TTB’den ‘hızlı değerlendirme’ deprem raporu: Covid’li hastaların takibi aksıyor, görev almaya hazırız

0
120
İzmir Tabip Odası Genel Sekreteri Nuri Seha Yüksel’in eşi Burcu Yüksel ile çocukları Dila ve Ilgaz enkaz altında kalarak hayatını kaybetti.

İzmir’de meydana gelen ve 83 can kaybına, 1000 civarında kişinin yaralanmasına yol açan depremin üzerinden dört gün geçti. Türk Tabipleri Birliği (TTB) Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İzmir Şubesi ile bölgede yaptığı incelemede, bölgede Covid-19 hastalarının takibinin aksadığı, en çok sağlıkçıların etkilendiği ve mevcut sağlıkçıların yerine yeni görevlendirmeler yapılması gerektiğini raporlaştırdı. TTB, gerekirse görev almaya hazır olduklarını da bildirdi.

Depremin hemen ardından bölgeye giden ve SES İzmir Şubesi ile birlikte yaptıkları yerinde incelemeleri “Hızlı Değerlendirme Raporu” ile kamuoyuna duyuran TTB, yıkılan ve hazar gören binaların en çok İzmir’in Bayraklı bölgesinde olduğunu, sağlıkçıların da en çok burada bulunduğunu  bildirdi. Raporda, bölgede sağlık çalışanlarının yoğun olarak ikamet ettiği, şu ana kadar bir tabip, bir diş hekimi, bir anestezi teknikeri ve bir hemşire ile sağlık çalışanlarının birinci derece yakını 9 kişinin hayatını kaybettiği aktarıldı. Rapora göre halen 3 diş hekimi ve 1 sağlık teknisyeni enkaz altında.

Seferihisar merkezli İzmir depreminin hemen ardından bölgeye bir ekip gönderen TTB, SES İzmir Şubesi ile yerinde yaptığı araştırma ve incelemenin sonucunu, “Hızlı Değerlendirme Raporu” olarak açıkladı.

Raporda, “İzmir’e ulaşıldığında yıkılan ve hasar gören binaların Bayraklı bölgesinde yoğunlaşmış olduğu görülmüştür. Yıkılan binaların İzmir’de belli bir bölgede olması bina denetimlerinin olmadığının izlerini taşımaktadır” denildi.

DENETİMSİZLİĞİN GÖSTERGESİ

Binalarda kullanılan uygunsuz inşaat malzemeleri ve taşıyıcı kolonlarına verilen hasarların denetimsizliğin göstergesi olduğu vurgulanan raporda,  “İmar barışı/affı vs. siyasal uygulamaların bilime ve doğaya aykırı olduğunu İzmir depreminde ne yazık ki çok acı şekilde bir kez daha karşımıza çıkmıştır. Yıkılan binalara ulaşım deprem anında yaşanan en büyük sorunlardan biri olmuştur. Binaların yapımı, denetimindeki yanlışlar ve nüfusa uygun olmayan ulaşım planları yaşanan ölüm ve yaralanmaların da birincil nedenleridir. Yaşanan son deprem çarpık kentleşmenin toplum katılımı ve denetimiyle hızla ele alınması gerekliliğini bir kez daha ortaya koymuştur” denildi.

1 Kasım 2020 Pazar günü saat 22.00’a kadar yapılan incelemeler sonucunda TTB ekibi tarafından yapılan tespitler ve öneriler raporda şöyle yer aldı:

SAĞLIKÇIKLARIN İKAMETLERİ VE SAĞLIK KURULUŞLARININ YOĞUN OLDUĞU BÖLGE

1 Kasım itibariyle, can kaybının 73, yaralı sayısının ise yaklaşık 1000 kişi olduğu vurgulanan rapora göre; Depremin yaşandığı bölgede sağlık çalışanları yoğun olarak ikamet etmektedir. Bu nedenle sağlık çalışanı ve yakınlarından da çok sayıda yurttaş yaşamını yitirmiş ya da yaralanmıştır. Şu ana kadar bir tabip, bir diş hekimi, bir anestezi teknikeri ve bir hemşirenin hayatını kaybettiği teyit edilebilmiştir. Yine sağlık çalışanlarının birinci derece yakınlarından 9 kişi hayatını kaybetmiştir. Halen 3 diş hekimi ve 1 sağlık teknisyeni enkaz altındatır:”

Raporda ayrıca şu tespitlere de yer verildi:

  • Depremin yaşandığı bölgede çeşitli klinik, ASM, ilçe sağlık müdürlükleri de bulunmaktadır ve hepsi az ya da çok hasar görmüştür.
  • Çevre illerden çok sayıda AFAD, UMKE ve sağlık ekibi bölgede çalışmaktadır. Herhangi bir hekim ya da sağlık çalışanına gereksinim olmadığı belirtilmiştir.

‘PANDEMİ DEPREM BÖLGESİNDE SAĞLIK ÇALIŞMALARINI  ZORLAŞTIRDI’

  • Yaşanılan travmanın bölgedeki sağlık çalışanlarını da etkilediği göz önüne alınarak yerlerini alabilecek ve/veya destek olacak sağlık çalışanları görevlendirilmelidir. Gerektiğinde TTB bu konuda görev almaya hazırdır.
  • Covid-19 pandemisi nedeniyle deprem bölgesinde sağlık çalışmaları daha da zorlaşmıştır. Kurtarma alanlarında ve yaralı transportlarında fiziksel mesafe, maske ve hijyen kuralları gibi önlemler aksamaktadır. Bölgede sürekli ve yaygın testler acilen yoğun şekilde planlanmalı ve yapılmalıdır. Maske, hijyen malzemesi, koruyucu ekipmanların ücretsiz ulaşılabilir ve yeterli olması için her türlü önlem alınmalıdır.
  • Deprem öncesi Covid-19 tanısı almış hastaların takibi aksamaktadır. Hasar görmüş ASM ve TSM binalarına giriş yapılamamakta, takipli Covid-19 hastalarında sorun yaşanmaktadır. Koruyucu sağlık hizmetleri için öncelikli olmak üzere sağlık çalışanı takviyesi gereklidir. Depremzede sağlık çalışanlarının mağduriyetleri görmezden gelinerek sağlık hizmetlerini sunmaları beklenemez.

‘BÖLGEDE TÜM YURTTAŞLARA İNFLUENZA AŞISI  YAPILMALI’

  • Hastanelerde takip edilmekte olan Covid-19 tanılı hastaların panik anında servislerden dışarı çıktıkları bildirilmiştir. Tüm sağlık kurumlarındaki sağlık çalışanlarına hızla Covid-19 testi yapılmalıdır.
  • Bölgede yeni salgınların önüne geçilmesi için isteyen tüm yurttaşlara İnfluenza aşısı da yapılmalıdır.

YEŞİL ALANLARIN GEREKLİLİĞİ

  • Kentleşmede yeşil alanların gerekliliği yaşanılan depremde bir kez daha kendisini göstermiştir.
  • İzmir’de yaklaşık 20 alanda çadırlar kurulmuş ve bu alanların en büyüğü Aşık Veysel Rekreasyon Merkezi’ndedir. Özellikle Aşık Veysel Rekreasyon Merkezi’ndeki çadır kent siyasi temsilciler tarafından yoğun şekilde ziyaret edilmekte ve salgında fiziksel mesafe kurallarına uyulmamaktadır. Bu durum çadır kentte yaşayan depremzedeler için ek risk oluşturmaktadır. Bu bölgenin bir ziyaret alanı değil yaşam alanı olduğu unutulmamalıdır. Çadır alanlarının bir kısmının girişinde HES kodu sorgulanırken bir kısmında sorgulanmamaktadır.
  • Kurulmuş olan çadırlarda yağmur arklarının olmadığı görülmüştür. Çadırlar yağmur için uygun kurulmamıştır. Özellikle tabanları soğuk ve yağmur için uygun değildir. İlerleyen günlerin daha da soğuk ve yağışlı olacağı unutulmamalıdır. Çadır kentte duş alma imkânı yoktur.
  • Yardım toplama ve dağıtma merkezleri de fiziksel mesafe kuralları için uygun değildir.

‘GIDA YARDIMLARI HASTALIK RİSKLERİ TAŞIYOR’

  • Çeşitli derneklerin stantlar açtığı kendinden menkul gıda ve yardım malzemesi dağıttığı görülmüştür. Bu durum başta Covid-19 olmak üzere birçok hastalık için risk barındırmaktadır.
  • Depremle ilgili toplum bilinçlendirme çalışmalarının; deprem öncesi, anı ve sonrası yapılacaklara ilişkin eylem planlarının etkin biçimde hazır olmadığı, görece daha dar bir bölgede yaşanmış son depremde de ne yazık ki bir kez daha görülmüştür.