İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kitle İmha Silahlarının Finansmanının Önlenmesine ilişkin teklif tepkileri artırıyor: ‘Sivil toplumun önüne çekilen bir set’

AKP milletvekilleri tarafından hazırlanıp, Meclis Adalet Komisyonu’nda kabul edilen, “Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi”ne karşı insan hakları savunucuları ve kitle örgütleri imza kampanyası başlattı. Teklife karşı tepkiler yağıyor.

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü içeriği, “Sivil toplumun önüne çekilmiş bir set” olarak nitelendirdi. İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan da bu alanda idarenin eline verilen yetkilerin çok geniş olduğuna ve dernekler üzerinde bir vesayet oluşturulacağına dikkat çekti.

‘ANAYASAYA VE ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜNE AYKIRI’

Meclis Adalet Komisyonu’ndan geçerek, Perşembe günü Meclis’te görüşülmesine başlanacak olan yasa teklifine karşı insan hakları örgütleri bir imza kampanyası başlattı. “Anayasaya ve örgütlenme özgürlüğüne aykırı” başlığı ile açılan imza metnine şimdiden yüzlerce STÖ imza attı.

İmza metninde, teklifin başta Anayasa olmak üzere bağlı olunan uluslararası insan hakları sözleşmelerine ve edinilmiş müktesep haklara aykırı olduğunun altı çizildi.

İmza metninde, “Teklifin amacı ve ismi ile hiç ilgisi olmadığı halde, Yardım Toplama ve Dernekler Kanunlarında yapılan değişiklikler ile mevcut dernek ve vakıfların yardım toplama faaliyetleri ve örgütlenme özgürlüğü ciddi şekilde kısıtlanmakta ve İçişleri Bakanlığının dernekler üzerindeki siyasi vesayetini sağlayacak yeni düzenlemeler içermektedir” görüşü dile getirildi.

‘HIZLI KAPATMANIN PROSEDÜRÜ YARATILIYOR’

Teklifin aynen yasalaşması durumunda, başta insan hakları dernekleri olmak üzere, kadın hakları, mülteci hakları, çocuk-gençlik hakları ve LGBTİ+ hakları alanında faaliyet gösteren dernek ve vakıflar, çeşitli hukuk dernekleri, sosyal mücadele yürüten dernekler ile sosyal yardım için fon kaynakları kullanan dernekleri, hemşeri dernekleri,  spor kulüpleri, farklı inanç gruplarının dernek ve vakıflarının tümünün tek imza ile kapatılma riskiyle karşılaşacağı da dile getirildi. Metinde, bu konuda açılacak idari davalar yıllarca süreceği için pratikte “hızlı kapatma” prosedürü yaratılmış olacağına da dikkat çekildi.

Metinde, “Aşağıda imzası bulunan sivil toplum örgütleri olarak ekte kapsamlı olarak temel itiraz sebeplerini belirttiğimiz tekliften dernekler, vakıflar ve yardım toplama ile ilgili maddelerin geri çekilmesini, sosyal tarafların görüşleri alınmadan bu tarz tekliflerin yapılmamasını talep ediyoruz” denildi.

‘TÜRKİYE’NİN DEMOKRASİ İLE BİR SINAVI DAHA’

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, terörün finansmanının önlenmesine ilişkin bir yasayı doğru adım olarak değerlendirdiklerini, ancak arkasından derneklerin kapatılmasına ilişkin konulan maddelerin çok tehlikeli olduğunu söyledi.

“Kayyım atanması, mal varlığına el konulması gibi, bir senaryonun  1 Mart 2021’e kadar uzatılan genel kurullarla ilgili vizyonu sakladığını düşünüyorum” diyen Gülü, derneklerin genel kurulları ertelendiği zaman, “bir şeyler planlanıyor” dediğini hatırlattı. Bu teklifin de o planın bir parçası olduğunu kaydeden Güllü, “Açıkcası Türkiye’nin demokrasi ile bir sınavının daha olduğunu, bu anlamıyla da bu kararın yanlış bir adım olarak geri alınması gerektiğini düşünüyorum” değerlendirmesini yaptı.

Perşembe günü İçişleri, Adalet ve Aile Bakanlığı ile görüşeceklerini ve konuyu orada da dile getireceğini belirten Güllü, “büyük bir yanlışlık” olarak nitelendirdiği yasa teklifine ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Özellikle 2021 yılının kuraklık, iklim değişiklikleri gibi, ekonomik kriz, covid 19 salgınının da tetikleyeceği insanı yardımlara ulaşma aşamasında sivil toplumun önüne çekilen bir set olarak görüyorum. Bu anlamıyla bu yanlış, planlı programlı yapılmamışsa, (hayır gözden kaçırıldı’ denilerek çıkarılmasına da razıyız.”

1980 ÖNCESİ HATIRLATMASI

Kendisinin kadın konusunda çalıştığını, kendisini sevmeyenlerin de olduğunu ve kendisi ile ilgili medyada onlarca beyanat olduğunu hatırlatan Canan Güllü, “Yarın biri çıkıp beni teröristlikle suçladığında, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’na kayyım atanmasına, mal varlığına el konulmasına kadar gidecek bir süreç. Teröristin ne olduğunun tanımının yapılmadığı bir ülkede ihbarla; 1980 öncesi çok canların yandığına da tanık olduğumuz için böyle bir felakete gitmemesi gerekir. Türkiye, demokrasisi adına doğru adımları atacak ülke olmalı” diye konuştu.

Bu yasa teklifine, ayrımsız tüm derneklerin, sivil toplum örgütlerinin karşı olması gerektiğinin de altını çizen Canan Güllü, “Bütün kadın, sadece kadın değil bütün sivil toplum örgütleri,  insan  hakları savunucularının, hak savunucularının karşı çıkması gerekir. Bir ayrıştırma olmasın ne olur” dedi.

‘TERÖRÜN FİNANSMANININ ENGELLENMESİ ÖNEMLİ AMA…’

Güllü iktidarın ne amaçladığına ilişkin de şunları ifade etti:

“Tüm örgütler için ‘demokrasin kılıcı’ gibi. 2021’in bir şablonunu ortaya koymaydı bu,  Genel Kurullarımız 2021 Mart’ına ertelendiğinde ‘bir şeyler planlanıyor’ diye söylemiştim. Bu metin içine sıkıştırılarak, bu metni özünden ayırarak böyle bir düzenleme getiriliyor. Terörün finansmanı önemlidir bu ülkede, bu finansmanla fetö darbesini yaşamış bir ülkeyiz. Bu anlamda özünün önemini gözden kaçırmamak, ama bu düzenlemelerin de metinden çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz.  Burada asıl olan sivil toplumun hak arayış mücadelesinin engellenmesidir.”

İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARI MECLİS’TE GÖRÜŞME YAPTI

İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, İnsan Hakları Ortak Platformu (İHOP) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) heyeti olarak Meclis’te AKP, CHP, HDP ve Deva Partisi temsilcileri ile görüşerek, kaygılarını dile getirdiklerini ve söz konusu maddelerin yasa teklifinden çıkarılması gerektiğini söylediklerini aktardı.

AKP Grup Başkanı Naci Bostancı’nın, itiraz noktalarını not aldıklarını ve değerlendireceklerini, bu konuda başta STÖ’lerin de itirazları olduğunu söylediğini belirten Türkdoğan, teklifin bu haliyle yasalaşması halinde, özgürlenme özgürlüğünün zarar göreceğini, zorunlu ve rutin denetimlerle bakanlığın dernekler üzerinde bir vesayetinin yaratılacağını söyledi.

Türkdoğan, teklifin bu haliyle yasalaşması halinde olabilecekleri şöyle anlattı:

“Görevden alma gerçekleşirse Medeni Kanuna göre zaten mahkeme devreye girip, kayyım atayacak.Kayyım anlayışı vesayetçi bir anlayıştır. Kabul edilemez bir şey.”

“Elbette terörün finansmanı önlenecek, terörün finansmanı ile macadele edilecek ama bu tarz yöntemle olmaması gerekiyor” diyen Türkdoğan, Türkiye’de uygulamanın suistimal edileceği kaygılarını da dile getirdi. Türkdoğan, “Çünkü Türkiye’de uygulama çok büyük problemdir. Bu kadar sıkıntılı uygulama problemi varken, idareye bu kadar geniş yetkiler tanınması, idarenin  çok geniş yetkilerle donatılıyor olmasını kabul etmemiz mümkün değildir.  Burada sivil toplumun güvencesi yok ediliyor” diye konuştu.

 

Yorumlar kapatıldı.