İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İHD, ‘Şiddet pek çok alana yayıldı’

İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkezi Kadın Komisyonu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’nde kadına karşı şiddete dikkat çekti. İHD MYK üyesi Nilay Nayman, derneklerine yapılan başvurulara ilişkin rakamlar verirken, şiddetin pek çok alana yayıldığına dikkat çekti.

İHD Merkezi Kadın Komisyonu adına basın toplantısı düzenleyen İHD MYK üyesi Nilay Nayman, derneklerine 1120 hak ihlali başvurusu yapıldığını, başvuruların 539’unun ekonomik ve sosyal haklar alanında olup, 402’sinin kadınlar tarafından yapıldığını söyledi.

“Şiddetin tarihi aynı zamanda kadın mücadelesinin ve kadınların şiddete karşı duruşunun da tarihidir. Kadına yönelik şiddet artık pek çok alana yayılmış ve kadınlar fiziksel, psikolojik, ekonomik, sosyolojik ve daha farklı alanlarda etkilenmeye devam etmektedirler” diyen Nayman, kadınların pandemi döneminde hem ekonomik, hem de sosyal alarlarda mağdur edildiklerine dikkat çekti.

‘KADINLARIN 4,8 MİLYONU AÇLIK, 14,5 MİLYONU DA YOKSULLUK SINIRINDA’

Tüketici Hakları Derneği’nin verilerini paylaşan Nayman, “Türkiye’de 24 milyon anne var ve bunların 4,8 milyonu açlık, 14,5 milyonu da yoksulluk sınırının altında yaşıyor” dedi.

Nayman,  Ocak-Ekim 2020 dönemi arasında İHD’ye, internet sitesi üzerinden 1120 kişinin hak ihlali başvurusu yaptığını, bunların 539’unun ekonomik ve sosyal haklar alanında olduğunu söyledi. Başvuruların 402’sinin kadınlar tarafından yapıldığına dikkat çeken Nayman, başvuru yapanların 16-80 yaş aralığında değiştiğini ve bunun kadınlarda çok geniş bir yaş aralığına denk geldiğini söyledi. Nayman, “İş gücü dağılımında erkeklere göre eşitsiz olanaklara sahip olan kadınların, özellikle kayıt dışı alanda, süreli ve güvencesiz ve ev işçisi olarak çalıştıkları alanlardan ayrılmak zorunda bırakıldılar” diye konuştu.

TÜRKİYE 153 ÜLKE ARASINDA 130. SIRADA

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) 2020 Cinsiyet Eşitliği raporu verilerini de paylaşan Nayman, Türkiye’nin 153 ülke arasından 130’uncu sırada olduğunu belirtti. Dünyada, Türkiye’nin de yer aldığı Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesinin yüzde 60,5 ile cinsiyet eşitliği konusunda en geride yer aldığını kaydeden Nayman, “Rapora göre kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olması için 100 yıl, erkeklerle eşit ücrete sahip olması için 257 yıl geçmesi gerekir. Türkiye’nin de mevcut ekonomik ve politik yapısı toplumsal cinsiyet eşitliği normlarını yok saymakta ve bu anlayış, şiddetin daha da artmasına zemin hazırlamaktadır” dedi.

Kadını ev içinde tutmaya dönük anlayışın kadınların toplumsal yaşamda ve iş alanındaki varlığına engel olduğunun da altını çizen Nayman, kadının her alanda temsiliyetindeki eşitsizliği en iyi parlamentonunu gösterdiğine vurgu yaptı. Nayman, “Parlamentoda 600 milletvekilinin yalnızca 102’si kadındır. Siyaseten yönetim alanlarında eşbaşkanlık sisteminin resmiyette kabul edilmeyişi bu anlayışın sonucudur. Haksız ve hukuksuz bir şekilde görevden alınıp yerlerine kayyım atanan belediye eşbaşkanlarına, ‘eşbaşkanlığın’ suçmuş gibi gösterilmesine bile tanıklık ettik. Bu durum Türkiye’de cinsiyete dayalı eşit temsiliyet önünde önemli bir siyasi iktidar engeli olduğunu göstermektedir” değerlendirmesini yaptı.

NAFAKA HAKKINA TEHDİT

Kadınların şiddete uğradığı alanların başında ev içi şiddetin geldiğinin altını çizen Nayman, pandemi döneminde kadına dair şiddet sayısının azaldığına dair İçişleri Bakanlığı’nın açıklamasını da eleştirdi. Nayman, “Ev ortamında kalmak zorunda kalan kadınların şiddeti şikayet konusu yapmaması sayıların azaldığı biçimde yorumlanıyorsa oldukça vahim bir zihniyet problemi ile karşı karşıyayız” dedi.

Kadınların kazanılmış hakkı olan nafaka hakkının ortadan kaldırılmak istendiğinin de altını çizen Nayman, “Çocuklarına bakmak zorunda kalan kadına, ekonomik anlamda ortak sorumluluk gerektiren ve ödenmesi zorunlu olan nafaka haksız bir kazanç olarak görülmekte ve ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır” diye konuştu.

MÜLTECİ KADIN EMEĞİ UCUZ İŞGÜCÜ

Sığınmacı, mülteci kadınların durumlarına da dikkat çeken Nayman, Suriye iç savaşı ile başlayan mülteci göçü ile kadınların emeklerinin sömürüldüğünü, kadın bedeninin istismara açık hale geldiği bir alan yaratıldığını söyledi. Suriyeli sığınmacı kadınların ve farklı ülkelerden çalışmak amacıyla gelen mülteci kadınların fuhuşa sürüklendiğini, şiddete maruz kaldığını, kız çocuklarının istismar edildiğini, kadınlar ve çocukların ucuz işgücü olarak sömürüye maruz kaldığını aktaran Nayman, “Mülteci kadınların maruz kaldıkları şiddet ne yazık ki dil problemi, işini kaybetme riski, sınır dışı edilme olasılığı, şiddet görme korkusu ve başka pek çok nedenlerden dolayı yargıya taşınamıyor. Yargıya taşınan durumlarda ise cezasızlık politikası devreye giriyor. Nadira Kadirova cinayeti örneğinde olduğu gibi” dedi.

KADINLAR CEZAEVLERİNDE DE ŞİDDETE MARUZ KALIYOR

Cezaevlerinde de kadınların şiddete maruz kaldığını ve hak ihlallerine uğradığını aktaran Nayman, bu konuda derneğe başvurulan yapıldığını söyledi. Ancak bu şiddet vakalarında da yapılan başvuruların ‘kovuşturma ve soruşturmaya gerek yoktur’ denilerek işlem yapılmadığını aktaran Nayman, “Hapishanelerde çocuklu annelerin de yaşadıkları sorunlara  çözüm üretilmiyor” dedi.

SÖZLEŞME UYGULANMALI

İstanbul Sözleşmesi’ne dair karalama kampanyalarına son verilmesi gerektiğini vurgulayan Nayman, anayasadaki hükümlerle eş değer ve Anayasa’nın 90’ıncı maddesine göre değiştirilemez olan sözleşmenin yükümlülüklerinin eksiksiz yerine getirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Nayman, “Kadına yönelik şiddete karşı 6284 sayılı yasadaki maddeler uygulanmalıdır. Kadına yönelik şiddete karşı en etkili yol kadınların mücadelesidir. Bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz” dedi.

 

Yorumlar kapatıldı.