TTB: Sağlık Bakanlığı bütçesinde pandemi ile mücadele yok

0
111

Sağlık Bakanlığı 2021 yılı bütçesini değerlendiren Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konsey Üyesi Doç. Dr. Deniz Erdoğdu, bütçeden grip aşısı için bile kaynak aktarılmazken, bütün kaynakların şirketlere aktarıldığına dikkat çekti.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, Sağlık Bakanlığı 2021 yılı bütçesini basın toplantısı ile değerlendirdi. TTB Merkez Konseyi adına açıklamayı yapan Doç. Dr. Deniz Erdoğdu, şehir hastaneleri için 16 milyar 392 milyon TL ayrıldığını, kamu ve üniversite hastanelerinin tıbbi cihaz üreticisi ve tedarikçisi firmalara olan borcun da yaklaşık 17 milyar TL’ye çıktığını söyledi. Erdoğdu, bütçe hazırlanırken pandemi koşullarının dikkate alınmadığını da ifade etti.

Deniz Erdoğdu tarafından aktarılan TTB’nin bütçe eleştirileri şöyle:

COVİD -19 YOKSULLARI DAHA ÇOK ETKİLEDİ

“Covid-19 pandemisi tüm dünyada yoksul, işçi veya işsiz, emekçi, geliri düşük insanları çok daha fazla etkiledi. Ülkemizde de başta işçiler olmak üzere düşük gelirli emekçi kesimler sağlıksız koşullarda, uzun saatler, yoksulluk ve açlık ücreti düzeyinde çalışmak zorunda kaldı, yüksek enflasyon yüzünden gıda güvenliği olmadan, eksik beslenme, kötü barınma koşullarıyla birlikte daha sık ve kolay hastalanıp, haliyle pandemiden de öncelikli etkilendi. Toplum sağlığı, Sağlık Bakanlığı’nın öncelikli görevidir. Pandemi ancak koruyucu ve kamusal bir sağlık politikası ile önlenebilir. Bu nedenle 2021 yılı bütçesinin veya en azından Sağlık Bakanlığı bütçesinin önceki yıllardan farklı olarak pandemi koşullarına göre düzenlenmesi gerekirdi.

BÜTÇE DÖVİZ BAZINDA AZALDI

2021 yılı için merkezi yönetim bütçesi 1trilyon 346 milyar 100 milyon TL olarak açıklandı; 2020 yılı bütçesinden yüzde 23 daha fazla.  Ancak 1 Kasım 2019 tarihli kura göre, 2020 yılı merkezi yönetim bütçesi toplamı 191 milyar 561 milyon 166 bin ABD doları iken, 1 Kasım 2020 tarihli kura göre 2021 yılı merkezi yönetim bütçesi toplamı 159 milyar 226 milyon 401 bin ABD doları. Dolar bazında 2021 yılı merkezi yönetim bütçesi 2020 yılına göre 32 milyar 334 milyon 765 bin dolar yani yüzde 17 daha az. Dövizdeki bu hızlı artış göz önüne alınırsa bütçe genelinde açık çok daha fazla olacak.

VERGİ SİSTEMİ ADALETSİZLİĞİ ARTTIRIYOR

Türkiye’de vergi sistemi son yıllarda çalışanlar aleyhine giderek daha adaletsiz bir hal aldı. 1999 yılı itibariyle sermayedarların kâr-sermaye birikimlerinin yüzde 46’sını gelir-kurumlar vergisi olarak devlete ödemeleri istenirken, AKP hükümetleri döneminde kurumlar vergisi yüzde 22’ye düşürüldü. Gelir ve kazanç vergileri içinde kurumlar vergisinin oranı 2011’de yüzde 36.4’ken, 2017’de yüzde 33.3’e indi, buna karşılık maaş ve ücretlerden kesilen vergilerin oranı yüzde 63.6’dan  yüzde 66.7’ye çıkarıldı.  Ayrıca geniş halk kesimlerinden alınan KDV, ÖTV vb. dolaylı vergilerin oranı da giderek arttı. Bu tutar ilk düzenlemelerin yapıldığı 1986 yılında harcama ederinin yüzde 10’u iken, 2005 yılından itibaren yüzde 18’e yükseltildi. Genel vergi gelirleri içinde dolaylı vergiler ile gelir vergilerinin payı 2017’de yüzde 63.6’yı buldu.

Vergi yükü 2021 yılı bütçesinde gelir grupları arasında daha da hakkaniyetsizce paylaştırıldı. Doğrudan vergilerin toplam gelir içerisindeki payını hesaplayıp, bir önceki yılın bütçesiyle kıyasladığımızda, 2021’de dar ve orta gelirli grupların bütçe yükündeki payları arttı. Bu durum düzeltilmediği takdirde pandeminin kötü etkileri ekonomik düzeyi düşük kesimler tarafından daha da ağır yaşanacak.

BÜTÇEDEN BAKANLIKLARIN PAYLARI

Hazine yardımları ve gelirden ayrılan pay hariç tutulduğunda, 2021 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi teklifi 1trilyon 346 milyar 100 milyon TL. Bütçenin yaklaşık yarısı (527,9 milyar TL) Hazine ve Maliye Bakanlığına ayrılırken, Milli Savunma Bakanlığına 61,5 milyar TL,  Milli Eğitim Bakanlığına 146.9 milyar TL,  Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına 155 milyar TL ayrılması planlandı. Diyanet İşleri Başkanlığı’na 12.9 milyar lira ile 7 bakanlık ve bir çok başkanlıktan daha fazla kaynak ayrıldı.

SAĞLIK BAKANLIĞI BÜTÇESİ YÜZDE 10’UN ÜZERİNDE OLMALI

Sağlık Bakanlığı bütçesi pandemi koşullarına rağmen geçen yıla göre sadece yüzde 32 arttı. Sağlık Bakanlığı için 2020 yılında 58 milyar 875 milyon lira ödenek ayrılırken, 2021 yılı bütçesi 77 milyar 615 milyon lira. Bu, görünürde yaklaşık yüzde 32’lik bir artış olmasına rağmen enflasyondan arındırıldığında yüzde 28’in altında kalıyor. 2021 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi’nde Sağlık Bakanlığının oranı en az yüzde 10’unun üzerine çıkarılması gerekirken bu oran yüzde 5.7 oranında kaldı.”

SAĞLIKTA TİCARİLEŞME

Deniz Erdoğdu, “Sağlık Bakanlığı tarafından personel gideri, sosyal güvenlik devlet primi ve genel kamu gideri olarak planlanan 37 milyar 697 milyon 203 bin TL çıkarıldığında sağlık hizmeti sunumu için sadece 39 milyar 697 milyon TL, koruyucu sağlık hizmetleri için ise 2 milyar 102 milyon düştüğü görülmektedir. Bu rakama göre 2021 yılında kişi başına sağlık hizmeti harcaması için 477,38 TL, yalnızca koruyucu sağlık hizmeti için ise 25,28 TL gibi cüzi paraların düştüğü görülmektedir” dedi.

Tedavi edici sağlık hizmeti için ayrılan payın da Sağlık Bakanlığı bütçesinin en fazla kısmını oluşturduğuna, 54,6 milyar TL tedavi hizmetleri, 14 milyar TL’nin ise koruyucu sağlık hizmetine ayrıldığını belirten Erdoğdu. “Ödeneklerin neredeyse dörtte üçü tedavi edici hizmetler adı altında sağlıktaki ticarileşmeye ayrılmıştır” dedi.

Ankara Şehir Hastanesi

ŞEHİR HASTANESİNE 16 MİLYAR LİRA

Erdoğdu, bakanlığın 2021 yılında şehir hastaneleri için ayırdığı tutarın 16 milyar 392 milyon TL’ye çıktığına dikkat çekti. Pandeminin pek çok gelişmiş kapitalist ülkede olduğu gibi sağlık altyapısının ne kadar zayıf olduğunu ortaya çıkardığını belirten Erdoğdu, Türkiye’de olası salgınlar karşısında herhangi bir ön hazırlığın olmadığının bir kez daha göründüğünü ve grip aşısının dahi üretilmesi ve  satın alınması için kaynak ayrılmadığını dile getirdi. İlaç üretiminde dışa bağımlı olan, yakın zamanda borçları için ilaç bulmakta sıkıntı çekecek Türkiye’de sadece patentli ilaç üretimi yapıldığını belirten Erdoğdu, ilaç sanayide Ar-Ge’nin yok denecek kadar az olması nedeniyle molekülden ilaç üretiminin gerçekleştirilemediğini de söyledi. Türkiye ilaç endüstrisinin harcamasının yıllık 4 milyon TL olduğuna dikkat çeken Erdoğdu, bunun da çok düşük bir maddi imkan sunduğuna vurgu yaptı.

MEDİKAL FİRMALARA BORÇ BÜYÜYOR

Sağlık çalışanlarının pandemi nedeniyle risk altında uzun ve düzensiz mesai yaptığı halde hak ettikleri ek ödemeyi alamadığını belirten Erdoğdu, kamu ve üniversite hastanelerinin tıbbi cihaz üreticisi ve tedarikçisi firmalara borcunun yaklaşık 17 milyar TL’ye çıktığını söyledi. Bu rakamın şehir hastanelerine 2021 yılında ayrılan bütçe ile eşit olduğunu hatırlatan Erdoğdu, bütçenin,  pandemiyle mücadele ile geçecek önümüzdeki yıl kamusal mücadele programını içermediğini  de söyledi. Erdoğdu, tedavi edici sağlık hizmetleri içinde Covid-19 pandemisine sadece bilgi sistemi altyapısı ve teknolojinin geliştirilmesi olarak yer verilip,  ayrı bir bütçe ayrılmamasının da en büyük eksik olduğunu dile getirdi.

TTB’NİN BÜTÇE TALEPLERİ

Erdoğdu TTB olarak bütçeye ilişkin önerilerini de şöyle sıraladı:

!-Sağlık Bakanlığı bütçesi pandemi koşullarına uygun hale getirilmeli; tedavi edici değil, koruyucu sağlık hizmetlerinin payı artırılmalıdır.

-Sağlık Bakanlığı bütçesi genel bütçenin en az yüzde 10’un üzerinde olmalıdır.

-Genel bütçe gelirleri içinde gelir vergisinin payı zenginlerden ve kurumlardan olacak şekilde artırılmalı; özellikle önümüzdeki yıllar için servet vergisi uygulaması düşünülmelidir. Temel gıda, elektrik, su, ulaşım gibi ihtiyaçlar üzerindeki dolaylı vergiler kaldırılmalı ya da azaltılmalı. Asgari ücret üzerinden gelir vergisi alınmamalıdır.

– Şehir/şirket hastaneleri statüsünden vazgeçilerek kamuya bağlı devlet hastanelerine dönüştürülmeli, ödenen dolar üzerinden fahiş kiralardan vazgeçilmelidir.

-Son yıllarda giderek azalan genel bütçe yıl sonu ödeneğinin Gayri Safi Yurtiçi Gelir içindeki payı yeniden artırılmalı, yüzde 40’ın altında olmamalıdır.

– Bütçeden personel giderleri çıkarılarak, sağlık hizmetlerine aktarılmalıdır.

– Sağlık hizmetleri harcamalarında merkezi devlet harcamalarının payı artırılmalı, SGK ve hane halkları harcamalarının payı azaltılmalı, SGK’ye genel bütçeden aktarılan pay artırılmalıdır. SGK’nın özel hastanelere yaptığı ödemeler azaltılmalıdır.

–  Ekonomideki krizi aşmak için çözüm olarak ‘acı reçete’ çıkışının yerine resmi kurumlara alınan araç filolarından, kiralanan konutlardan, ‘itibar’ denilen aşırı ve lüks tüketimden vazgeçilmelidir.