İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Terörün finansmanının önlenmesi adı altında STK’lara cendere; Terör bahane, yetkiler şahane

Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi, iktidara STK’lar konusunda, onları cendereye alabilecek geniş yetkiler getiriyor. Teklif ile başta insan hakları dernekleri olmak üzere, kadın hakları, mülteci hakları, çocuk, gençlik hakları ve LGBTİ+ hakları alanında faaliyet gösteren dernek ve vakıflar, çeşitli hukuk dernekleri, sosyal mücadele yürüten dernekler ile sosyal yardım için fon kaynakları kullanan dernekleri, hemşeri dernekleri, spor kulüpleri, farklı inanç gruplarının dernek ve vakıflarının tümü tek imza ile kapatılma riskiyle karşı karşıya.

HDP milletvekilleri Züleyha Gülüm, Mehmet Rüştü Tiryaki ve Abdullah Koç tarafından hazırlanan HDP’nin Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi’ne muhalefet şerhinde, terörün finansmanının önlenmesi adı altında, aslında sivil toplum örgütlerinin, derneklerin hedef alındığı, yasa teklifinin anayasa ve uluslararası sözleşmelere de aykırı olduğu ifade edildi.

43 maddelik teklifin sadece 6 maddesi asıl konuyla ilgili iken, kalan maddelerle ise iktidar toplumsal yapıyı hedef alıyor.

HDP’nin muhalefet şerhi teklif ile STK’ların nasıl bir cendere altına alınmak istendiğini ortaya koyuyor. Muhalefet şerhinde özetle şu vurgular dikkat çekiyor:

‘ANAYASAYA AYKIRI’

Yasa teklifi, dernek kurma ve örgütlenme özgürlüğüne ciddi müdahale teşkil ettiğinden Anayasa 33. maddesine aykırı.

İçişleri Bakanı ve valiliklerin STK’lerin yönetiminde bulunan ve hakkında terör soruşturması açılmış isimleri görevden alabilmesi, derneğin faaliyetini geçici olarak durdurabilecek olması ve gerekli görürse yönetimlerine kayyım atayabilmesi, daha önce ceza almış ve fakat hakkında TCK-53 üncü maddesi uygulanmış olanların dernek organlarında yer alamaması gibi öngörülen düzenlemeler hem örgütlenme özgürlüğüne hem de Anayasanın 33. maddesine aykırılık içeriyor.

Bu düzenleme,  hukuk devleti ilkesi ve kanun önünde eşitlik hükmüne de aykırı. Anayasa’nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesine, masumiyet karinesine, hakkın özüne dokunulmama, kanunun sınırlandırma ve ölçülü olma ilkesine, kişisel verilerin korunması hakkına, mülkiyet hakkına, Anayasanın 9. ve 11. maddelerine de aykırı.

 TEK YETKİLİ CUMHURBAŞKANI

Teklifin üçünce maddesi, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) kitle imha silahlarının yayılmasının ve finansmanının önlemesine yönelik aldığı kararlara konu olan kişi, kuruluş ve organizasyonların malvarlıklarına el koymayı düzenliyor.  Ancak, 3. maddede bu kişi ve kuruluşların Türkiye’deki malvarlıklarının dondurulması ve/veya dondurulma kararlarının kaldırılmasının, Cumhurbaşkanı’nın Resmi Gazete’de yayımlanan kararıyla gecikmeksizin uygulanacağı belirtiliyor. Teklifin kabul edilmesi durumunda bu konuda tek yetkili Cumhurbaşkanı olacak, Cumhurbaşkanı isterse, bu kişi ve kuruluşlarla dolaylı olarak ilişkisi bulunan ya da onun adına hareket eden hesapları da dondurabilecek.

MAHKEME KARARI OLMADAN MALVARLIĞINA EL KOYMA

Herhangi bir mahkeme kararı olmadan malvarlıklarına el konulması, Anayasanın Masumiyet ilkesini içeren 38. maddesi ile  Mülkiyet Hakkı’nı düzenleyen 35. maddesinin ihlali olacak. Ayrıca anayasanın hukuk devleti olma ve kanunilik ilkelerine de aykırı bir düzenleme olup, Anayasaya aykırı bir şekilde malvarlığına el koyma yetkisi geniş bir yetkiyle Cumhurbaşkanlığına veriliyor.

Teklifin 7. maddesinde düzenlenen internet ortamında yardım toplanmasına yönelik düzenlemede de İçişleri Bakanlığının talebi üzerine hâkim kararıyla bu içeriğe erişim engeli konabilmesi getiriliyor.

Hâkimin duruşma dahi yapmaksızın erişim engeli kararı verebilmesinin önünün açılması, İçişleri Bakanlığının konuya doğrudan müdahalesi, yardım toplama faaliyetlerinin durdurulması anlamına geliyor. Toplumsal dayanışmayı hedef alan bu düzenleme ile yurttaşlar ivedi durumlarda kampanya yapamayacak yahut toplanan paranın doğrudan hazineye aktarılmasına karşı bir şey yapamayacak, Her ne kadar yasa koyucu itiraz hakkını öngörmüş olsa da önerilen itiraz hakkının neticeye ne kadar etkili bir şekilde uygulanacağı da şüpheli.

SMA HASTALARI İÇİN YARDIM KAMPANYASI YAPILAMAYACAK

Yurt içinde ve yurtdışında yapılacak olan yardım kampanyalarının usul ve esaslarının yönetmelikle düzenleneceği de 8. maddede ifade ediliyor. Yönetmelikte yer alacak olan ayrıntılar, yardım faaliyetlerinin ve kampanyaları açısından ağır prosedürler ve bürokratik engellemeleri de beraberinde getirebilecek. Bunun da son yıllarda acil hastalık (SMA’lı çocuklar vb.) durumları için kullanılan yardım kampanyalarının amacına ulaşmasını etkileyecek.

9.madde ile yardım toplama faaliyetleriyle ilgili konularda, kamu kurum ve kuruluşlarına bankalar dâhil gerçek ve tüzel kişilerden her türlü bilgi ve belgeyi isteyebilmesine imkân tanınıyor. Kamu kurum ve kuruluşlarına verilecek bu olağanüstü yetki de kişisel verilerin korunmasına aykırı. Bankalar dahil denilerek yurttaşların hesaplarının en detaylı bir şekilde incelenmesine olanak tanıyacak olan bu düzenlemenin herkesi “terörist” ilan edebilmenin bir diğer yolu olmasını da beraberinde getiriyor. Bu, bankalardan kişi bilgilerine ve mevduat bilgilerine erişim yurttaşların hesaplarına el konulmasına dair uygulamaları da meşru kılacak ve hatta bankacılık sistemini dahi tehdit edebilecek.

PARA CEZALARI AĞIRLAŞTIRILIYOR

Teklifin 10. maddesi ile idari para cezalarının arttırılması, miktarı ve idari yaptırımı düzenleniyor ki, idari para cezalarının artırılması, yaptırımların ağırlaştırılması anlamına geliyor. Mevcut yasada 700 lira olan para cezası 285 kat artarak 200 bin liraya kadar çıkabilecek; izinsiz yardım toplayanlara 5 bin liradan 100 bin liraya kadar para cezası öngörülürken, bu eylemin internet ortamında yapılması halinde ise 10 bin liradan 200 bin liraya kadar para cezası uygulanabilecek.

İzinsiz para toplanmasına yer ve imkan sağlayanlara ise uyarılmalarına rağmen bu faaliyeti sonlandırmamaları halinde 5 bin lira para cezası öngörülüyor. Bu, açıkça para cezası uygulamasının amacı ile örtüşmeyen bir madde olup, ölçülülük ilkesinden verilen tavizin açıkça kötü giden ekonomi için bir can simidine dönüştürülmesi niyeti olarak gözüküyor.

5253 sayılı Kanunun 19’uncu maddesinde değişiklik getiren teklif ile derneklerin denetimi geniş bir şekilde artırılıyor. Mevcut durumda İçişleri Bakanı veya mülki idare amirinin talimatıyla yaptırılan denetimlerin, yine bu talimatla ve açıkça, kamu görevlileri eliyle üç yılı geçmeyecek şekilde düzenli olarak her yıl yapılacağı hüküm altına alınıyor.

Kamu görevlilerinden kastın kim olduğu belirsiz olmakla beraber daha önce herhangi bir periyoda bağlanmamış denetimlerin her yıl yapılacak şekilde periyoda bağlanması öngörülüyor. Birçok muğlaklık barındıran maddede, hangi bilgi ve belgelerin kimler tarafından ne kadar süreyle kullanılmak üzere istenebileceği konusu da belirsiz. Bu açıdan da anayasanın 20 maddesine aykırılık içeriyor.

DERNEKLERİN DENETİMİ RUTİNLEŞECEK

İçişleri Bakanlığı ve dernek denetçileri dışındaki kamu görevlilerine de bu denetim yaptırılabilecek. Bu da polis, jandarma, bekçiler dahil olmak üzere kamu görevlisi sıfatı taşıyan herkesin bu denetimi yapabilmesi anlamı taşıyacak. Bu denetimlerde bilirkişi de görevlendirilebilecek. Teklifin Dernekler Kanununun19. maddesini değiştiren 13. maddesinin bir diğer özelliği, denetlenen dernekle ortaklığı bulunan derneğin de denetlenmesini otomatikman sağlaması. Dolayısıyla bir dernek başka bir derneğe hibe vermiş ise veya herhangi bir ortak çalışma tarih etmişse, denetlenen dernekten yola çıkılarak diğer bütün derneklere denetimin yolu açılmış olacak.

YARGI KARARININ KESİNLEŞMESİ BEKLENMEYECEK

Teklifin 15. maddesi ile kâr amacı gütmeyen kuruluşlar üzerinden terörizmin finansmanının sağlanmasını engellemek için bu kuruluşlarla ilgili soruşturma başlatılması durumunda soruşturma başlatılan ilgili kişilerin İçişleri Bakanı tarafından görevden uzaklaştırılması öngörülüyor. İkinci fıkra ile  “sakınca görülmesi” durumunda İçişleri Bakanına, derhal mahkemeye başvurmak suretiyle, ilgili derneği geçici olarak faaliyetten alıkoyma yetkisi veriliyor. Bu haliyle düzenleme, masumiyet karinesine aykırılık içeriyor. Bu düzenleme ile hakkında henüz nihai bir karar verilmemiş kişi hakkında idareye geniş bir yetki tanınıyor. Hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı olmaksızın kişi hakkında yaptırım uygulanması, temel hakkının kısıtlanması ve  derneğin faaliyetlerinin durdurulması masumiyet karinesine ve lekelenmeme hakkına aykırılık içeriyor.

ÖRGÜTLENME VE DERNEK KURMA HAKKI HEDEFTE

Anayasanın, örgütlenme ve dernek kurma hakkına aykırı olarak, İçişleri Bakanlığına dernek kurma hakkını keyfi bir şekilde ortadan kaldıracak orantısız, belirsiz ve geniş yetkiler tanıyor.  Yargının geldiği nokta da değerlendirildiğinde, muhalifler ve STK’lar üzerindeki baskı artacak, haksız ve keyfi müdahaleye açık hale gelecek.

Terör, terörist ve terörizm gibi kavramların TCK ve TMK’da geniş tanımlanması bu öngörülen yasanın uygulamada daha problemli hale gelmesine sebep olacak. Bu düzenlemenin sadece muhalif ve hak temelli çalışma yürüten STK’ları bertaraf etmeye yönelik kullanılması ihtimali yüksek gözüküyor. Bunun en yakın örneğini 2016 yılında darbe bahanesi ile OHAL KHK’leri ile muhalif ve hak alanında çalışan STK’ların kapatılması oluşturuyor.

Bu teklif ile birlikte iktidar dernekler, vakıflar, ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarını doğrudan hedef alacak şekilde iç hukukta düzenleme yapmayı amaçlıyor.

Adı, kitle imha silahlarından bahsetse de teklifte yer alan 43 maddeden yalnızca 6’sı buna ilişkin olup, 7 madde dernek faaliyetlerini, 4 madde ise Yardım Toplama Kanununu ilgilendiriyor.

Yürütme erkinin bu denli yetkilendirilmesi otoriterlikten totaliterliğe geçişte sivil, siyasal ve ekonomik toplumların/işlemlerin örüntü içerisine alınmasına işaret ediyor. Bu yönüyle 2015 yılından beri iktidarın çizdiği yol ve rotanın bir devamı olarak totaliter rejimin inşası “kanunileştirme taktiği” ile gerçekleştirilmek isteniyor. Öte yandan iktidar “kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanını” bahane ederek içerideki istibdat rejimini derinleştirmeyi hedefliyor.

HDP’NİN ÖNERİLERİ

Paket, içerdiği birçok düzenleme ile başta Anayasa olmak üzere, mevcut yasalara, Türkiye’nin taraf olduğu Uluslararası sözleşmeler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkeme’nin kararlarına açıkça aykırılık teşkil etmekle beraber, Dernekler Kanunu’nda yapılmak istenen değişiklik, uluslararası hukuk başta  olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve iç hukuktaki ilgili diğer düzenlemelerle uyumlu görünmüyor. İlgili değişikliklerle amaç, kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanının önlenmesi ise, kanun maddeleri bu çerçevede kaleme alınmalı, düzenlemenin kapsamı belirtilen hususlarla sınırlandırılmalı ve gerekçede belirtilen amaçlar açıkça belirlenmelidir.

Yürütme organına verilen derneğin faaliyetten alıkoyma veya organ veya organlarındaki üyelerin görevden uzaklaştırılması yetkisinin Anayasa ve uluslararası hukuk ile uyumlu olmaması sebebiyle, örgütlenme özgürlüğü esas alınarak yeniden değerlendirilmelidir.

Soruşturma aşamasında olan bir dosya için verilecek ölçüsüz bir tedbir hak kayıplarına ve mağduriyete neden olabilecektir. Bu anlamda ancak Mahkeme kararı ile ve çerçevesi belirli ve sınırlı olan hallerde bir düzenleme yapılmasının mümkün olması gerekmektedir

Örgütlenme özgürlüğüne sınırlama getiren söz konusu değişikliğin sivil toplum örgütlerinin görüşleri de alınarak yeniden düzenlenmesinde büyük fayda bulunmaktadır. Temel ilke ve prensipler başta olmak üzere, hazırlanacak Kanun ve ilgili yönetmelikler de dâhil olmak üzere tüm konularda görüşleri alınmalı ve bu çalışma gerçek anlamda katılımcılığı sağlamaya yetecek bir sürece yayılmalıdır. Nitekim sivil toplum örgütlerini doğrudan ilgilendiren bu tür konularda görüşlerine başvurulması uluslararası hukukun da bir gereğidir

Teklif, mevcut 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu ile 5253 sayılı Dernekler Kanunu Anayasa ve Örgütlenme Özgürlüğü için Rehber İlkeler (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı ve Venedik Komisyonu) doğrultusunda gözden geçirilmeli ve iyileştirilmelidir.

Teklif neler getiriyor?

Eğer teklif kabul edilirse;

*Cumhurbaşkanı’na mal varlığını dondurma yetkisi verilecek.

*İnternet ortamında yardım toplanmasıyla ilgili olarak erişim yasağı getirilebilecek.

*Yardım toplama faaliyetleriyle ilgili bankalar da dahil kamu kurum ve kuruluşlarından kişisel verileri korumaya aykırı olarak bilgi, belge istenebilecek.

*İçişleri Bakanlığı kararıyla yargı kararı olmadan soruşturma aşamasında dahi derneklerin faaliyetleri , OHAL döneminde KHK’lerle yapıldığı gibi “geçici süreyle de olsa” durdurulabilecek, yöneticileri görevden uzaklaştırılabilecek, derneklere kayyım atanabilecek.

*Derneklere keyfi ve orantısız para cezaları verilebilecek .

*Avukatlara, teklifte sayılan yasaklı işler kapsamında “avukat-müvekkil gizliliğine” ve “avukatın sır saklama yükümlülüğüne” aykırı olarak müvekkillerine ait tüm bilgi ve belgeleri paylaşma zorunluluğunu getirecekler.

*Keyfi uygulamalar yurtdışında bulunup Türkiye’de faaliyet yürüten tüm kuruluşlara da uygulanabilecek.

*Kanun kapsamında daha önce ceza almış kişiler, memnu hakları iade edilmiş olsa dahi dernek, vakıf yöneticisi olmaları ömür boyu yasaklı hale gelecek.

*Dernekler uzman olmayan kişiler tarafından keyfi bir şekilde denetlenebilecek; kamu görevlisinden kastın ne olduğu belli olmadığı için polis, jandarma dahil bu denetimi yapabilecek.

*Bir dernek başka bir derneğe sadece hibe verdiği veya ortak çalıştığı için kendisi de ayrıca denetime tabi tutulabilecek.

*Dernekler tek imza ile kapatılma riskiyle karşı karşıya kalacak

*Başta insan hakları dernekleri olmak üzere, kadın hakları, mülteci hakları, çocuk, gençlik hakları ve LGBTİ+ hakları alanında faaliyet gösteren dernek ve vakıflar, çeşitli hukuk dernekleri, sosyal mücadele yürüten dernekler ile sosyal yardım için fon kaynakları kullanan dernekleri, hemşeri dernekleri, spor kulüpleri, farklı inanç gruplarının dernek ve vakıflarının tümü tek imza ile kapatılma riskiyle karşılaşacak, bu konuda açılacak idari davalar yıllarca süreceği için pratikte “hızlı kapatma” prosedürü yaratılmış olacak. Yine İnternet ortamında örneğin SMA hastaları gibi hastalar, öğrenciler, yardıma muhtaç kişiler için toplanan yardımlar kriminalize edilebilecek, dayanışma duygusuyla oluşturulan girişimlerin önü kesilebilecek.

Yorumlar kapatıldı.