Kalkınma Atölyesi Suriyeli tarım işçilerini araştırdı: hem yoksulluk hem ayrımcılık

0
293

Kalkınma Atölyesi Suriyeli mevsimlik tarım işçilerinin durumunu inceledi, ortaya vahim sonuçlar çıktı. Çocuklar aç bir şekilde yatağa giriyor, sağlık hizmeti alamıyor. Ayrımcılık nedeniyle okula gitmek istemiyorlar, bir çocuk okulda şiddet gördüğü için eğitimini bıraktı.

Kalkınma Atölyesinin Suriyeli mevsimlik tarım işçilerinin durumunu incelediği raporu, ayrımcılığın boyutlarını gözler önüne serdi. Rapora göre Suriyeli bir çocuk, okulda şiddet gördüğü için eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Yakacak malzeme bulamıyor, yapacak yemeğe ulaşamıyorlar.

Kalkınma Atölyesi “Göç Yollarında Görülmeyen Hayatlar” raporunu hazırladı. Adana, Antep ve Urfa’da yaşayan Suriyeli göçebe ve yarı göçebe topluluklar ile Adana Ovasında geçici çadır yerleşimlerinde yaşayan Suriyeli mevsimlik tarım işçilerinin durumunu inceledi. Ertan Karabıyık’ın yöneticiliğini yaptığı projeden, ayrımcılığın resmi çıktı. Rapora göre Türkiye’de geçici koruma kapsamında 3 milyon 600 bin 710 Suriyeli mülteci bulunuyor. 248 bini Adana, 450 bin 839’u Antep, 420 bin 75’i ise Urfa’da yaşıyor. Rapor, Suriyeli mevsimlik tarım işçileri ile konuşularak yapıldı.

BİR ÇOCUK ŞİDDET NEDENİYLE OKULU BIRAKTI
Rapora göre mevsimlik tarım işçisi çocuklar yetersiz besleniyorlar, çoğu zaman da aç durumdalar. Çocukların bir kısmının kışın giyecek ayakkabıları ve elbiseleri bulunmuyor. Çocuklar, çamur içinde haşere ve farelerin olduğu ortamlarda oynamak zorunda bırakılıyorlar. Çocukların büyük bir bölümü eğitim hakkından yararlanamıyorlar.
Ancak onların okula gidememesinde bir neden daha var: Ayrımcılık.
Raporda, mülteci çocuklarla yapılan görüşmenin ayrıntılarına şu şekilde yer verildi:
“Derinlemesine görüşmelerde, ayrımcı muameleye ve akran şiddetine maruz kalmanın veya öz bakım eksikliği ve akranları ile benzer giysi gibi olanaklara sahip olmamalarından kaynaklı yoksunluğun da çocukların okula gitmek istememelerine sebep olduğu görülmüştür. Bir görüşmeci, bu durumu, ‘bizimkiler diğerlerini kıskanıyor ve giysileri kötü olduğundan utanıp okula gitmek istemiyorlar’ şeklinde dile getirmiştir. Bir diğer görüşmede, daha önce okula giden bir çocuğun öğretmeninden ve okul arkadaşlarından gördüğü şiddet gerekçesiyle okulu bıraktığı bilgisi paylaşılmıştır.”

ACİL DURUMLAR DIŞINDA SAĞLIK HİZMETİ ALAMIYORLAR
Rapora göre, geçici koruma kaydı olmayan Suriyeli aileler acil durumlar dışında sağlık hizmeti alamıyorlar.
Çocuklar için bu durum daha kötü. Rapora göre çocuklar ancak hastalandıklarında doktora gidebiliyor. 24-36 aylık çocukların sadece yüzde 64’ü tüm temel aşıları olmuş. Verilere göre Türkiye’de Suriyeli 5 yaş altı çocukların yüzde 17’si yaşıtlarına göre daha kısa, bu da sağlıksız beslenmeden kaynaklanıyor.
Ailelerin sağlık hizmeti almalarının önündeki en büyük engel dil ve para. Bir görüşmeci, yaşadıklarını “Hastaneden çok fayda alamıyoruz. İdare ediyoruz sadece. Dil ve para sorunu var. Hastalıklarımıza tahammül ediyoruz. Bizim için her şey zor, her şey duvar” diye yaşadıklarını anlatıyor. Görüşmeciler, hastanelerde kendilerine 16.00’dan sonra bakıldığını söylüyor.

YILDA SADECE 5 AY ÇALIŞABİLİYORLAR
Suriyeli mevsimlik tarım işçileri yılda sadece 4-5 ay çalışabiliyorlar. Günlük çalışma süreleri 14 saati aşıyor. Çocuklar bahçe işlerinde 10 yaşından itibaren çalışmaya başlıyorlar.

YİYECEK BULAMIYOR, ISINAMIYORLAR
Suriyeli mevsimlik tarım işçileri genelde çadırlarda kalıyorlar. Kalkınma Atölyesinin ziyaret ettiği çadır yerleşim alanlarında aydınlatma var ancak çadırların içinde aydınlatmanın yetersiz olduğunu belirtiyorlar. Rapora göre bu nedenle, çocuklar ve özellikle genç kadınlar akşam saatlerinde dışarı çıkamıyorlar, tuvalete daha az gitme eğilimindeler. Yetersiz aydınlatma haşere ve kemirgenlerin artmasına da neden oluyor.

TUVALETLER DIŞARIDA
Tuvaletler dışarıya konulurken, banyo ihtiyaçları çadır içinde leğenle karşılanıyor. Bazı çadır alanlarında kanalizasyon alt yapısı bulunmuyor.

ISINAMIYORLAR, YAKACAK MALZEME BULAMIYORLAR
Rapora göre, barınma yerlerinde ısınma için çoğunlukla teneke veya kömür yakılacak nitelikte soba kullanılıyor, az sayıda hanede ısınma elektrik sobası ile sağlanıyor. En önemli sorunlardan biri ısınma amaçlı yakacak bulma sorunu. Yakacak için odun temin edilemiyor, sobada çöp, çöplerden toplanan kumaş parçaları, çalı, talaş, naylon gibi materyaller kullanılıyor, hiçbir şey bulunamazsa hanenin zemininde serili olan halı, kilim parçaları yakılıyor. Katılım Atölyesi raportörleri, hane ziyaretlerinde yaşam ortamlarının dikkat çekici şekilde soğuk olduğunu belirtiyorlar. İşçiler, ısınma ile ilgili sorunlarını şöyle anlatıyor:
– Soba yakarız. Soba sadece manzara, kendini ısıtmaz. Naylon, çalı çırpı yakarız. Odunumuz yok.
– Bazılarımız soba kullanıyor, bazılarımızda o da yok. Battaniyelerle oturuyoruz.
– Sobada da ne bulursak yakıyoruz. Geceleri naylon yakıyoruz ama ölme aşamasına geliyoruz. Nefes alamıyoruz. Yaktığımız ısıtmıyor.

TEMEL BESİN MADDELERİ EKMEK, BULGUR
Tarım işçileri yemeklerini sobada veya piknik tüpünde yapıyor. Mutfak malzemeleri çok kısıtlı. Her gün yemek pişirilmiyor, temel besin kaynakları ekmek, patates, bulgur, pirinç, makarna, fasulye ve mercimek. Bazen çorbalık tavuk parçaları nadiren kırmızı et tüketiyorlar.
İşçiler, pazardan bulduklarından yemek yapıyorlar. Bir işçi bu durumu, “Çocuklar bazen aç uyuyor, başka şey düşünecek halimiz yok” diye anlatıyor.

İŞÇİLERE YÖNELİK AYRIMCILIK
Suriyeli işçilerin en büyük korkusu ülkelerine geri gönderilmek. Bu nedenle olabildiğince komşuluk ilişkilerinden kaçınıyorlar. Bir Suriyeli bu durumu “Hiç kimseye bir şey yapmıyoruz. Sessiz kalıyoruz. O yüzden bir şey, sorun-bela olmuyor” diye anlatıyor.
Bir görüşmeci başına geleni şöyle anlatıyor:
“Geçen gün tarlada çalışırken, tarlada yere gömülmüş bir demir parçası vardı. Çıkaramadım. Siz hayvansınız, çıkarırsın dediler. Zoruma gitti. Bunu değiştirememek çok zor. Nasıl olur, yolunu bilmiyoruz.”

SOSYAL YARDIMLAR
Rapora göre uygulanan en yaygın yardım programı Kızılay tarafından sağlanıyor. Ancak bu yardıma erişimin bazı şartları bazı işçiler tarafından sağlanamıyor. Şartları sağlayanlara ise aylık 120 TL veriliyor. Kalkınma Atölyesi, “Bu miktar ile örneğin iki yetişkin ve beş çocuklu bir aileye verilecek yardımın toplamı, bu ailenin açlık sınırından çıkmasına dahi yeter miktarda değildir” değerlendirmesini yapıyor.