Torba Yasanın Şifresi: 28. Madde

0
277

İktidarın bir anda TBMM’ne getirdiği ve Plan ve Bütçe Komisyonu gündemindeki Torba Yasanın maddeleri görüşülmeye başlandı. İktidar, sosyal tarafların görüşüne başvurmadan, sendikalardan görüş almadan getirdiği teklifle ilgili Meclis’te de muhalefetten gelen ne bir itirazı ne de bir eleştiriyi dikkate aldı. Meclis süreci iktidar açısından bir kez daha “sıkıcı bir prosedürün tamamlanması” olarak yürüyor.

Yasa teklifi ise gelinen noktada iktidarın “özgüvenini” göstermesi bakımından da çarpıcı. Teklif, yıllara sari bir birikim ve mücadeleyle kısmi de olsa kazanılmış olan emek haklarını yerle bir ediyor, yıkıp geçiyor. İktidar doğrudan yapamadığını arkadan dolanarak, koruyucu duvarlarda büyük gedikler açarak yapıyor.

EMEĞİ İLE GEÇİNENLERİ YOK SAYMA

43 maddelik teklifin içeriği şöyle özetlenebilir: işverenler için çok sayıda destek ve teşvik, ama emeğiyle geçinenler için ayrımcılık ve yeni hak kayıpları… Güvencesizliğin daha da derinleştirilmesi, yaşa dayalı ayrımcı, hakları yok edilmiş yeni bir alt işçi topluluğu yaratma, işçinin işsizlik sigorta fonundaki parasını, işverene daha da fazla kullandırma, işverenin kurumlar vergisini 5 puan indirirken, işçinin gelir vergisinin aynen korunması… Yani işverene hayatı kolaylaştırırken, emeğiyle geçinenleri yok sayan bir dizi düzenleme…

Teklifteki işçi aleyhine en önemli düzenlemelerden biri, tartışmasız 28. Madde… Madde yasa teklifinin bütününe dair şifreleri çözmekte de kilit önemde. İktidar, 18 yıldır deneyip vazgeçmek zorunda kaldığı Kıdem Tazminatı sistemini kaldırma, hiç olmazsa “çeki düzen verme” girişimini bu kez arka yoldan gerçekleştirecek.

KIDEM TAZMİNATI ARKADAN DOLANARAK KALDIRILIYOR

Teklifin 28. maddesi, İş Kanunu’ndaki işçinin ihbar tazminatı, kıdem tazminatı ve iş güvencesini koruyan maddesini değiştiriyor. Bu madde belirli süreli iş sözleşmesinin, esaslı bir neden olmadıkça birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamayacağını aksi takdirde iş sözleşmesinin baştan itibaren belirsiz süreli iş sözleşmesi olarak kabul edileceğini düzenleyen madde.

Mevcut durumda yasa ne diyor? Normalde işçiyle bir sözleşme yaparsın o imzadan itibaren sen işçiyi haklı bir nedenle işten çıkarana kadar ya da işyerini kapatana kadar ya da işçi işten ayrılana kadar işçinin hakları birikir. Bu durumlarda da işçiye haklarını ödersin. Ama öyle istisnai durumlar olabilir ki, işletmenin normal faaliyetine dâhil olmayan veya sürekli devam eden olağan durumun dışında bir olgu ortaya çıkabilir ve bu nedenle geçici işgücüne ihtiyaç duyabilirsin. Örneğin hastalık, hamilelik, askerlik veya herhangi başka bir durum nedeniyle izinli olan ya da iş akdi askıya alınan işçinin yerine “bir süre için” başka bir işçiyle belirli süreli sözleşme yapar çalışırsın.  Mesela 3 ay, 6 ay, 8 ay 3 hafta… Ama buna gerek duymana neden olan “olgu” ikna edici olacak.

MİLYONLAR İŞGÜVENCESİZ ÇALIŞTIRILACAK

Değişiklik ne getiriyor? 25 yaş altı ve 50 yaş üstü işçiler için bu hak içermeyen “belirli süreli sözleşmeleri” koşulsuz olarak yapabilirsin diyor. Bunun öncelikle çok kritik iki sonucu var: Bu tür sözleşmeyle işe alınanlar, iş güvencesine ilişkin hükümlerinden yararlanamayacaklar. Ayrıca sözleşmeleri süre bitimi nedeniyle sona erdiğinde kıdem ve ihbar tazminatı alamayacaklar.

18-25 yaş arasındaki 8 milyonu ve 50 yaş üstü 12 milyonu aşkın nüfus bugün itibariyle bu potaya girecek durumda. Bugün girmeyen bir çoğunluk da yarın öbür gün girecek. Teklif bu haliyle yasalaşırsa işverenler iş güvencesi hükümlerine tabi olmadan, kıdem ihbar tazminatı ödemek zorunda kalmadan 25 yaş altı ile 50 ve daha üstü yaş grubundaki işçileri çalıştırma olanağı elde edecekler. Böyle bir olanak varken, neden iş güvencesi, kıdem ve ihbar tazminatı yükümlülüğü üsteleneceği işçileri çalıştırsın ki… Milyonlar içinse hakları gaspedilmiş, devasa işsizlik karşısında hak hukuk soramadan bulduğu işte çalışmak zorunda kalacağı bir düzen anlamına geliyor.

Sendikaların “kırmızı çizgimiz” dediği Kıdem Tazminatı sisteminde büyük bir gedik açılırken, Sosyal Devlet, hukuk düzeni ve çalışma barışı açısındansa bir felaket yaşanacak.

İŞSİZLİK FONU BİR KEZ DAHA PATRONLARA AKITILACAK

Yasalara göre suç olmasına rağmen, kayıtdışı işçi çalıştıranı hem affeden hem de cezasızlık ve mali desteklerle ödüllendiren düzenleme ile İşsizlik Sigorta Fonu’nda biriken parayı bir kez daha işveren için kullanmayı sağlayacak düzenlemeyi tartışmaya sıra gelmiyor. Ya da yeni istihdam yaratsın, işsizlik azalsın gerekçesiyle işverene son bir kaç yılda verilen milyarlarca liranın hiç istihdam yaratmadığı gibi, istihdamın daha da azaldığı bu destek/teşvik yöntemini konuşmaya… Emeğiyle geçinenlerin elinden alınan tüm haklara rağmen, yaratılan yoksuluğa rağmen, bir türlü mutlu edilemeyen, yetinemeyen iktidar-sermaye ortaklığının kara deliğe dönüşen Hazine maliyetini…

Siz bu satırları okurken büyük ihtimal bu düzenlemelerin hepsi Komisyondan geçmiş olacak. Çünkü ne aksi duruma yanaşacak bir iktidar ne de bunu engelleyebilme iradesine sahip bir muhalefet var.

Burada bir kez daha yoksulluk, umutsuzluk, geleceksizlik var.

Ama öte yandan bunun farkında olan, emeğiyle geçinen milyonlar var.