İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

‘3 Aralık bir kutlama değil, savunuculuk fırsatıdır’

Engelliler Konfederasyonu Başkanı Mustafa Özsaygı, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nü bir kutlama olarak değil, savunuculuk fırsatı olarak gördüklerini ifade etti. Özsaygı, “3 Aralık Dünya Engelliler Günü, engellilerin, anayasal haklara erişilebilirlik ve bağımsız yaşama dair taleplerinin, gerçekçi ve sürdürülebilir bir engelli politikasının seslendirildiği evrensel bir mücadele günüdür” dedi.

3 Aralık Dünya Engelliler Günü. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de milyonlarca engelli eşit eğitim olanaklarından, erişebilme haklarından mahrum bırakılıyor.

Özellikle çatışma, terör, kazalar, deprem, hastalık gibi nedenlerle engelli sayısı giderek artarken, iktidarlar, yerel yönetimler engellileri görmüyor, engelliler haklarından mahrum bırakılarak bir kez daha engelleniyorlar.

3 Aralık Dünya Engelliler Günü nedeniyle yaptığı açıklama engellilerin sorunlarını bir kez daha gündeme getiren Mustafa Özsaygı, engelliler, engelli yakınları ve engelli haklarını savunan sivil toplum örgütleri olarak, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nü kutlama değil, bir savunuculuk fırsatı olarak gördüklerini ifade etti.

ENGELLİ NÜFUSUNA DAİR GÜNCEL VE KAPSAMLI VERİ YOK

Engelli nüfusunun net olarak bilinmemekle birlikte, 2002 yılı TÜİK verilerine göre bu sayının nüfusun yüzde 12,29’u olduğuna dikkat çeken Özsaygı, sonrasında bir araştırma ya da sayım yapılmadığı için güncel engelli sayılarını bilemediklerini dile getirdi.

Eksik ve yetersiz de olsa araştırmaların, Türkiye de engelli sayısının nüfusun yüzde 10’undan az olmadığını gösterdiğini hatırlatan Özsaygı, “Engellilerin sayısal veri tabanını oluşturmak için ciddi ve kapsamlı bir çalışma yapılması” çağrısı yaptı.

2021 BÜTÇESİNDE ENGELLİLER DÜŞÜNÜLMEDİ

Özsaygı, milyonlarca engellinin eğitim, sağlık, istihdam ve erişilebilirlik gibi yaşamsal haklara ulaşamadığını dile getirdi. Buna rağmen 1 Trilyon 346 Milyar 139 Milyon TL’lik 2021 yılı bütçesinin  sadece yüzde 1,6’sının engellilikle ilgili ayrıldığına dikkat çeken Özsaygı, “Bu yaklaşım engellilerin ve ailelerinin toplam nüfus içerisindeki ağırlığı ile orantılı olmadığı gibi var olan sorunlara da kalıcı ve yapısal çözümler öngörülmediğini göstermektedir” dedi. Özsaygı, tüm engellileri kapsayacak şekilde hakların uygulanması ve engelliliğe ilişkin yaşamsal, sosyal, kültürel ve kurumsal engellerin azaltılması için 2021 bütçesinin Meclis Genel Kurulu’nda gözden geçirilmesini istedi.

İSTİHDAM ENGELLİLER İÇİN DE YAŞAMSAL HAKTIR

Pandemi sürecinde hem özel sektörde hem de kamu alanında engelli istihdamının azaldığına dikkat çeken Özsaygı, “TÜİK’in Temmuz 2020 istihdam verilerine göre, Türkiye’de işgücüne katılma oranı yüzde 49,5 iken, çalışabilen engellilerin işgücüne katılım oranı ancak yüzde 22 dir. Bugün için sayısı 8 bini geçen kamudaki boş engelli kotaları daha fazla beklenmeden doldurulmalıdır” dedi.

Engellilerin İstihdamı ve kendi işini kurmasına yönelik verilen yasal desteklerin engellilere ulaşması için gerekli düzenlemelerin acilen gözden geçirilmesini de isteyen Özsaygı, tüm işyerlerinde engelli çalıştırma oranının da en az yüzde 6 olarak belirlenmesi gerektiğine işaret etti.

Özsaygı şunları ifade etti:

“COVID-19 testi ve aşısı, engellilere ve tüm yurttaşlara ücretsiz olmalı.

Engellilerin kriz ve salgın karşısında korunması için gerekli tüm tedbirler alınmalıdır. Engelliler tıbbi cihaz, medikal, ortez, protez ve ilaçlara erişimde ciddi zorluklar yaşamaktadır. Bu konuda gerekli önlemler alınmalıdır.”

Özel eğitim okullarında, özel eğitim sınıflarında ve kaynaştırma eğitiminde okul, sınıf ve eğitimcilere kapsamlı bir engelli haklarına uyum programı uygulanması gerektiğini de belirten Özsaygı, “Okul ve sınıflar erişilebilirlik mevzuatından uzak olduğu, müfredat içeriğinde ve sunumunda engelli esas alınmadığı için engelli öğrencilerin eğitiminde ciddi aksamalar yaşanmaktadır.

Sadece engellilere eğitim veren öğretmenlerin değil bir bütün olarak topluma yön veren tüm eğitim camiasının engelli haklarının farkındalığı için uyup programına alınması için planlama yapılmalıdır” dedi.

SEYAHAT HAKKI KORUNMALI

Engellilerin ücretsiz seyahat hakkının uygulamasında dönem dönem ayrımcılığa maruz kalındığını, TCDD örneği ile ifade eden Özsaygı, “Engellilerin araç alımındaki yasal olarak ÖTV muafiyetinin hızla işlevsiz hale getirildiğini, 2020 yılı içinde araçlardaki ÖTV oranlarının yüzde 150′ lere varan oranlarda artırılırken engellilerin araç alma kotasının ise sadece yüzde 9,13 oranında artırıldığını” hatırlattı. Özsaygı, bu haksızlığın,  neredeyse engellilere ÖTV’siz araç alma hakkını ortadan kaldırdığını” belirterek, bu durumun derhal düzeltilmesini istedi.

AİLELER DESTEKLENMELİ

Engelli bakımını ailelere bırakan ve gittikçe özelleştiren bir yaklaşımla karşı karşıya olduklarını da dile getiren Mustafa Özsaygı şunları ifade etti: “Bakanlığın idari kayıtlarında ‘Ağır Engelli’ olan kişi sayısı 764 bin 271 kişi olmasına rağmen bu kişilerin bakımı nedeniyle yıllar itibariyle 5510 Sayılı Kanun Md:28/8’den faydalanan kadın sigortalıların sayısı sadece 1757’dir.”

Engelli hizmetlerinde kamunun boşluğunu bin bir emekle dolduran ebeveynlerin sadece maddi olarak değil sosyo-psikolojik olarak da desteklenmesi gerektiğini dile getiren Özsaygı, engelli ailelerinin desteklenmesi gerektiğini belirterek, şu taleplerin karşılanmasını istedi:
“Engelli aylıklarının ve engelli bakım ücretlerinin belirlenmesinde ailenin değil engellinin kendi geliri baz alınmalıdır.

Asgari ücret bile açlık sınırının altındayken evde bakım ödeneği ve engelli aylıkları gecikmeden asgari ücret seviyesine getirilmelidir. Bu bir lütuf değil sosyal adaletin, yurttaş olmanın ve toplum olmanın bir gereğidir.”

ERİŞİLEBİLİRLİK

Engellilerin en önemli sorunlarından birinin de erişebilirlik olduğunu hatırlatan Özsaygı, bu konuda bir seferberlik başlatılmasını talep etti. Kentsel dönüşüm tartışmalarında ve bütçelerinde engelliliğin evrensel tasarım yaklaşımı ile mutlak kapsamlı bir başlık olarak yerini almasını beklediklerini de belirten Özsaygı, “Deprem, yangın ve diğer toplu felaket anlarında engellilerin karşı karşıya bırakıldığı riskleri öngörmeyen bir kentleşme ve yapı politikası insan odaklı değildir. Herkes saniyeler içinde bulunduğu binayı terk etmek durumunda kalırken engelliler ve aileleri o binalara giriş ve çıkışlarda yaşamsal sorunlar yaşıyorlar. Bu kapsamda sadece merkezi yönetim bütçelerinde değil yerel yönetim bütçelerinde de engellilik yaklaşımı dikkate alınmalıdır” dedi.

Engelliler ve aileleri olarak yıllardır her 3 Aralık’ta benzer sorunları ifade etmekten ve yıllarca, çözümü çok da güç olmayan bu sorunları tartışmaktan  çok yıprandıklarını dile getiren Özsaygı, “İnsan onuruna yakışır bir iş, eğitim, sağlık ve ulaşım hakkı için erişilebilirlik mevzuatının ve BM Engelli Hakları Sözleşmesinin gereklerinin yerine getirilmesini” istedi. Özsaygı, “Bizler engelin bedende olmadığını, toplumsal engeller azaltıldığında ortaya çıkan potansiyeli yaşayarak gören bir kitleyiz.” dedi. Özsaygı tüm yetkililere şu çağrıyı yineledi; “Engelli sorunlarının ciddi anlamda tespiti ve çözümleri konusunda engelliler ve engelli sivil toplum kurumlarıyla iş birliğine gidilmelidir. Kalıcı ve gerçekçi çözümler ancak böyle sağlanabilir.”

        

 

Yorumlar kapatıldı.