‘Basın kartın yoksa, yıpranmıyorsun’a tepki yağdı

0
125

Medyanın yüzde 95’ini kendisine bağlayan, kalanını da basın kartı vermeyerek baskı altına almaya çalışan iktidarın, gazetecilerin yıpranma hakkını basın kartı taşıma şartına bağlamakta ısrarı tepkileri de beraberinde getirdi. Basın meslek örgütleri Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararına rağmen, Meclis’ten geçen yasada yıpranma hakkının basın kartı taşıma şartına bağlanmasına tepki gösterdiler.

ÖNCE KALDIRDI, SONRA KISITLADI

AKP iktidarı 2008 yılında 5510 sayılı yasa ile gazetecilerin yıpranma hakkı olarak ifade edilen fiili hizmet zammını ortadan kaldırmıştı. Ancak bir yandan tepkiler, bir yandan da milletvekillerine de yıpranma hakkı verilmesinin önünü açmak isteyen iktidar, 2013 yılında yeni bir düzenlemeyle gazetecilerin yıpranma hakkını iade etti. Milletvekilleri için hiçbir kısıtlama olmadan verilen fiili hizmet zammı, gazeteciler için kayıpları da beraberinde getirdi. 5510 sayılı yasanın 40. maddesi, 16. bendine eklenen bir ifade ile gazetecilerin yıpranma hakkı basın kartı taşıma şartına bağlandı. Daha önceki düzenleme ise Basın Kanunu kapsamında sigortalı olmayı yeterli görüyordu.

Konu, İstanbul 22. İş Mahkemesi’ne götürüldü. Mahkeme, gazetecilerin fiili hizmet zammını düzenleyen 5510 sayılı Kanunun 40. Maddesinin 16. bendinin iptali talebiyle 9 Nisan 2019 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.

ANAYASA MAHKEMESİ YENİ BİR DÜZENLEME İSTEDİ

Anayasa Mahkemesi de 14 Şubat 2020 tarihinde, basın ve gazetecilik mesleğinde çalışanlara ‘yıpranma payı’ getiren düzenlemeyi, “Anayasa’nın 13 ve 60’ıncı maddelerine aykırı” bularak iptal etti.

Anayasa Mahkemesi, “basın kartı verilecek kişilerin nitelikleri ve basın kartının verilmesine ilişkin şartlar yönünden herhangi bir kanuni düzenleme bulunmadığını, konunun yönetmelikle düzenlendiğini, bu haktan sadece basın kartı sahibi kişilerin yararlanabileceğinin öngörülmesiyle sosyal güvenlik hakkına bir sınırlama getirildiği” dolayısıyla eşitlik kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle düzenlemeyi iptal edip, parlamentoya da 14 Kasım 2020 tarihine kadar yeni bir düzenleme için süre verdi.

AKP BASIN KARTI TAŞIMA ŞARTINDA ISRAR ETTİ

AKP’li milletvekillerinin imzasıyla Meclis’e gönderilen ve Meclis Genel Kurulu’nda da yasalaşan düzenleme gazetecilerin yıpranma hakkını da içerdi. Yeni düzenleme; Anayasa Mahkemesi’nın kararına rağmen, gazetecilerin yıpranma hakkını basın kartı şartına bağladı. Bu yasa ile basın kartı verilmeyen, kart başvuruları kabul bile edilmeyen gazetecilerin yıpranma hakkı gaspedilmiş oldu. Ayrıca matbaa çalışanlarının yıpranma hakları da ellerinden alınmış oldu.

Basın meslek örgütleri de yıpranma payının basın kartı taşıma şartına bağlanmasında ısrara tepki gösterdiler.

TGS, ‘HUKUKLA SAVAŞAN BİR MECLİS KABUL EDİLEMEZ’

Yıpranma hakkının yine basın kartı taşıma şartına bağlanmasına tepki gösteren TGS yaptığı açıklamada, “Gazeteciliği karttan ibaret gören anlayış, gazetecilerin taleplerine kulaklarını tıkadı. Anayasa Mahkemesinin verdiği karar dikkate alınmadı. Hukukla savaşan bir Meclis olmaz” dedi.

TGS açıklamasında, iktidarın gazeteciler içerisinde ayrımcılığa neden olacak bir karara imza attığı vurgulandı. Yeni düzenleme ile AYM kararına rağmen yıpranmanın yeniden basın kartı taşıma koşuluna bağlandığı belirtilen açıklamada, sektörün önemli bir bileşeni olan matbaacıların  kapsam dışında tutulduğuna da vurgu yapıldı.

Türkiye’de gazetecilik faaliyeti yürütenlerin yarısından azının basın kartı sahibi olduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Basın kartı gazetecilik mesleği için bir şart, bir zorunluluk değildir. Gazetecilerin tamamı çalışırken yıpranmaktadır” denildi.

TGS açıklamasında şu vurguları yaptı:

“11 saat kamera başında yayın yapan medya çalışanını yıpratan koşullar, cebindeki karta bakmamaktadır. 24 saat deprem bölgesinde, enkaz başında çalışan muhabiri, onun göndereceği haberi gazeteye ya da televizyona aktaran meslektaşımızı yıpratan çalışma koşulları karta bakmamaktadır. Uzun süreli yayınlar nedeniyle baygınlık geçiren televizyoncuyu yıpratan çalışma koşulları karta bakmamaktadır. Savaş bölgesinde canı pahasına halka gerçeği ulaştırmaya çalışan foto muhabirini yıpratan çalışma koşulları karta bakmamaktadır. Milletvekilleri yasa çıkartırken, gece yarılarına kadar bu bilgileri topluma ulaştıran gazeteciyi yıpratan çalışma koşulları karta bakmamaktadır.”

TGC, ‘İKTİDAR YENİ BİR HAK İHLALİ YARATIYOR’

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) de yazılı açıklama yaparak, “iktidarın yeni bir hak ihlali yarattığının” altını çizdi.

TGC’den yapılan açıklamada, iktidarın gazetecilere yönelik hak ihlallerine bir yenisini daha eklediği hatırlatıldı. Açıklamada, “İletişim Başkanlığı iktidarın istediği gibi yayın yapmayan binlerce gazeteciye basın kartını vermiyor. İktidar şimdi de yıpranma payını basın kartı taşıma zorunluluğuna bağlayarak yeni bir hak ihlali yaratıyor” denildi.

Açıklamada şu değerlendirme yapıldı:

“Yıpranma payı hakkı için sadece Basın İş Kanunu ile çalışıyor olmanın yeterli olmasını talep ettik. Konuyu tüm partilere ilettik. TGC Ankara Temsilcimiz Taylan Erten, Meclis’te Plan Bütçe Komisyonu’nda yapılan toplantıya katılarak gazetecilerin sorunlarını anlattı ve soruları yanıtladı. Ancak iktidar, beş yıl erken emekli olabilmek için Basın İş Yasası ile çalışıyor olsa bile gazetecilere basın kartı taşıma zorunluluğu getirdi. Bu karar gazetecilerin yeni bir hak ihlali yaşayacakları anlamına geliyor. Çünkü iktidar basın kartını baskı aracı olarak kullanmayı tercih ediyor.”

BASIN KARTI VERİLMEYEN BİNLERCE GAZETECİ VAR

Özellikle bağımsız yayın organlarında Basın İş Yasası ile çalışan ama İletişim Başkanlığı’nın eleştirel yayın yaptıkları için basın kartlarını vermediği binlerce gazeteci bulunduğunun hatırlatıldığı açıklamada, bu maddeyle basın kartlarına el konulmuş gazetecilerin yıpranma payı haklarını da kaybetmiş olacaklarına dikkat çekildi.

Açıklamada, “İktidar kendi görüşüne yakın olmayan yayın organlarında görev yapan gazetecilerin halkın haber alma ve bilgilenme hakkı için yaptıkları gazetecilik faaliyetini zorlaştırmayı, engellemeyi sürdürecek.

Anlaşılan o ki, meslektaşlarımız Basın İş Yasası ile gazeteci olarak çalıştıkları ve mesleğin ağır koşulları nedeniyle yıprandıkları halde İletişim Başkanlığı uygun görmediği için bu haktan yararlanamayacaklar. Dava açmak zorunda kalacaklar” denildi.

Açıklamada, Basın İş Yasası ile çalışan tüm gazeteciler ile gazetecilik yaptıkları halde işverenleri tarafından Basın İş Yasası ile çalıştırılmayan, 4857 Sayılı İş Kanunu’na bağlı çalıştırılan gazetecilerin de yıpranma haklarından yararlanmalarını sağlayacak bir düzenleme talep edildi.

BASIN-İŞ, ‘AKP YIPRANMA HAKKINI BİR ÇIRPIDA SİLİVERDİ’

DİSK’e bağlı Basın-İş tarafından yapılan açıklamada da “AKP karar verdi: Kartın yoksa yıpranamazsın. Tarihe bir kez daha not düşüyoruz. Emekçiler, günü gelince kalkan o parmakların hesabını soracaktır” denildi.

Gazetecilerin günlük çalışma saatlerinin belirsiz olduğuna, Kovid-19 nedeniyle herkes evine kapanırken riskli alanlara girmek zorunda kaldığına, bayramlarda çalıştığına, bir politikacının ağzından çıkacak iki kelime için yağmur, soğuk demeden beklediğine, teknik ekibinden idari ekibine kadar herkesin bu yıpratıcı işten nasibini aldığına vurgu yapan Basın-İş açıklamasında, şunlar ifade edildi:

“Polisi, hakimi yaptığı işe değil cebindeki karta bakar gazeteci olup olmadığına karar vermek için. Mahkeme ‘Devletin verdiği kart olmadığına göre gazeteci değilsin’ der çıkar işin içinden. Tüm bu adeta ömür törpüsü denebilecek rutin karşısında eğer işverenini ‘Basın İş Kanunu’na tabi çalışmaya ikna edebilirse ‘yıpranma hakkı’ elde eder. Ancak AKP o hakkı da bir çırpıda silip atıverdi.

Gazetecilik yapmak için basın kartı gerekmediği gibi kart yokken de bu meslek yeterince yıpratıcıdır. Doğru olan yıpranma hakkının sadece habercilere değil, tüm basın ve matbaa çalışanlarına tanınmasıdır.”

ÇGD, ‘ANAYASA HÜKMÜ HİÇE SAYILDI’

Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) de düzenlemeye tepki göstererek, “Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı yönündeki Anayasa hükmünü hiçe sayıldı” denildi.

ÇGD açıklamasında, “Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı keyfi olarak yüzlerce basın kartını yenilememiş, yüzlercesini iptal etmiştir. Basın kartları iptal edilen meslektaşlarımızın ağırlıklı olarak iktidar partisinin ‘muhalif’ olarak kodladığı basın kuruluşlarında çalışıyor olması, Anayasa Mahkemesinin yasal bir hakkın yürütme organının inisiyatifine bırakamayacağına yönelik gerekçesiyle örtüşmektedir” denildi.

Haklarının ellerinden alınmasının kabul edilemez olduğu vurgulanan açıklamada, “Hakların mücadeleyle kazanıldığı bilinciyle, yıpranma hakkımızı basın kartı şartına bağlayan, basın kartını da yürütmenin idari bir işlemine bırakan ve bu yolla mesleğimizin, meslektaşlarımızın tepesinde kılıç sallayan anlayışa, kurulmak istenen sisteme karşı mücadeleye devam edeceğiz” denildi.