan son tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Başından bu yana verilerin şeffaf bir şekilde paylaşılmasını istedik ama hiçbir zaman şeffaf olarak verileri paylaşmadılar. Ancak son bir aydır tabiri caiz ise mızrak çuvala sığmıyor. Artık bize 65 ilimizden veriler geliyor. Sadece bize illerden gelen veriler değil, Ankara, Erzurum, Rize, Malatya valisinin söyledikleri,  yine Konya, Ankara İl Sağlık Müdürlüklerinin yaptığı açıklamalar, Adıyaman Belediye Başkanının yaptığı açıklamalar ama en önemlisi 3 gün önce İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Ankara Büyükşehir  Belediye Başkanı’nın yaptığı açıklamalar zaten bu tablodaki sayıların gerçeği yansıtmadığını ortaya koydu.

TTB bunu başından beri iddia etti. Günlük gelen vaka sayılarının açıklananın 10 misli olduğunu biz söylüyorduk. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı da  yaptığı açıklamada bu verilerin gerçekleri dahi yansıtmadığını söyledi. Bu ne demek, İstanbul’da bile 6 binin üzerinde yurttaşın hayatını kaybettiğini ortaya çıkarıyor. Yine Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı, Türkiye’de 22 kayıp var diye açıklandığı gün Ankara’da 17 yurttaşın Covid-19 yüzünden yaşamını kaybettiğini söyledi. Bütün bunlar bile o turkuaz renkli tablodaki rakamların gerçeği yansıtmadığını ortaya koyuyor.

‘TÜRKİYE’Yİ BÜYÜK BİR KAOS BEKLİYOR’

Bizi gelecekte ne bekliyor?

Salgınla yeteri kadar doğru şekilde mücadele yürütülmüyor. Üstelik Eylül ve Ekim ayında gelecek olan İnfluenza (grip) salgını ile beraber gerçekten Türkiye’yi büyük bir kaos bekliyor. Sağlık çalışanlarını, hastaları, hastanelerimizi bir kaos bekliyor.

Önümüzdeki günlerde sağlık sistemimiz bu yığılmayı kaldıramayacak gibi gözüküyor. Şimdiden özellikle küçük illerde sıkışmalar var. Büyük illerde bile bu durum başladı. Risk gruplarına grip aşısı yapılması gerektiğini söylüyoruz ancak birçok kişiye yapılmadı. İki ay önce, “biran önce grip aşıları temin edilsin, şimdiden anlaşmalar yapılsın” demiştik ancak bu konuya ilişkin bir açıklama yapılmadı. Sağlık Bakanlığı tarafından kaç doz aşı anlaşması yapıldı açıklanmadı. Tüm dünya grip aşısıyla ilgili çok ciddi siparişler verdiler. Bizim elimize grip aşısı yeteri oranda gelmeyebilir.  Geçen sene de ihtiyaç sahiplerinin onda birine grip aşısı yapılabilmişti. Grip aşısının bütün yurttaşlara yapılması gerekiyor, ama en azından öncelikle sağlık çalışanları ve risk grubundaki kişilere yapılması lazım.  Ama gördüğümüz kadarıyla bunu temin etmek kolay olmayacak. Covid-19 ve grip hastalığı üst üste geldiği zaman iki misli bir kaos yaşanacak.