İnsan Hakları İzleme Örgütü’nden Yıldırım’a destek

0
98

İnsan Hakları İzleme Örgütü Türkiye Raportörü Emma Sinclair Web’den Anayasa Mahkemesi üyesi Engin Yıldırım’a destek açıklaması: Anayasa Mahkemesi üyeleri ve üye Engin Yıldırım’ın arkasındayız.

Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğüne yönelik baskılar artıyor. Geçen hafta basına yönelik engellemeleri raporlaştırmak ve muhataplarıyla görüşmek üzere uluslararası basın ve insan hakları örgütleri Türkiye’ye bir ziyaret gerçekleştirdi.

ARTICLE 19, Avrupalı Gazeteciler Derneği (AEJ), Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi (ECPMF), Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ), İnsan Hakları Gözlem Örgütü (HRW), Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), Osservatorio Balcani Caucaso Transeuropa (OBCT), Uluslararası PEN, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Güneydoğu Avrupa Medya Organizasyonu’nun (SEEMO) yer aldığı 11 örgüt, gazeteciler, Adalet Bakanlığı, Anayasa Mahkemesi, RTÜK başta olmak üzere bazı görüşmeler yaptı.

Ziyaretin detayları bugün gerçekleştirilen basın toplantısında paylaşıldı. Online toplantıya Uluslararası Basın Enstitüsü’nden (IPI) Renan Akyavaş ve Scott Griffen, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi’nden (ECPMF) Laurens Hueting ile Article 19’dan Sarah Clarke katıldı.

Uluslararası Basın Enstitüsü Türkiye Program Koordinatörü Renan Akyavaş, Türkiye ziyaretinin 11 uluslararası basın özgürlüğü ve hak gruplarıyla birlikte gerçekleştiğini söyledi. Dört günlük ziyarette, Türkiye’nin basın özgürlüğü krizi, devletin medya üzerinde artan hakimiyeti, kamuya bağlı düzenleyici kurumların bağımsızlığını yitirmesi ve sosyal medya kanunu konularında yetkililerle toplantılar düzenlediklerini anlatan Akyavaş, şunları söyledi:

“Delegasyon ayrıca gazetecilere yönelik tutuklama ve yargılamaların yanı sıra habercilerin can güvenliği ve yargı bağımsızlığına ilişkin endişelerini de dile getirme fırsatı buldu. İstanbul ve Ankara’da gazeteciler, sivil toplum örgütleri, milletvekilleri, Anayasa Mahkemesi ve Adalet Bakanlığı yetkilileri ile görüştü. Bu yıl ki tehditlere, Covid-19 salgını nedeniyle Hükümetin haber yapan gazetecilere yönelik gözaltı işlemleri de eklendi.

CAN DÜNDAR KARARI

En öncelikli ve önemli konular, tutuklanan gazeteciler ve can güvenliğine yönelik tehditlerdi. Türkiye’de çok sayıda gazeteci ya hapishanede ya da yargılanıyor. Kamu makamları temel hakları garantiye almadığı bir yargı sistemini araç olarak kullanmaya devam ediyor. Bu ay içinde bir yerel mahkemenin Can Dündar’ı ‘kaçak’ ilan edilerek, mal varlığına el konulmasına karar vermesi dikkat çekiciydi. Bu, gazetecilere yönelik yeni bir saldırı biçimiydi. 2016’dan bu yana değişmeyen sistem, siyasal iradenin bu pratiği sonlandırma niyetinden yoksun olması nedeniyle oldukça rahatsız edici bir tablo çiziyor.”

Akyavaş heyet üyelerinin Ankara’da Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı’nda yaptıkları toplantıda yetkililerden özellikle yerellerde artış gösteren gazetecilere yönelik müdahalelerin etkili şekilde soruşturulması ve sorumluların yargı önüne çıkarılmasını talep ettiğini de bildirdi.

RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu da Hükümetin basına yönelik baskılarını daha da genişleterek, sosyal medyada sansürü arttıran yeni bir düzenleme çıkardığını anımsattı.

ÖNDEROĞLU: AYM ÖNEMLİ BİR GÜVENCEDİR

Önderoğlu, delegasyonun Anayasa Mahkemesi ve Adalet Bakanlığı ile görüştüğü gün iktidarın, AYM’nin ülkenin başkanlık sistemine uygun olarak yeniden yapılandırılmasına sıcak baktığını açıkladığına dikkat çekti. Önderoğlu, “MHP’nin ortaya koyduğu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından desteklenen bu öneri, karar alma sürecindeki gecikmelere ve zaman zaman alt mahkemelerin AYM’nin kararlarını uygulamadaki başarısızlıklara rağmen basın özgürlüğü gibi anayasadaki temel hakların korunması için önemli bir güvence olan AYM’nin bağımsızlığını ortadan kaldırmakla açıkça tehdit etmektedir. Türkiye’de yargı bağımsızlığındaki eksiklik ve yargının hükümetçe basın üzerinde baskı yaratmak için bir araç olarak kullanıldığı düşünüldüğünde, mesele oldukça kritiktir” diye konuştu.

Anayasa Mahkemesi ile görüşmede, internet sansürü konusunda basın özgürlüğü ile ilgili dosyaların öncelikle görüşülmesinin istendiğini de dile getiren Önderoğlu, “Mahkeme, alt mahkemelerle ilgili sorunu çözmek için emsal teşkil edebilecek pilot davalar belirlemeye davet edildi. Delegasyon, Anayasa Mahkemesi’nden, ceza kanunundaki ‘hakaret’ düzenlemesine ilişkin ifade özgürlüğü hakkı bakımından açık ve net bir karar vermesini istedi” dedi.

SOSYAL MEDYA DÜZENLEMESİ

Delegasyonun, Adalet Bakanlığı ile yaptığı görüşmede, 1 Ekim’de yürürlüğe giren ve internette sansürünün daha da artmasının yolunu açan sosyal medya yasasına yönelik eleştirilerini yinelediğini de ifade edin Önderoğlu,  şunları ifade etti: “Ana akım medyanın hükümete yakın şirketlerce devralınmasının ardından sosyal medya platformları ve çevrimiçi haber siteleri, Türkiye’de eleştirel gazeteciliğin uygulanabildiği son mecralardan biridir. Hükümet, sosyal medya düzenlemesinin bazı Batı ülkelerinde benzer yasalara dayandığını iddia etse de Türkiye mahkemeleri ve devlet kurumları, yasanın kötüye kullanılmasını önlemek için gerekli bağımsızlıktan yoksundur. Bu nedenle düzenleme, bu sorunlu uygulama altında, internet ortamındaki eleştirileri susturmak için yeni bir araç olarak işlev görebilir.”

ANAYASA MAHKEMESİ İLE DAYANIŞMA MESAJI

Basın toplantısında sorular üzerine Anayasa Mahkemesi ile yapılan görüşmeler de ele alındı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Türkiye Raportörü Emma Sinclair Web, şunları söyledi:

“Anayasa Mahkemesi ile toplantı yapıcı geçti. Şu an Mahkeme’ye ilişin baskılar göz önüne alındığında çok önemli bir toplantıydı. Bizim asıl amacımız bu toplantıların yapıcı olmasıydı. Yıllar boyunca yaptığımız çalışmaların sonuçlarını paylaşmak istedik, sadece şikayet etmeye gitmedik. Yapıcı çıkarımlar elde etmek istedik. Bu anlamda Anayasa Mahkemesi ile görüşmelerimiz yapıcı geçti, bizi dinlemeye hazır olduklarını gördük. Genel sekreter ve baş raportörler hazırlıklıydı, eleştiriye açıktı, daha önce aldıkları kararları bizlerle paylaştılar.

Misyon üyeleri ve İnsan Hakları İzleme Örgütü olarak bütün baskılara karşı Anayasa Mahkemesi’nin yanındayız. Özellikle basın özgürlüğünü savunan önemli üyelerden Engin Yıldırım’ın da arkasındayız.”