İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Haber yazmak da belgesel çekmek de suç!

“Roza-İki Nehrin Ülkesi” belgeselinin yönetmeni Kutbettin Cebe, “örgüt propagandası yaptığı” gerekçesiyle hakkında  Balıkesir 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan dava sonucunda 2 yıl 4 ay hapis cezası aldı.

İletişim Fakültesi mezunu, gazeteci Cebe, basın ve ifade özgürlüğüne atıf yaparak, “Ben belgesel çektim. O dönem İŞİD ile savaş söz konusuydu. Herhangi bir terör örgütünün propagandasını yapmadım” diyor.

Kutbettin Cebe, 2012 yılında Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun oldu. Aynı üniversitede gazetecilik dalında yüksek lisans da yapan Cebe, “Ancak hala bitiremedim. Akademideki ihraçlardan sonra da üniversitelere dönmek anlamsızlaştı. Piyasada çok komik paralara gazetecilik yapmak yerine freelance çalıştım. Ancak son altı yıldır ağırlıklı olarak sinemaya yoğunlaştığım” diyor.

GAZETECİLİK DE SİNEMA DA ZORLUKLARLA KARŞI KARŞIYA

Kutbettin Cebe’nin gazetecilik deneyimi de var ancak, bu ülkede gazetecilik yapmanın ne kadar zor olduğunu da gördüğünü söylüyor. 2008 yılında kapatılan Dicle Haber Ajansı’nda gazetecilik yapan Cebe, “Bu ülkede gazetecilik yapmanın, özellikle de Kürt basınında gazetecilik yapmanın zorluklarına” dikkat çekerken, “Gerçi şimdi bütün muhalif basın hedef tahtasında” diyor.

Gazetecilik yerine daha çok sevdiği sinemaya yöneldiğini anlatan Cebe, aynı zorlukların bu alanda da yaşandığını çok geçmeden görüyor. “Nihai olarak fark ettim ki, devlet muhalif bütün mecralara karşı aynı saldırganlığı yapıyor” diyor.

ENGEL VE BASKILAR NEDENİYLE  MARDİN’DE BELGESEL ÇEKEMEMİŞLER

2012 yılında Mardin’e kısa film çekimlerine gittiklerinde, askeri, polisi, kaymakamı ile bütün devlet aygıtının zorluk ve engelleri ile karşılaştıklarını anlatan Kutbettin Cebe, “Bütün bu zorluk ve engellemeler nedeniyle biz birkaç üniversite öğrencisi bir kısa film bile çekemedik” diyor. Cebe, “İster gazetecilik faaliyeti olsun ister sinema olsun devlet kendi hegemonyasını çatırdatacak hiçbir faaliyete izin vermiyor” görüşünde.

Gazetecilik ve sinemanın benzerliğini, “İki alanın da ‘bellek’ oluşturan alanlar olması”  olarak ifade eden Cebe, “Belgesel, sinema toplumsal alana tanıklık etmesiyle dolaylı etki gücüne sahipken gazetecilik daha doğrudan bir güce sahip” diyor.

BÖLGEDE BELGESEL ÇEKMEK DAHA DA ZORLAŞTI

Belgesel sinemacıların özellikle Kürt nüfusunun yoğun olduğu kentlerde karşılaştıkları baskılara ve nasıl şartlarda belgesel çektiklerine de dikkat çeken Kutbettin Cebe, “Belgesel sinemaya kafayı takmış durumdalar, özellikle Kürt sorununu anlatan yapımlara hiç tahammülleri yok. Gerçekten bölgede belgesel çekmek iyice zorlaştı. Hazırladığım bir belgesel çalışması üzerinden örnek vereyim size: Yakılıp yıkılan Cizre, Şırnak, Sur ve Nusaybin’e gidipçatışmanın tahribatını, buraların şimdiki durumunu, kentsel dönüşümün nasıl hayata geçtiğini çekecektik. Ancak sistematik olarak karşımıza çıkan polisin baskısı bir noktadan sonra usandırdı ve sonuç itibariyle o işi gerçekleştiremedik” diye anlatıyor.

ROZA-İKİ NEHRİN ÜLKESİ BELGESELİNE 2 YIL 4 AY HAPİS CEZASI

Cebe’nin ceza yediği belgeseli, “Roza-İki Nehrin Ülkesi” ise  “Kuzey Suriye’de İŞİD’e karşı verilen mücadeleyi ve oradaki komünal yaşamı konu alıyor. 2015 yılında başlanıp, 2016 yılında tamamlanan belgesel, aynı yıl Documentarist İstanbul Belgesel Günleri, İşçi Filmleri Festivali, Akdeniz Belgesel Film Günleri gibi birçok festivale katıldı.

Cebe belgeselin Türkiye ve birçok ülkedeki festivalde de gösterim şansı bulduğunu, ancak 2018 yılına geldiğinde gözaltına alınıp, bir yıl sonra da hakkında dava açıldığını söylüyor. Cebe, “Belgeselde ‘örgüt propagandası’ yaptığım iddia edildi” dediği Balıkesir 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, “Terör örgütü propagandası yaptığı” gerekçesiyle 2 yıl 4 ay hapis cezası aldı. Cebe kararı istinaf mahkemesine götürdüklerini söyledi.

‘BEN BELGESEL ÇEKTİM’

Hakkındaki suçlamaları reddeden Cebe,  “Ben belgesel çektim. O dönem İŞİD ile savaş söz konusuydu. Herhangi bir terör örgütünün propagandasını yapmam söz konusu değildir. Belgeselde ben soru sorarım karşı taraf yanıtlar” diye savunma yapıp, beraatini istese de sonuçta mahkeme ceza verdi. İstinaf mahkemesinden de aynı sonucun çıkması halinde, onlarca gazeteci gibi Cebe’ye de hapis yolu gözükecek.

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ HATIRLATMASI

Cebe’nin avukatı Ebru Akkal, “Basın özgürlüğünün amacı; bilim, sanat, fikir eseri üretme ve yayma, güncel olaylar, politik konular veya kamuoyunu ilgilendiren kişiler hakkında haber verme, eleştiri yapma ve bunları basın yayın araçlarıyla kitle iletişimine sunma ve bu şekilde bir yandan kişilerin bireysel gelişimleri için gereken ortamı sağlama, diğer yandan da yönetimle ilgili fikir oluşturma ve yönetime katılma haklarını güvenceye almaktır. İşte bu nedenledir ki basın özgürlüğü, özgürlükçü demokratik toplumun vazgeçilmez temelini oluşturur” savunmasını yaptı.

Avukat Akkal, “Müvekkil, sanat dallarından sinema ve belgesel alanında yetkinleşmeye çalışan biri olup, yapmış olduğu çalışmalar ile toplumun kültürel birikimine katkı sunma çabası gereği mesleğini ifa etmiştir. Ancak müvekkilin mesleki faaliyetleri kriminalize edilerek, demokratik toplumun vazgeçilmez temeli olan basın özgürlüğü de zarar görmüştür” hatırlatması yapsa da mahkemenin ceza vermesini engelleyemedi.

 

Yorumlar kapatıldı.