HDP: Pandemi süreci yoksullaşmayı getirdi

0
114

HDP’nin hazırladığı ‘Pandemi Dönemi Emek Raporu’na göre, Türkiye’de halihazırdaki ekonomik kriz, salgın krizi ile birlikte daha da derinleşti ve kriz koşulları işsizliği, hane gelirinde düşüşü ve yoksullaşmayı da beraberinde getirdi.

HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan, TBMM’de partisinin pandemi döneminde emek alanındaki sorunlar ve yaşanan hak ihlallerine ilişkin hazırladığı raporu açıkladı. Raporda, “Sağlık Emekçileri”, “Mevsimlik Tarım İşçileri”, “Market İşçileri”, “Çocuk İşçiler”, “Mülteci İşçiler”, “PTT ve Kargo İşçileri”, “Sanayi, İnşaat, Maden ve Tekstil İşçileri”, “Müzisyenler”, “Turizm Emekçileri”, “İşçi Sağlığı ve Güvenliği” başlıklarıyla emekçilerin sorunları ele alındı.

Raporda, korona virüsün bulaşırken etnik köken, din, sınıf, statü ayrımı yapmadığı; ancak korunmak için kendini izole edebilmek, hastalık tanısının konulabilmesi (teste erişim), hastalık sonrası sağlık hizmetlerine erişimin tüm dünyadaki yoksul çoğunluk için imkansız olduğu anımsatıldı. AKP döneminde işçi, memur, esnaf yani emeğini sunan herkesin yoksullaştığı vurgulanarak, “Pandemi süreci, esnek ve güvencesiz çalışma biçimini daha da yaygınlaştırarak hızlandırdı. Türkiye’de halihazırdaki ekonomik kriz, salgın krizi ile birlikte daha da derinleşti ve kriz koşulları işsizliği, hane gelirinde düşüşü ve yoksullaşmayı da beraberinde getirdi” denildi.

SAĞLIK EMEKÇİLERİ

Türkiye’de piyasa koşullarına terk edilen, yandaş şirketlere peşkeş çekilen sağlık sisteminin, salgın karşısında yetersiz kaldığı vurgulanan raporda, sağlık alanında faaliyet yürüten emek ve meslek örgütlerinin Sağlık Bakanlığı’nın salgına dair açıkladığı verilerin gerçeği yansıtmadığına dair defalarca açıklama yaptığı ve uyarıda bulunduğu kaydedildi. 8 binden fazla sağlık emekçisine Covid-19 pozitif tanı konduğu öngörüsünde bulunulduğuna dikkat çekilen raporda, şu ifadeler yer aldı:

“Salgına yakalanan sağlık emekçilerinin salgının meslek hastalığı kapsamında değerlendirilmesi talebi kabul edilmedi. Sağlık emekçileri pandemi döneminde hiç olmadıkları kadar büyük bir iş yükü ve enfeksiyon riski altında çalışmaktadırlar. Bu nedenle sağlık emekçilerini korumadan salgınla mücadele edilemez ve toplum sağlığı da korunamaz.”

MEVSİMLİK TARIM İŞÇİLERİ VE ÇOCUK İŞÇİLER

Mevsimlik tarım işçilerinin yüzde 70’e yakınının Kürt emekçilerden ve Ortadoğu’daki savaşlardan kaçıp gelenlerden oluştuğu belirtilen raporda, bu işçilerin ucuz iş gücü olarak, kimlik sömürüsüyle birlikte derin bir emek sömürüsüne de maruz kaldıkları aktarıldı. Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) göre, 5 milyon tarım işçisi olduğu bildirilen raporda, şöyle denildi:

“Mevsimlik tarım işçi aileleri ve bu sektörde çalışan çocuk işçiler salgın sürecinde de adeta virüs ile baş başa bırakılarak kaderlerine terk edildiler ve yoksulluk ile virüs arasında sıkışıp kaldılar. Büyük çoğunlukla; tuvalet, banyo, hijyen, elektrik/ temiz su, izolasyon, sağlık hizmeti, çocuk bakımı gibi daha çok barınmaya ilişkin ihtiyaçlarının yeteri kadar karşılanamadığı hala çözüm bekleyen sorunlar olarak karşımıza çıkıyor. Bu sorunlar insan yaşamının mevzubahis olduğu pandemi koşullarında normal süreçlerde olduğundan çok daha büyük bir tehlike arz ediyor. Salgına yakalanmaları durumda karantinada kalabilecekleri bir alan da yok. Çoğunlukla da karantina uygulanmıyor.”

Çocuk işçiliğinin yüzde 70’inin bu alanda konumlanmış olduğu vurgulanan raporda, “Eğer gerekli önlemler alınmazsa hali hazırda son derece sağlıksız çalışma ve barınma koşulları salgın nedeniyle daha fazla çocuğun yaşamdan kopmasına neden olacak” ifadeleri kullanıldı.

MÜLTECİ İŞÇİLER

Raporda, korona virüs salgınına karşı en korumasız ve kırılgan kitlenin dünyanın çeşitli ülkelerinde bulunan mülteciler olduğu bildirildi. Çalışma izni alamayan, düzenli geliri olmayan, üstelik zorunlu göçün yol açtığı birçok fiziksel ve psikolojik sağlık sorunu yaşayan yüzbinlerce kişinin, korona virüsle mücadelede daha ağır koşullar ve risklerle karşı karşıya kaldıkları belirtilen raporda, şu ifadelere yer verildi:

“Bugün ekonomiye ilişkin yaşanan pek çok sorunun kaynağı olarak gösterilen Suriyeli mülteciler en düşük ücrete en ağır işlerde çalıştırılıyor. Türkiye’de 1,4 milyon civarında mülteci işçi çalışıyor. Yevmiye usulü, güvencesiz ve sağlıksız koşullarda çalışmak zorunda kalan mülteciler, korona virüs salgını süreci içerisinde en riskli gruplar arasında yer almaktadır. Evlerde kalabalık bir nüfus ile yaşamak zorunda da kalan mülteciler için sağlık sisteminin işlememesi, hızlı bir şekilde yayılan korona virüs salgını karşısında mülteciler için çok büyük bir tehlike arz etmektedir.”

MARKET İŞÇİLERİ

Market işçilerinin, diğer sektörlerden farklı olarak hem birbirleri hem de markete gelen müşterilerle fiziki temasın yoğun olduğu ortamlarda çalıştıkları dile getirilen raporda, “Siyasi iktidarın emekçilerin çalışma koşullarını salgına elverişli hale getirmeye ilişkin doğru düzgün bir düzenleme yapmaması, muhalefetin önerilerine kulağını tıkaması emekçilerin çalışma koşullarını, gözünü kar hırsı bürümüş patronların insafına bırakması işçileri isyan noktasına getirdi. Bu insanlık dışı çalışma koşullarına itiraz eden işçiler gözaltına alındı ya da işten çıkarıldı” denildi.

PTT VE KARGO İŞÇİLERİ

PTT ve kargo şirketleri önündeki kalabalık insan görüntülerinin, salgına davetiye çıkardığı hatırlatılan raporda, PTT ve kargo şirketlerinde çalışan işçilere ücretli izin verilmediği gibi, koruyucu maske ve eldiven temini de yapılmadığı kaydedildi. Risk grubunda yer alan PTT ve kargo emekçilerinin sağlık taramasından geçirilmesi gerektiğine dikkat çekilen raporda, “Tüm PTT şubeleri tamamen kapatılmalı, yalnızca merkezlerden işlem yapılmalı, ancak merkezlerde yapılacak işlemlerde sosyal mesafenin korunması ve Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı diğer kuralların uygulanmasında azami özen gösterilmelidir. Kargo şirketlerinin iş yükünü azaltmak adına zaruri olmayan ürünlerin ulaştırılması konusunda kısıtlamaya gitmelidir” denildi.

SANAYİ, İNŞAAT, MADEN VE TEKSTİL İŞÇİLERİ

Raporda, birçok şirketin beyaz yakalı çalışanlarının evden çalışması kararı aldığı; ancak fabrikalarda, madenlerde, inşaatlarda ya da küçük atölyelerde çalışan işçilerin işyerlerine gitmeye devam ettiği aktarıldı. İşçilerin, işçi sağlığı ve güvenliğine dair önlemlerin son derece kısıtlı olduğu kalabalık ortamlarda salgının doğrudan hedefinde olduklarına işaret edilen raporda, “AKP hükümeti sadece sermayeyi koruyan önlemler almış işçilerin ücretsiz izin, işsizlik maaşı, salgına karşı gerekli mekansal önlemler ve tıbbi malzeme taleplerine dair tek bir adım atmamıştır” ifadeleri kullanıldı.

MÜZİSYENLER

Salgından etkilenerek işsiz kalan ve yoksullaşan kesimlerden birinin de müzik emekçileri olduğu bildirilen raporda, şöyle denildi:

“Konser ve kültürel-sanatsal etkinlik yasakları devreye girince müzisyenlerin işyerlerindeki çalışmaları durma noktasına geldi. Parlamentonun yevmiye ile çalışan müzik emekçilerinin sosyal haklarını düzenleyen çalışmalara bir an evvel başlaması gerekiyor.”

TURİZM EMEKÇİLERİ

Raporda, pandemi dönemini işsiz ve hiçbir destek almadan geçiren turizm işçilerinin de salgın sürecinin en ağır sonuçlarını yaşayan kesimlerden biri olduğu belirtildi. Turizmle ilişkili binlerce esnafın aylarca dükkanını açamazken, on binlerce turizm emekçisinin de işsiz kaldığı dile getirilen raporda, çoğunlukla güvencesiz düşük ücretle sezonluk çalışmakta olan turizm işçilerinin kısa çalışma ödeneğinden ve işsizlik fonundan yararlanamadıkları kaydedildi.

İŞÇİ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ

Raporda, devlet ve sermaye işbirliğinin sonucu zorunlu olmayan üretimin devam ettirildiği, işçi sağlığı ve güvenliğinin sağlanmadığı koşullarda işçilerin yaşam mücadelesi verdiğine dikkat çekilerek, şu önerilerde bulunuldu:

“-Özellikle metropollerde, işten ayrılmak zorunda kalan veya işten çıkarılan tüm işçilerin 14 gün karantinada kalabileceği bir karantina merkezi oluşturulmalıdır. Karantina süresini sağlıklı bir şekilde tamamlayan işçiler dezenfekte edilmiş araçlarla yaşadıkları bölgelere dönüşü sağlanmalıdır.

-Tarihin en büyük işsizlik oranıyla karşı karşıya kaldığımız bu süreçte işsiz kalan emekçiler işsizlik fonundan faydalanamıyor. İşsizlik fonu adı üstünde işvereninin değil, işsiz kalan emekçilerindir. Bu kapsamda gasp edilen fon kaynakları acilen nakit ve likit hale getirilmeli, Covid-19 ile mücadele döneminde sırf işçiler fondan yararlanamasın diye konulan kriterler kolaylaştırılmalı. Bir ön koşul aranmadan işsiz kalan her işçiye işsizlik ödeneği ödenmelidir.

-Zorunlu olmayan üretim alanları üretimi durdurmalı ve devlet işsiz kalan tüm emekçilere salgın süresince barınma, beslenme ve diğer temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bir bütçe oluşturmalıdır.

-Üretimin zorunlu olduğu alanlarda işçilere düzenli olarak sağlık taramaları artırılarak yapılmalı, işyerlerinin çalışma organizasyonu salgında hijyen kuralına göre düzenlenmelidir.”