TTB: ‘Süreç çok vahim, ihtiyaçlar karşılanarak 28 günlük kapama olmalı’

0
99

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Covid-19 İzleme Grubu’nun Türkiye’de salgının 8. ayına ilişkin raporunda, “ağır hasta ve entübe hasta sayısında  dramatik artışa” dikkat çekildi. Raporda vahim gidişata vurgu yapılarak, çözüm olarak, zorunlu hizmetler dışında, emekçilerin hakları ödenerek 28 günlük tam kapanma önerildi. Bu kapanma ile salgının yüzde 52 oranında durdurulabileceği ifade edildi.

TTB Covid-19 İzleme Grubu, “Covid-19 Pandemisi 8. Ay Değerlendirme Raporu”, online basın toplantısı ile duyuruldu. Toplantının moderatörlüğünü yapan TTB Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur, Covid-19 İzleme Grubu’nun hazırladığı 8. ay raporunda zorunlu üretim dışında işyerlerinin kapanması, toplumsal hareketliliğin azaltılması son olarak da okulların kapatılması önerisinde bulunulduğunu söyledi. Korur, bu önemlerin sosyal devlet ilkesi ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, yalnız güvenlik yöntemleri ile baş edilemeyeceğinin altını çizdi.

‘TURKUAZ TABLO HALA ŞEFFAF DEĞİL’

Raporun sunumunu, TTB Merkez Konseyi ve Covid-19 İzleme Grubu üyesi İbrahim Akkurt yaptı. Raporun ana temasının çalışma yaşamı olduğunu belirten Akkurt, “Pandemiyi iyi yönetmiş olan ülkelerin yanında bizim de içinde olduğumuz dünyanın büyük kısmı maalesef çok sert bir döneme girmiş durumdadır.  Bunun faturasını ise maalesef toplumun emekçileri çekmektedir; birileri kapalı ortamlarda bulunmasın, kalabalıklara karışmasın diye onlar canları pahasına ekonominin çarklarını döndürmeye ‘mahkum’ edilmişlerdir. Bu sabah (11 Kasım) saat 05.00 itibariyle tüm dünyadaki hasta sayısı 51 milyon 805 bin 339 kişidir. Pandemide kaybedilen kişi sayısı da bu sabah itibariyle 1 milyon 279 bin 184 candır” dedi.

AĞUSTOS’TAN İTİBAREN YÜKSELİŞE GEÇEN TABLO

Akkurt’un Türkiye’ye ilişkin, rapora da yansıyan aktarımları şöyle:

“Ülkemizde 8. ayını geride bırakan Covid-19 pandemisi, hızlı yeniden açılmanın etkisiyle tam olarak kontrol altına alınamayan birinci dalganın, Ağustos sonundan itibaren yeniden yükselişe geçtiği bir döneme girmiştir.”

‘TURKUAZ TABLO İLE SAHA ÇELİŞİYOR’

“Dramatik artış vardır. Turkuaz tablonun yansıması ile saha çok ciddi şekilde çelişmektedir. Belirsizlik yaşamaktayız. Günlük test sayısının kaç kişiye yapıldığını bilmiyoruz. Her gün ya da gün aşırı aynı kişiye yapılan testleri de mi kapsıyor. Total test sayımız da fena değil, ama kaç kişiye yapıldığını hala bilmiyoruz. Bunu bilmemiz çok önemli. Çünkü DSÖ ilk günden itibaren ‘çok kişiye test yapın’ dedi. Aynı kişiye sabah akşam test yapın, bunu da test diye kayıtlarınıza alın diye değil. Testi de özellikle sağlık çalışanları başta, risk grubuna öncelikli olarak yapın.

Turkuaz tabloyu incelediğimizde, hasta sayısı gerçekten neyi gösteriyor. O gün için hastaneye yatanların sayısını mı, o gün için testi pozitif olanların sayısını mı, durumu orta derecede olanların sayısını mı? Zatürre oranı yüzde 4 oranında gidiyor. 35 yıllık göğüs hastalıkları uzmanı ve sahada olan biri olarak, Covid-19 tanısı konan kişi akciğerleri etkilenmemişse hastaneye yatmayacağını söyleyebilirim. Acaba hasta sayısı olarak ifade edilen zatürre sayısı mı?”

GÜNLÜK ORTALAMA 23 İLDE 20 BİN KİŞİ

“24 Ekim’de tabip odaları başkan ya da genel sekreterleri ile bir toplantı yaptık. Onlardan aldığımız bilgiye göre, günlük Covid-19 sayısı 23 ilde toplam 20-21 bin arasında. 23 ilde bile 20 binin üzerinde ise bu durum 2’ye mi, 3’e mi katlandı? Ankara 4 binin altına hiç düşmedi. İstanbul 10 binin üzerinde, pik üstüne pik yaptı, gelinen noktada ambulans bulunamıyor. Resmen kaos yaşıyoruz.

Emek dünyası ciddi sıkıntı içinde. 65 yaş üstüne getirilen kısıtlama dalga geçer gibi. En yoğun saatlerde dışarı çıkabilecekler. İşyerlerinde Covid kümelenmelerine yönelik önlem alınmazsa tüm dünyada emekçilerin başa çıkamayacağı bir noktaya gelecektir.

Sadece 65 yaş üzeri için risk değildir. Vazgeçilmez alanlar dışında üretim, emekçilerin ücretli izne çıkarılarak durdurulması, çalışacak işyerlerinde havalandırma başta olmak üzere mühendislik önlemlerinin alınması, temizlik, sosyal mesafe, çalışma süresini sınırlama biçimindeki idari önemlerin uygulanması ve son olarak kişisel koruyucu donanımların sağlanması gerekir.”

İŞYERLERİNDE ALINACAK ÖNLEMLER

İSİG Meclisi raporuna göre Ekim ayında iş cinayetlerinin dörtte birinin Covid -19 olduğunu belirten Akkurt, salgının emekçiler arasında yaygın bir hastalık olduğunu söyledi. “Covid-19 ile beraber tam bir can pazarına dönmüştür” diyen Akkurt, Covid-19’un sağlık emekçileri için meslek hastalığı, diğer işkollarında çalışan işçiler için iş kazası olarak tanınması, kronik hastalığı olan ve belli bir yaşın üzerindeki tüm işçilerin idari-ücretli izne çıkarılması, işten atmaların yasaklanması ve işsizlere tam ücret ödenmesi, çalışma saatlerinin ücret kesintisi olmadan azaltılması, işçilere ücretsiz-yaygın test yapılmasının gerekliliğini dile getirdi.

TTB Covid-19 İzleme Grubu Üyesi Özlem Kurt Azap, İngiltere’de yayınlanan bir makaleye göre hastanede yatanların altıda birinin sağlık çalışanı olduğunu söyledi. Türkiye’de hastanede yatanların ne kadarının sağlık çalışanı olduğunu bilmediklerini belirten Azap, bu verilere gerçekten ihtiyaçları olduğunu söyledi.

Çalışma yaşamındaki sıkıntıların havaların soğuması ile birlikte artacağı uyarısı yapan Azap, “açık pencereler kapanmaya başlandı. Kapalı ortamlarda virüsün bulaş riskinin daha fazla olduğunu belirten Azap, kalabalık çalışma ortamlarının, okulların ayrı bir risk getirdiğinin de altını çizdi. Fransa’da hasta sağlık çalışanlarının bile işe çağrıldığı örneğini vererek, bu durumun, salgının geleceği boyutu öngörmek açısından önemini dile getiren Azap, kış aylarına doğru sıkıntıların daha da artacağı uyarısı yaptı.

TTB Covid-19 İzleme Grubu Üyesi Kayıhan Pala, “TTB 8. ay raporu ile ilk aydan bu yana 7 aydır hem durumu saptamaya çalışıyor, hem sorunları ve çözüm önerilerini toplumla paylaşmaya çalışıyor. Maalesef bunların karşılık bulmadığını görüyoruz. Karşılık bulmadığı müddetçe de pandeminin hasarı daha yüksek oluyor. Türkiye’ye ait hala bilgi sahibi değiliz” dedi. Pala, hala salgının ne durumda olduğunu bilmediklerini, bilgilerin toplumla paylaşılmadığını dile getirdi.

Salgına karşı kapanma konusunda öneri de sunan Pala, kamu-özel vatandaşın katkısı ile bir kapanma olması gerektiğini söyledi. Pala, virüsün kuluçka süresi olan 14 günün iki katı yani 28 gün sürecek bir kapanma önerdiklerini söyledi. Gıda gibi zorunlu üretim yanı sıra tüm işyerlerinin ve okulların kapanması, bu süreçte herkesin ihtiyaçlarının karşılanması ve emekçilerin zarar görmemesi gerektiğini anlatan Pala, “Bilimsel ölçütler ışığında bir kapanma ve ardından yeniden açılma sürecinin yapılmasını kast ediyoruz. Çünkü bu sürecin sağlık kuruluşlarının yanıt veremeyeceği bir noktaya gitmesinden endişeliyiz” dedi.

Son günlerde 65 yaşın üzerindeki vatandaşlara yeniden getirilen kısıtlamalar konusunda ise Pala, bu yaş grubunun hangi şartlarda yaşadığının da hesaba katılarak önlemlerin alınması gerektiğini söyledi.

‘MART VE NİSAN AYINDAN FARKLI BİR TIRMANIŞ VAR’

TTB Covid-19 İzleme Grubu Üyesi Cavit Işık Yavuz da pandeminin Mart-Nisan aylarından farklı bir dinamikle tekrar yükselişe geçtiğini, patlayıcı tarzda yayılmanın Türkiye’ye de yerleştiğini söyledi. Bunu hasta ve ölüm sayılarına bakarak ifade edebildiklerini belirten Yavuz şunları dile getirdi:

“Dün itibariyle 87 insanımızı kaybettik. Bu rakamı 8 Nisan günü görmüştük. 19 Nisan’da en yüksek kaybımızı verdik, 127 insanımızı kaybettik. Günlük ölüm sayılarındaki trende bakarsak birkaç hafta içerisinde, hatta 10 gün içinde bile günlük ölüm sayılarımız 100’ü geçebilir.  O zaman hafta sonu kısıtlamalarını getirmiştik. İlk sokağa çıkma kısıtlaması akla geliyor ama işyerlerinde, toplu taşımada, özellikle toplu bulunulan kapalı mekanlarda kısıtlamalarda çok geç kaldık. Önümüzdeki dönem etkin bir sağlık yönetimi için çok ciddi önlemlerin alınması gerekir. Çünkü Aralık ayını çok zor geçireceğiz gibi görünüyor. Kayıplarımız ve ağır hasta sayılarındaki artış bunun işaretini zaten veriyor.”

‘1 KASIM’DAN BU YANA 807 İNSANIMIZI KAYBETTİK’

“1 Kasım’dan bu yana 807 insanımızı kaybettik” diyen Yavuz, bu gidişle Kasım sonunda ölüm sayısının Nisan ayına yaklaşacağı uyarısı yaptı. Yavuz,  ekonomik ve sosyal desteklerle birlikte kamusal önlemlere, toplum katılımı ile Mart-Nisan ayındaki kadar, hatta daha fazla ihtiyaç olduğunun da altını çizdi. Yavuz; “Bu toplumsal bulaşıcılığı kontrol altına almadığımız sürece hiçbir yerde filyasyon ekibi yetişemez. Onlarda da yorgunluk ve tükenmişlik var. Önlemler alınmadığı sürece sağlık çalışanlarını daha fazla öldürecek, tüketecek, daha fazla bulaşı engelleme konusunda sıkıntı yaratacak bir süreç” uyarısı yaptı.